Yol Ayrımlarında İlk Düşünülen Karar Hep Doğru Olandır

Avrupa Yakasının senaristi Gülse Birsel karar almak üzerine fikirlerini yazdı. Robert Frost’un “az seçilen yol” şiirinin de fonda olduğu bir yazı…
Okuyalım okutalım, çünkü “Burhan Altıntop’lar kolay yetişmiiyyi!”

Çok yakın bir arkadaşım bizi doğumgününe davet etti. Pasta kesilmeden az önce, hepimize Robert Frost’un Sapılmamış Yol şiirinin (Yol İkiye Ayrıldı diye de tercüme edilmiştir) yazdığı birer kâğıt verdi ve hayatımızda sapmadığımız hangi yolun, kaderimizi değiştirdiğini anlatmamızı istedi!Önce sıcak bir öğleden sonrası gevşekliğiyle bu görevi protesto edip, dedikodu yapmayı tercih edeceğini söyleyenler çıktı. Sonra kendimizi kaptırdık…

Bir arkadaşım, Amerika’da aldığı parlak bir iş teklifini reddedip, âşık olduğu için Türkiye’ye döndüğünü, sapmadığı o kariyer yolunun kaderini nasıl değiştirdiğini anlattı. Bir diğeri kendisini yıpratan bir aşkı, evlilik arifesinde nasıl ani bir kararla bitirdiğini… Bir başkası, asla çocuk yapmayı planlamadığı bir dönemde karşısına çıkan bu yola, nasıl aniden saptığını… Bir diğeri de işletme eğitimini yarıda bırakıp istediği bambaşka bir mesleğin peşinden gittiğini…


ARKAYA BAKMAMAK LAZIM

Sadece iş, aşk ve çocuk alanındaki yollardan bahsedilmedi tabii. Kilo vermek, seyahate çıkmak, birinin suratına telefon kapatmak gibi ufacık kararların bile hayatı ne kadar çok etkileyebildiğini konuştuk. Öteki yol seçilseydi senaryo nasıl gelişirdi, kimimiz üç aşağı beş yukarı tahmin ettik, bazılarımız hayal bile edemedi. Ama herkes seçtiği yoldan üç aşağı beş yukarı memnun görünüyordu. Ben dergi editörüyken, bir akşamüstü çalan telefondan bahsettim. Telefonun öbür ucunda atv’nin tanıtım bölümü vardı ve yeni hazırlamakta oldukları bir programın anlatıcılığı için deneme çekimi yapıp yapamayacağımı soruyorlardı. Programın adı g.a.g. olacaktı. Önümde iki yol vardı, “Çok teşekkürler, ilgilenmiyorum,” demek veya onların rica ettiği gibi alt kata inip yüz yüze konuşmak…

Sebebini bilmiyorum ama ikinci yolu seçtim! Ve galiba hayatımın en doğru kararlarından birini vermiş oldum! Dün bir röportajda, geldiğim noktada nelerin etkili olduğunu sordular. Çalışma mı, yetenek mi, şans mı? Belki hepsi. Belki de hiçbiri. Galiba kaderimizi esas değiştiren, verdiğimiz cesurca kararlar. Bir yolu seçmek ve sonra arkaya bakmamak… Secret kitabı ve belgeseli, bu yıl bütün dünyada olay yarattı. Etrafta arabasının dikiz aynasına, bilgisayarının, buzdolabının üzerine “Bir hafta içinde aşkı bulacağım,” “Trilyonlarca para kazanıp villa alacağım,” “Kısa zamanda başarılı ve ünlü olacağım, herkes bana bayılacak,” yazmış insanlar görüyorum. Kusura bakmasınlar, bu ipuçlarını görür görmez, onlar hakkında ilk düşündüğüm; ümitsiz durumda oldukları! 45 yaşında birinin Olimpiyat koşucusu, iki lafı bir araya getiremeyen bir cahilin, aniden ünlü bir romancı olması için Secret değil, mucize gerekir! Ama şuna katılıyorum, hayatta doğru yollara sapmak, insanın kendi elinde.

Hatta bazen o yolları yaratmak bile! Robert Frost’un şiirinin son kıtası şöyle: Anlatacağım derin bir iç çekişle Yıllar yılı, her zaman, her yerde Ormanda yol ikiye ayrıldı Ve ben daha az katedilmiş olanı seçince Bütün farkı bu yarattı! Galiba yol ayrımlarında ilk düşünülen ve uygulanan kararın hep en doğru karar olduğu zamanla ortaya çıkıyor. Herkes kendi yolunu kendisi seçtiği zaman kader daha merhametli davranıyor. Zira pişmanlık, yeryüzünün en faydasız duygusu!

Beyin Kaslarını Geliştiren 7 Emir

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası, daha yaratıcı bir zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor. IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre, bu cihaza program yüklemek bizim elimizde. Wired’ın 12 maddelik beyin egzersizi rehberinden bir seçme yaptık…1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.

2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekâyı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.

3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. ’Savunmacı ol, çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.

4.PANİK YAPMAYACAKSIN
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.

5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN
Hayata karışın. UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.

6.EGZERSİZ YAPACAKSIN
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.

7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner, “Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,” diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.

Siz küçücük gülümseyin, hayat değişsin!

İş-güç, okul, sınavlar, yapılması gereken işler, aile içindeki dertlerimiz, iş yerindeki sorunlarımız, özel hayatımızdaki iniş-çıkışlar, ülkemizdeki yerli-yersiz kavgalar…
Bunların her biri bizleri biraz daha da karamsarlığa itiyor, yüzümüze acı ve üzüntü karışımı bir duyguyu taşıyor, ileriye dönük umutlarımızı yerle bir ediyor. Önümüze konulan büyük amaçları başaramamanın sırtımıza getirdiği yük, her geçen gün bedenimizi birden uzaklaştırıyor. Umutlar kayboluyor, cesaret kırılıyor, psikolojiler bozuluyor, toplum rahatsızlanıyor.
Hiç durup 5 dakika düşündünüz mü? Her şey gerçekten o kadar da kötü mü? Bu kadar kötü bir hayat gerçek olabilir mi? Başarısızlık ve mutsuzluk kaderimiz mi?

Şimdi hep birlikte şu hikayeciğe kulak verin.

Küçük kiz, hüzünlü bir yabanciya gülümsedi. Bu gülümseme adamin kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakin geçmiste kendisine yardim eden bir dosta tesekkür etmediğini hatirladi. Hemen bir not yazdi, yolladi. Arkadasi bu tesekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garsona yüklü bir bahsis birakti. Garson, ilk defa böyle bir bahsis aliyordu. Aksam eve giderken, kazandiği paranin bir parçasini her zaman köse basinda oturan fakir adamin sapkasina birakti. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki… Iki gündür boğazindan asaği lokma geçmemisti. Karnini iki günden beri ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki odasinin yolunu islik çalarak tuttu. Öyle neseliydi ki, bir saçak altinda titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağina aliverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sicak odada sabaha kadar kosusturdu. Gece yarisindan sonra apartmani dumanlar sardi. Bir yangin basliyordu. Dumani koklayan köpek öyle havlamaya basladi ki, önce fakir adam uyandi, sonra bütün apartman kalkti. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularini kucaklayip, ölümden kurtardilar.
Bütün bunlarin hepsi, hiçbir maliyeti olmayan bir “TEBESSÜM”ün sonucuydu..

Evet, Bir günlük hayatımızda bizi mutlu edecek o kadar fazla ayrıntı var ki birazcık bunlara odaklanmamız, birazcık detaylarla kendimizi mutlu etmemiz gerekiyor. Modern hayatın üzerimizde oluşturduğu baskı, sürekli daha iyisini istememize, daha çok tüketmemize sebep oluyor. Bu da insanın mutlu olmasına değil, mutsuz olmasına hizmet ediyor. Şimdi aşağıda başarılı öğrencilerce hazırlanan videoyu da izleyin ve mutlu olmayı bir kez daha düşünün

Dengesiz espriler

- Abi beni niye anlamıyon, sende idrak yolları enfeksiyonu mu var?
- Dün bir Amerikalı gördüm abi. Nassı İngilizce konuşuyo görecen.
- Dünya delikanlı olsaydı yuvarlak olmazdı.
- Üniversite öğrencisinden okey, bilardo dersleri.
- Sanık! Ayağa kalk! ve çocuklu kadınlara yer ver.
- Kopye gelecek yeden kola esirgenmez.
- Kumarı bırakacağıma bire on bahse girerim.
- Bilmemek ayıp değil yeterki çaktırma.
- Daha son kullanma tarihine çok var. Yavaş iç meyve suyunu.
- Eskiden hiçbir işi tamamlayamazdım ama bu ke
- O kadar kekemeydi ki, kendisine saldıran adama “Ben sizin bildiğiniz kızlardan değilim” diyene
kadar bizim bildiğimiz kızlardan oldu.
- Düşün ve hepimizi şok et böylece.
- Son gülen hep sen olacaksın. Çünkü herşeyi geç anlıyorsun.
- Kendim için istiyorsam namerdim. Allah’ım annem için bana zengin ve güzel bir gelin ver.
- 1958′de içilen kahvelerin hatrı dolmuştur. İlgilenenlere duyurulur.
- Kızlarda baktığım ilk şey onların bana bakıp bakmadığıdır.
- Reklamların en heyecanlı yerinde film koymalarına sinir oluyorum.
- Eğer intihar etmezsem ölürüm ya!..
- Sözlüden zayıf aldım ama olsun önemli olan katılmaktı.
- Yok abi, bu teknolojik gelişmenin SONY glmez.
- Bu yaşta bu zeka, ilerde mutlaka geri zeka.
- Paranın ne önemi var. Mühim olan miktarı.
- Ayakkabılarınızı kirletmeyin. Çoraplarınızın içine giyin.
- Bugün hangi semtlere temiz hava verilecek?
- Asansör bozuktur. En yakın asansör karşı apartmandadır.
- Nefes alamıyorum. Atmosferi açın.
- Amerikan futbolu spor ise savaş olimpiyattır.
- Ders çalışmak bir eğlencedir ama canım hiç eğlenmek istemiyor.
- Yüce şeytan! Sen bizim sevaplarımızı bağışla.
- Allah seni mutluluk yağmurları altında şemsiyesiz bıraksın.
- Bugün bundan sonraki hayatımın ilk günü.
- Tam düne alışırken bugün oldu.
- Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğim.
- Kaynanam kayboldu. Görenlerin görmemezlikten gelmeleri rica olunur.
- İlahi Azrail! Sen adamı öldürürsün.
- Başına kuş pislemiş, anaaa jöleymiş.
- Sekiz zayıflı bir karne kaybolmuştur. Bulanların insaniyet namına çöpe atmaları rica olunur.
- İçine ders çalışma isteği gelirse sakın telaşlanma, otur geçmesini bekle.
- Tek maddelik anayasa önerisi : “Herkes kafasına göre takılsın.”
- Aaa! Annemle babam aynı gün evlenmiş.
- Annemler dört kardeş, hayret dayımlar da dört kardeş.
- Paraya para demezdi, çünkü “r”leri söyleyemezdi.
- Futbolcular, çimlere basmayalım.
- Şşşt! Yavaş solla şoför uyuyor.
- Gelinle damadın ayağına basacaksın, gırtlağına değil.
- Eğer birisini unutmak istemiyorsan ona borç ver.
- Ne güzel, senin zeka sorunun yok. Çünkü senin zekan yok.
- Aşk + hayale dalmak = Sınıfta kalmak
- Tam öğrenmeye başlamıştım, okullar kapandı.
- Beni takip etme, kayboldum.
- Şehri terkediyorum, hesap lütfen.
- Sağlam yaşa, pahalı çal, hızlı kaç.
- Ölenle ölünmez, mirasına konulur.
- “Bütün kadınlar güzeldir” lafı sürümden kazanmak isteyen erkeklerin uydurmasıdır.
- Ozon delik, dünya yuvarlak. Abi ne sapık bir gezegende yaşıyoruz.
- Where is the hareket, there is the bereket.
- No rahmet, without zahmet.
- Oldu, gözlerim doldu.
- Gerizekalılığın üniversitesi olsaydı, seni dekan yaparlardı.
- Dünyada oksijeni karbondioksite çevirmekten başka işlere de yaramalısın.
- Kadın hakkı yoktur, çünkü Hakkı erkek ismidir.
- Edison elektriği buldu, faturasını biz ödüyoruz.
- Bekarlık sultanlıktır, fakat er ya da geç demokrasiye geçilir.
- Güzellik Allah vergisidir. Sivilceler ise KDV’si.
- Sırtımda çok büyük bir yük var. Aa! O da ne? Okul çantasıymış.
- Telefon numaramı kaybettim, sizinkini ödünç alabilir miyim?
- Sigara ölümdür! Türk genci ölümden korkmaz.
- Stres, sınavda kopyasız kalmaktır.
- Sıkıcı dersleri değerlendirin. kitabınızın kenarını süsleyin.
- Gül de dişlerin hava alsın.

ünlülerin ve futbolcuların konuşma hataları :)

Normal yasaminda gayet normal iletisim kurabilen insanlar nedense televizyon programlarinda, özellikle canli yayinlarda bu yetilerini kaybedebiliyorlar.
Buyrun bakalım arkadaşlar…

Ömer Çavusoglu: Elini vicdanina koy!..
Ihsan Kalkavan: Tamam koydum…

Muhabir: How was Sergen’s freekick goal?
Van Hooijdonk: It was fantastic…
Lig Tv muhabiri: Evet sayin seyirciler çok fantastikti diyor…

Gülben Ergen: 6 kilo verdim, toplam 5 ayda. Ayda 2 kilo kadar yani… (2X5=6)

Ibrahim Tatlises: Ben Müslüm Baba’nin terini bardaga koyup içerim!..

Emre Asik: 90 dakika boyunca terimizi islattik… (Fenerbahçe-Besiktas maçi sonrasi)

Sansal Abi: Ne kazanan memnun hakemden ne deee… Tabii kazanan yok kazanan Türk futbolu… (2-2 biten FB-BJK maçi sonrasi toparlamaya çalisiyor.)

Ümit Aktan: Cordoba topu kucagina alma yetkisi olan iki adamdan biri, digeri Recep…

Erman Hoca: Yav Letonya’nin defansi kalas gibi, kessen iki oturma takimi bir masa yaparsin…

Güntekin Onay: Italyan yönetmen bu maçi simdilik iyi yönetiyor… (2.Yarida) Alman hakem iyi yönetiyor, yaptigimiz hiçbir faulü görmüyor!.. (Lazio-Besiktas maçinda)

Ahmet Çakar: Hasan kossa anlarim ama durarak hareket ediyor…

Hakan Sükür: Benim de hiç hatam oldu demiyorum…

Güntekin Onay: Sergen 1 metre içerdeydi ve adeta Stam`in belinden su aldi… (Lazio-Besiktas maçinda)

Show Radyo Sunucusu: Zago`nun kel kafasindan kayan top hiz kazaniyor… (Gençlerbirligi-Besiktas maçinda)

spoR SPİkerLERindEN inCİler

(8 - 0)lik ingiltere macini anlatan spikerin, asagidaki iki guzide cumleyi sarfettigi soylenir.
“evet sayin seyirciler, ingilizlerin bir atagini daha gol yiyerek savusturduk.”
“mac bitti biz hala gol yiyiyoruz sayin seyirciler.” :biggrin:

-çok tehlikeli bir yerden korner kullanıyorlar
tabi ki bülent karpat

güntekin onay 13 mart 2002 as roma galatasaray maçını anlatmaktadır. maç 1-1 biter, tam oyuncular soyunma odalarına gider iken futbolcular arasında kavga çıkar, akabinde güvenlik güçleri ile bizim cengaverler sille tokat birbirine girişirler : “evet sayın seyirciler, bizim futbolcularımız roma’da polis dövüyorlar… yapmayın çocuklar… lima türkiye’nin gaziantep’in çok ekmeğini yedi, yakışmıyor ona…

oğuz tongsir - şimdi galatasaray’da volkan diye bir futbolcu var. orta sahada topu aldığı zaman yana, sağa, sola değil, direk “dikine” oynayabilen bir futbolcu..
ali sami alkış - (mırıldanarak) başına s koysan da olur, öyle oynuyor çünkü..

16 eylül 2004 trabzonspor athletic bilbao maçı
“trabzon’da kemençelerin sapı golle donatılıyor sayın seyirciler”

29 haziran 2005 brezilya arjantin maci.
ilker yasin mac sirasinda yagan yagmuru, “islak yagmur taneleri…” diye tanimlami$, bizim gibi bu konudan bihaber izleyicileri aydinlatmi$tir

beşiktaş galatasaray maçındaki bir pozisyonun ardından show radyo…
- topa son dokunamayan carew…

orhan ayhan
31 ekim 2004 galatasaray akcaabat sebatspor
iki takımda iyice durdu sanki sahura kalkacaklar, o da ne hasan kalktı ama durdu. :ehueh

adananin ozel kanallarinin birindeki spiker:
-eveet adana demirspor sahaya “yaklaşık” 11 kişi cikti. :süper :koptum

16 aralik 2005 kayserispor galatasaray maçı, radyo 7 spikeri ümit karan’ın golü için fena gaza geliyor:
“evet sayın dinleyenler kayseri atatürk stadında golü kimse görmedi, kaleci ivankov görmedi, 25 bin taraftar görmedi, ben bile görmedim.. diyebilirim ki ümit karan kaleye şut atmadı adeta tabancayla mermi attı kurşun attı”
hey maşallah :biggrin:

6 aralik 2005 psv eindhoven fenerbahce maçında sabri ugan:
- top az daha fenerbahçe golü olarak psv fileleriyle buluşuyordu.. (cümleye bakar mısınız!)
- aurelio’nun devam edip edemeyeceği az sonra belli olacak!
- milan schalke maçı 3-2 berabere devam ediyor. :confused:

yıllar önce bir şampiyonlar ligi maçı.star tv de bülent karpat ilk kez spikerlik yapacak.heyecandan sesi titriyor çuvallayacağı her halinden belli.hakem düdüğünü çalıyor ve bülent karpat’ın yaran repliği hafızalara kazınıyor:
-eee..ööö…düt !! maç başladı… :biggrin:

16 kasim 2005 turkiye isvicre maci:
sayin seyirciler, size isviçreli futbolcular hakkinda da bilgi vermek istiyorum, ama… bosverin…
:p
1 aralık beşiktaş zenit maçında spiker
- hakem ofsayta karar veriyor yardımcısının yardımıyla.. :biggrin:

25 agustos 2005 besiktas fc vaduz maci spiker abimiz döktürüyor. ailton yan hakemi sözlü olarak uyardı.
nasıl yani? kart da çıkarsaydı keşke

7 eylül 2005 ukrayna türkiye maçı
ümit aktan:
evet sayın seyirciler hakem ukraynalı oyunucuyu maçtan sonra evlat edinecekmiş gibi davranıyor. :D

spiker:ümit aktan
2 aralık 2003 galatasaray juventus maçı:
yapma be nielsen yapma!sen hakemsen bende boğaz köprüsünü yapan mühendisim!!”yürü be

türkiye-brezilya maçında spiker sakatlanan alpay için;
“alpay arka ayağını burktu” :koptum

7 eylül 2005 ukrayna türkiye maçı
ümit aktan:
“ukrayna oyuncu değiştiriyor. husin girdi oyuna. top onda..karşısında hüseyin var.
bizimkisi daha hüseyin tabi.”

ukrayna - turkiye maçında 90. dakika civarı 1-0 önde olduğumuz durumda oyuncu değişikliğini işaret eden hakeme duymamış gibi yapan okan için :
- okanın çıkmasını işaret ediyor bizde anlamamış gibi yapıyoruz sayın seyirciler :süper :koptum :ehueh

3 eylul 2005 turkiye danimarka maci, ilker yasin2-1den sonra ilker abimiz artık maçı sunmayı bırakıp antrenörlüğe başlamıştır..
“hamit evet.. hamit topu çok tutma ayağında.. bravo.. ama oraya değil.. ah .. hamit tekrar kazandı.. aferin.. hemen pas ver.. verdi.. okan.. okan koşsana oraya.. şimdi hemen defansa dönün.. aferin volkan.. aferin.. hemen çıkar topu elinden.. hakan sola koş.. bravo.. aferin”

galatasaray-psg maci, ve ercan tanerle t$ sunmaktalardi maci. galatasaray 2-0 one gectikten sonra zeytinburnu spora iki donum arsa kar$iligi * satilan yillanmi$ $arap gibi olan ve simovicin toplarini toplamaktan top kurtarmayi unutmu$ hayrettin uzaktan iki gol yemi$ti. macin geri kalan kisimlarinda rakip takim ne zaman ortasaha civarinda topu alsa spiker ve yorumcu ayni anda bagiriyorlardi:
-`vurdurmmaaaiiinn ordaaaannn, vurdurmaiiin cocuuuklarr`

6eylül 2003 türkiye-yunanistan maçında mehmet baturalp: iki ucu zorlu değnek

moldova maçından ilker yasin buyuruyor.
“ceza sahası ana baba günü gibi…

seksenlerin sonu bir bjk maci spiker orhan ayhandi sunan. vasatin altinda bile sayilyamacak yavaslikta bir macti. bir ara atom karinca riza korner diregine yakin bir noktada topla beraber kendi etrafinda donuyordu, kalktim, baska bi kanal actim * baktim az bir sure, sonra tekrar maci actim. spiker :
- evet sayin seyirciler, riza hala kendi etrafinda donuyor.

6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı radyodan anlatan bir spiker** emre aşık’ın kırmızı kart gördüğü pozisyonda:
-evet çok sert bir hareket, hakem kırmızı kartı gösterecek, aslında emre her renk kartı hak ediyor sayın dinleyiciler. hani ‘omzum ağrıyo bir çık da çiğnele’ dersiniz ya işte emre de aynen öyle yapmış bu pozisyonda

japonya-turkiye* macını anlatan spikerin tribunlerde macı seyreden federasyon yetkililerinin yuzlerindeki ifade ile ilgili muthis analizi: “yuzlerinde mac sonrası sevinecegiz, simdi bekliyoruz. tedirgin bir bekleyis icindeyiz ifadesi var.”

ümit aktan, 17 kasım 2002 fenerbahçe bursaspor maçı’nı radyo d’den aktarırken:
washington’un kaçırdığı her gol sonrası
- o topu gol yapmak için hiçbir şey yapmaya gerek yok. orada ağaç olsa, gelip top çarpsa gol olur.
- dedeler yarışında derece alamamış bir dede bile tekerlekli sandalyeyle o golü atardı.

16 eylül 2003 beşiktaş lazıo maçı sunan güntekin onay
lucescu taktik gereği ahmed hassan ve sergeni yedek tutmaktadır.
ilk yarı bir serbest vuruş kazanılır. güntekin onay yarar.
“hakem* barajı ayarladı. kimin vuracağı belli değil.topun arkasında kaan dobra, ahmet yıldırım biraz solda. pancu kaan dobranın yanında ilhan mansız daha geride.sergen kulübede ”

karli bir gun, spiker umit aktan:
- sahadaki karlarin tamami temizlenememis, buradan bakildiginda saha yogurtlu ispanak gibi gorunuyor.

2 nisan 2003 ingiltere türkiye maçı ve levent özçelik:
- evet sayınseyirciler, dakika 81 ve ingilizler 1-0 önde (biraz bekler) yine öndeler..

abd 1994 italya-irlanda birinci tur macı (canlı yayın):
-staunton uzun oynuyor, italya defansından costacurta karsıladi, o noktada demarke vaziyetteki phelan vuruyoooor…ve bu vurusla irlanda bir sıfırlık bir avantaj yakalıyor (gol desene be adam manyak misin nesin).

fc sion-galatasaray sampiyonlar ligi ön eleme macı
ümit aktan (galibiyetten sonra):
-fc sion un adı bu günden sonra depre-sion olacak sayın seyirciler

abd 1994 almanya-bulgaristan ceyrek final macı (canlı yayın):
-evet golü atan futbolcu letchkov…evet notlarıma bakıyoruum letchkov almanyanın hamburger takımında top kosturuyor…evet yanlıs mı baktım notlarıma diye bir daha bakıyorum…evet gercekten hamburger takımında oynuyor…

yorumcu: çok temiz bir blok çok temiz
spiker: o halde temiz bir blok ama kirli bir düdük diyebilir miyiz?

4 mart 2003 galatasaray malatya kupa macinda, umit aktan radyoda, “kaleci topu pirtlatti sayin seyirciler!”

galatasaray - manchester united şampiyonlar ligi ön eleme 2. maçı.
anlatan : ilker yasin
” artık karşılaşmanın son anları..heyecan dorukta..bayraklarınız hazır mı ? arabalarınız kapıda mı ? ”

5 mart 2003 besiktas genclerbirligi maci esnasında ceza sahası içindeki bi pozisyonun tekrarında , ömer üründül:
- “bak şimdi ahmet hassan’ın çok ince bi hareketi var şurda, alttan geçiriyor” !

orhan ayhan dünya kupasında da bombalarını patlatmaya devam eder.. tam hatırlayamadığım bir çeyrek final maçında isviçreli hakem hakkında yorumlarını zevkimize sunar…
- evet sayın seyirciler bu arada isviçreli hakem aynı tarzan’a benziyor.. gençliğimizde tarzan’in filmlerinde başrol oynayan artistin aynı gençliği.. vallahi çok yakışıklı…

tarih 19/09/2001, mac psv eindhoven-galatasaray, spiker sabri ugan.
(yagmur yagmis, saha islak ve agirdir)
dileriz bu yagmur cimbomun gol ciceklerini sulamak icin yagiyordur!?

ercan taner 4-1′lik muhteşem galatasaray-real mallorca maçını cine5′te anlatmaktadır. okan buruk’un attığı 4. gol esnası ve sonrası ercan ağabey coşar ve okuyunuz neler anlatır:
“arif* süratli, bir çalım arif’ten, rüzgar gibi arif, arif döndü, arif şimdi bir pas, okan aldı… okan…. gooağllll gooağllll gooağlllllll…. üç yetmedi dört oldu, üç yetmedi dört oldu, dört de yetmesin beş olsun altı olsun, harikasınız çocuklar, muhteşem. dört oldu dört dört dört. dört oldu. bu ne şov, bu ne oyun bu ne goller, bravo çocuklar bravo, bravo. işte okan, kaleci. kaleci çimleri yoluyor çimleri, okan’ın golü, dört oldu dörtt”

fener diyarbakır macı…
dıyarbakır 3. golu atıyor
- ve diyarbakır lorantın eline verdi….
kahraman tabii ki umit aktan

moldova maçından
ilker yasin:’sayın seyirciler ergün’ün kanatı taksim gezi parkına dönüştü.’

yorumcu mikrofonu kapadığını sanarak..:
- assiktir olm muhittin yaw.. çok sikindirik bi gol yedik..

spiker: ercan taner
“arif topu aldı… orta arif’ten, hakan bir kafa guuuooool guuuoooollll… hiç farketmez hiç farketmez, alman, italyan, ispanyol, ingiliz, hiç farketmez, harikasın hakan şükür harika, harika. goool gol gol.”

orhan ayhan radyoda beşiktaş-antalyaspor maçının son dakikalarını anlatıyor:
“evet orda bir faul var galiba sevgili dinleyenler.. şu anda tam olarak göremiyorum. yani sevgili dinleyenler, bize de bu stadlarda anlatım için o kadar kötü yerler veriyorlar ki, kıyıda köşede.. biz de burada görevimizi yapıyoruz. mesela şu anda karşımda oldukça heybetli bir bayan var, yani sahayı tam olarak görmem mümkün değil..”

4 eylül 2004 türkiye gürcistan maçı’nda radyo d spikerinin aşağıdaki eklemeleri yaptığı grup.
“kaşınıyoruz, adeta kaybetmek icin oynuyoruz”
“para versek yapmazlar bunu, çizgiden kendi ayağıyla çıkardı” (gürcistanın ilk yarıda kaçırdığı net pozisyondan sonra)
“bu hakemin lisansını carrrttt diye yırtıp atmak lazım” (türkiyenin iptal edilen golünden sonra)
“allah kahretsinden başka diyecek sözüm yok” (hakem için)
“sayın şenes erzik siz ne iş yaparsınız” (şenes erzik’in de maçı izlediğini söyledikten sonra) “gürcistan maçı kazanırsa hakemi sırtına alıp ispanyaya kadar götürmesi gerekiyor”
“ot seçiyor, buranın çimleri daha iyi dedi” (kaleci atışını yapmak istemeyen kaleci için) “haydi kahveci, söyle kahveyi bitir maçı” (nihat frikik kulanırken)
“hakem bitirme düdüğünü çaldı, hakem hem çaldı hem oynadı bu akşam”

fb-bjk maçında top yan hakeme çarpıyor ve bayrağın sapı kırılıyor:
-hakemin bayrağı sakatlandı sevgili sporseverler

pancu topla büyük aşk yaşadı.. ama çocuk yok”
16 eylül 2004 bodo glimt besiktas maçında radyo d spikeri

1 kasım 2005 schalke 04 fenerbahçe maçı sırasında super fm spikeri:
“schalkeliler yarı sahayı yavaşça geçiyorlar, adeta gemilerin istanbul boğazı’nı geçtiği gibi”

kayserispor - samsunspor maçı, durum 6-3, maçın sonlarına doğru :
-evet sayın seyirciler samsun 6 gol yedi ama oyun disiplininden hala kopmuş değil…

habertürk kanalında ingiltere-italya friendly maçını özeti gösterilir. 90.dakikada ingiltere kalesindeki james ceza sahasına giren italyana çift dalarak ayaklarını yerden keser, özeti anlatan abi “evet tam da doksanıncı dakikada ceymis* ceymisliğini gösteriyor ve penaltıya sebep oluyor” buyurur.

hüseyin başaran, şili-brezilya maçı, sürekli zamorano ile ronaldo’yu karıştırıyor. 4-1 biten maçın 3. golünü atan ronaldo golü atarken)
- zamorano sıyrıldı, zamorano, zamorano ve goool. zamorano’nun golü

orhan ayhan, radyoda galatasaray’ın maçını anlatmaktadır. ve özlü sözü patlatır:
- galatasaray, ligde, birinciyle üçüncü arasında ikinci sırada.

ümit aktan 07.04.2002 tarihinde radyo d’de samsunspor-galatasaray maçını anlatmaktadır. samsunspor defansif oynamakta, galatasaray’ı da oynatmamaktadır. bu zevksiz maçı anlatmaktan sıkılan ümit ağabey 40. dakikadan itibaren sıyırır ve otomatiğe bağlar.

“bülent, uzun bir top… fleurqin yetişemez o topa, evet yetişemiyor. yani fleurqin kanat taksa o topa yetişemez, topun atıldığı yere ok atsanız ok toptan daha yavaş gider…”

“top yine hasan şaş’ta, bakın şimdi çalım atacak, evet atıyor. şimdi sağa dönecek, evet dönüyor, şimdi geriye pas verecek, evet top şimdi ergün’de…”

“hasan şaş öyle bir top attı ki fleurqin’in gırtlağıyla ver-kaç yaptı, fleurqin’in gırtlağına attığı top gırtlaktan sekerek samsunsporlu celil’in önüne düşüyor…”

show radyo - 8 aralik 2002 galatasaray besiktas maci:
- umitin yaklasik 33.5 metreden attigi sut… (30 degil 35 degil, 33 bile degil. “yaklasik” 33.5 pes yanii.-

yatarak kayarak mudahele…

umit aktan hızlı verilmiş bi pas sonrasında “hede taksi tutsa yetişemez o topa” dediydi.

alisami alkış-galatasaray bir makinanın dişlileri gibi işliyor.bu sistemin zaferidir.ben bile oynarım bu takımda,sahada sırıtmam.
turgay şeren-yok ebenin a..ı alisami!?

spiker: ercan taner( 16 subat 2002 fenerbahce-galatasaray derbisi)
maç kızardı sayın seyirciler

murat ünlü radyoda beşiktaş-denizlispor maçını anlatmaya çalışırken lüzumsuz bilgiler vermeye kasar. demek istediği şudur: “iki takım arasında bu sahada oynanan son iki maç 2000-2001′de 2-2, 2001-2002′de 1-1 bitti.” lakin dediği şunun gibi bir şeydir:
“iki takım arasında bu sahada oynanan son iki maç ikibiniki ikibinbirde… ikibiriki ikibin iki-iki… ikibir… ikibin ikibinbirde iki-iki, ikibinbir ikibirikide… iki… ikibinikide bir-bir bitti. yani bir başka deyişle, ikilerin ve birlerin çok olduğu skorlar elde etti iki takım demek daha doğru olur.. bu arada vuruuuş, aut…”

ali sami alkış, telegol’de galatasaray maçının hakeminin son anda değiştirildiğinden bahsediyor, “nereden biliyorsun?” diye soruyorlar:

ali sami alkış: “bazı şeyleri bilirsin ama nereden bildiğini bilmezsin.. farzı mahal dünya yuvarlak, bunu bilirsin ama nereden bildiğini bilmezsin..”
turgay şeren: “niye canım, robinson crusoe gitti ya gemiyle, ordan biliyoruz işte yuvarlak olduğunu..”

fenerbahce-bayern leverkusen maci
…leverkusen cok gol kacirdi. bakalim futboldaki atamayana atarlar kurali isleyecek mi?…

galatasaray-rize maçının ortalarında
-10 kişilik galatasaray rize karşısında şov yapıyor çay yapıyor

lazetiç topla driblinge çıkar. biraz hızlı olduğu için arkasındaki yetişemez.
ve vedat okyar:
“ya bu lazeticte nasıl bir adam?diğerleri taksi tutsa onun yaptığı kilometreyi yapamazlar(?!?) ”
lazeticte motor zati

belçika türkiye maçı
3-1 kaybettiğimiz maç.
oktayın 7 kişiyi çalımlayıp attığı golden sonra spiker..
“oktay orta sahadan aldı topu evet bir çalım bi çalım daha bir çalım daha evet oktayda top hala bir çalım daha ceza sahasına giriyo bir çalım daha evet oktay yürü oktay bir çalım daha şuuuttt ve goooooooooooooooooooolllll oktay oktay oktay jeneriklik gol sanki taksim parkında dolaşıyor oktayyyyy”
oktay taksim parkında dolaşırken çalım atar çünkü..

beşiktaşın şampiyonluğu matematiksel olarak değilse bile geometrik olarak bitti. - ilker ateş

vakt-i zamanında bir spikerin -ki bu spikerin orhan ayhan olma ihtimali son derece yüksektir, bir masa tenisi maçını şu şekilde izleyicilere aktardığı anlatılır.
-amet memet amet memet sayı
-amet memet amet memet amet sayı…

ibrahim çok az kullandığı ayaklarından biri olan sağ ayağını kul..(nediyom lan ben) eheh ve geçtiğimiz sezon aynı noktadan gs’ye bir golü..(8 bacaklı ibrahim)

2-1 kaybettiğimiz maç (kendi kalemize attı)
takoz recep iş başında..
recep recep sağ kanatta orta çizgiye yakın orta yapıyor ve gooolll

yıllar önce, bir beşiktaş-trabzon maçında televizyonda canlı yayında spiker “herkesin götü hakemde” demiş bunu söyleyen spiker de gafını anlamış ve devrenin bitiş düdüğü çalıncaya kadar gülmemek için tek kelime edememiş.

galatasaray $ampiyonlar ligi 2. on eleme ilk macini oynamaktadir. sol kanattan ergun topla ilerlemektedir, orta yapmak isterken iska gecer ve yere kapaklanir:
spiker: ilker yasin
- evet ergun sol kanattan ilerliyor, orta? ahh be ergun. olur boyle $eyler ergun, mevsim ba$i..

bir galatasaray - manchester united macindan:
- arif oyle bir cakti ki degil $imaykil, butun maykil’lar gelse tutamaz o topu…

“top dışarı çıktı, kaleci toldo son anda tuttu”
“top toldoyu gecse gol olur ve top auta gitti”
ilker yasin

-iştee 31 yaşındaki yaşlı kurt toldo..
-ruud van nistelrooy hava toplarında fazla etkili değil bu yüzden manchester bu sezon yan toplardan fazla gol bulamadı (konuşan çınar)

beşitkaş’ın güney kore turnuvasından, ümit aktan anlatıyor:
“lucescu şimdi gol bulmak için üç golünü yapıyor.. değişikliğini yapıyor yani”

galatasaray’ın sampiyonlar ligi maci. devre arasi oldu, ama hala yayindalar. olayin farkında olmayan turgay seren’in sorusu: cay var mı cay?

reha muhtar, 5-0′lık avusturya maçından bi gün sonra hakan şükür’le canlı bağlantı kurdu, konuşurken işte o kadar iyi oynuosunuz nası hala takımlarınıza giremiosunuz dedi soora da, “avusturya’ya 5 tane geçird… yani taktınız!! ” düzeltiim derken iyice sıçtı…

spiker ismet badem:
pete williams chessburgerdeki peynir gibi iki oyuncu arasindan kayarak smac yapti.

dünya kupasında ingiltere-arjantin maçı penaltılara kalmış, levent özçelik abi meksika86′daki maça gönderme yapıyor
- o zaman kalede shilton vardı, şöyle kurtarmıştı, böyle yapmıştı
(penaltı atılır ve kaleci seaman kurtarır)
- vuruuş ve shilton kurtardı, shilton kurtardı
(trt’nin tüm görüntülerinde bu şekilde kaydedilir

yine ercan taner 09.08.2000 tarihinde st. gallen - galatasaray şampiyonlar ligi ön eleme turu maçında “durden’e göstere göstere ampül gibi asıyor jardel” diyerekten gönüllerimizi fethetmiştir.

parma ve inter arasında oynanan italya kupası maçı, kanal trt 1. parma takımı coşmuş maçı 6-1 önde götürüyor. maçı anlatan hüseyin başaran abi de coşmuş parma’nın her atağında “yedinci gol mü geliyorr” deyü bağırıyor. son dakikalarda hepten çığırdan çıkıp aşağıdaki kelime oyunlu cümleleri sarfediyor:
“parma yine atakta… cünyır… cünyırrrr… yedi mi? yedi miii? yemediiiiiii. kaleci ballotta yemedi bu golü.”

barcelona - valencia macinda, claudio lopeze pas atilir (rakip sahanin ortalarina dogru
tac cizgisine yakin), adam topu alir donerek direk kaleye vurur top diregin dibinden cikar,
ve spiker konu$ur:
“claudio lopezz, o bir bocek!!” (nasi yani ??) “evet sayin seyirciler, clauido lopez’e
ispanyada bocek deniyor, cunku sahanin neresinden ne zaman bitecegi belli
degil sayin seyircilerrr”

spiker: orhan ayhan
mac: muhtelif besiktas maclari
stadda nereden baksaniz 23.673 seyirci var, ki ben buradan bakiyorum..

mac: kocaelispor - besiktas
yayin: tgrt
spiker: umit aktan
amokachi malvarligini icine soktu..
*amokachi altin zincirini formasinin icine sokmustur..

“koseckikoseckikosecki kosecki topu suruyor kosecki bir calim kosecki kosecki bir calim daha kosecki ceza alanina yoneliyor kosecki kosecki rakibini yatirdi koseckigolegidiyorkoseckikosecki suuuut ve gooooooooooool! hayvansin koseckiiii!!!!!!”

centilmence geçen 22 haziran 2002 senegal türkiye maçı’nda senegalli oyuncu coly’nin, hasan şaş’ın kafasına vurup faule sebebiyet verdiği pozisyonun tekrarı sırasında ömer üründül:
- coly, top diye hasan’a vurdu. ama hasan’ın kafası da top gibi baksana. vurabilir insan..

“vay anasına sayın seyriciler” (trt li yıllarda sert bir faul ve sonrası karışan sahaya karşı yapılan bir yorum,sanırım ümit aktandı.)”indirecekseniz indirin artik” kosta rika-turkiye macinda levent ozdilek

biz bu almanyayi sadece inonu de degil dunyanin her yerinde yeneriz
aman recep aman recep
aman recep ve gol”

wimbledon tenis turnuvası 2002 erkekler finalinde lleyton hewitt, finale sürpriz biçimde çıkan david nalbandian karşısında ilk iki seti rahatça alıyor, trt spikeri fahri ikiler’in yorumu:
- nalbandian’ın kaybedecek hiçbir şeyi yoktu. ilk iki seti kaybetti. şimdi kaybedecek daha çok hiçbir şeyi yok!..
ilker yasım oliviera’nın hat-trick yaptıgı belcika-turkiye maci esnasında:
“evet sayın seyirciler elin zencisi, elin arabı hat-trick yapiyor bizim hakan’ımız bizim oktay’ımız uyuyor”

“evet, hakan yukseliyor kafayi vuruyo,r ama diregin az farkla yanindan gol”
bulent karpat tarih yazarken

“olmaz denilen şey yapılamaz denilen şey yapılacak mı diye merak edilen skor sayin seyirciler…” galatasaray-neuchatel xmax 5-0 maç sonrası…

7 eylül 2005 ukrayna türkiye maçı
ümit aktan:
“fatih terim sahanın en ucundaki okanı çıkartıyor. okan görmemiş gibi davranıyor. ukraynalı oyuncu geldi kendisine söyledi sen cıkacaksın diye. okan da “ha benmi” şeklinde oraya doğru koşmaya başladı. ama ben biliyorum yürümesi bile daha hızlıdır okanın”

27 eylül 2002 tarihinde oynanan galatasaray-istanbulspor maçı. trt 1 radyosu ve anlatan da en zevksiz maçı bile renkli hale getiren üstad orhan ayhan.
“sevgili dinleyiciler, ümit davala bu maça saçını kazıtarak demeyelim de, üç numara kestirerek çıktı. şöyle anlatalım, amerikanın yerlilerinin saçı gibi kestirdiği saçının damını yani tepe kısmını üç numara kestirmiş. ümit’in saçı kore’de japonya’da geçerli olabilir, orada çok yağmur yağar çünkü*. artık kendine gelmesi lazım ümit’in bunun sinyallerini saçını kestirerek veriyor işte.”
galatasaray’ın werder bremen’e orda 2-1 yenilmesinden sonra umut verici bir skor olduğu için sevinçli bir halde mustafa denizli’nin yanına koşan bülent karpat:
-mustafa iki bir daha kaç eder?

umit aktan dundee united vs. trabzon maçında hami’nin golünden sonra
- hami dandi’ye dan diye çaktı

umit aktan grasshopers - galatasaray macinda :
gollerimizi hagi ile arif atti sayin seyirciler. bu tablo bana buyuk turk bestecisi haci arif bey’i hatirlatiyor nedense

“bağırıyorummm haykırıyorummm hatta sevinçten çıldırıyorummmm”
ercan taner galatasaray-leeds united maçı bitişi

kara bahtlı kara formalı hakem besiktası yaktı

gs- barcelona maçı
bülent karpat üstad derki :”yeme bizi kumann, senin ordan atmışlığın yok!!!” (halbuki kuman oradan gol atma konusunda virtüözlük dereceye sahiptir) “hakem düdüğü çaldı kuman topa doğru geliyoor,kuman vurduuuu veee…..(bi süre sessizlik)… çok şanssız bir an sayın seyirciler malesef top ağlarımızda…”
barcelona durumu 2-1 yapar ve maç ööle biter

istanbulspor-diyarbakırspor maçı, yine radyo 1, yine orhan ayhan :
“cengiz yerde, şimdi kalktı şöyle kabadayı gibi hakem erol ersoy’un önüne geçtii sonra çekti gitti, tabi bu işte kabadayılık sökmez.”

sag ayagina alirmisin balic alirsin.vurumusun vurursun.gol olur mu oluurr gooll
“ilker yasin”

20 ekim pazar saat 22:21 maraton programı/show tv
erman : ya şu fener taraftarını anlayamıorum hiç.. hakem ağları kontrol ederken daha kafasına pet şişe atıyolar.. o da inadına veriyo 4 tane hatalı karar ödeşiyo.. yapmayın ya biraz gaz verin aman sen ne iyi hakemsin süpersin falan diin biraz okşayın
(o sırada son kelimesi bitmeden erman’ın şansal hemen olaya girer)
şansal : okşa okşa okşa okşa haha erman hocam şarkısı da var onun dimi hahauhauha
‘ geniş bir boşluk iyi bir görüş alanı ‘40 yıl düşünsem kuramam bu cümleyi..

gerekmezz valery, gerekmezz valery”, murat ünlü, galatasaray-monaco, 1989, prekazi’nin 35 metreden attığı golden önce valery’nin sözkonusu frikiğe neden olan faulü üzerine.

sivas yerel tv 1995
gümüşhanespor x in golü ile 1-0 önde,sağ tarafa doğru q’nun pası,y aldı topu ceza sahasına orta arka direk z bir kafa : aha bizde koyduk 1-1

özellikle trt spikerlerinde ,tribünde tanınmadık her türlü kişiyi tanıma gibi bi huy vardır.
-su anda macı bulgaristan maliye bakanı hüsmiyav hasanov tribünden izliyor
fln gibi.

f1 avrupa grandprix.. ralf ve michael schumacher kardeşler ilk ikide rahat rahat gittiler bütün yarış, okay karacan dayanamayıp geyiği patlattı..
evet schumacher kardeşler ilk 2 sırada kardeş kardeş gidiyorlar!!!

aynı milan maçında sabri ugan:
“taffarel sanki ellerine zamk sürmüş yapıştırıyor topa”

bazi spikerler vardir ki mactaki olaylari sadece ses tonlariyla anlatirlar. ornegin arif defansin arkasina sarkip iyi bir pas almi$tir, onu de bo$tur, ilerler, ilerler ve golu atar. $imdi bunun sadece ses tonlamasiyla anlatilmi$ haline bakalim.
- arif.. arif.. ariif.. ariiiiif.. (burdan sonrasi buyuk harflerle) ariiiffffffffffffffffff.. arriiffff arrrriiiff aarriiieeaaeeffffffffffffffff..
evet tonlamadan da anladigimiz uzere arif cok guzel ilerledi ve golunu atti. burda sadece tonlamayla anlatma olayi turkcemize kazandirilmi$ $eylerdendir.

87-88 dönemiydi galiba,gs-fb maçı.
-evet yeni bir galatasaray atagı başlamak üzere,ugur(tütüneker)topla birlikte ilerliyor, ceza sahasına yaklasıyor,
semih’te topsuz olarak ataga katılıyor

g.saray - rize macindan sonra, super yorumcu osman tanburaci:
(g.saray’in ilk 30 dakkada 3-0′i yakalamasindan sonra)
-walla g.saray , rizede caylar demlenmeden servisi yapti.

rangers-fenerbahce macinda fenerin kacirdigi bi pozisyondan sonra ziya sengul:
-bu… bu… bu gol katliami baska bir sey degil..

“sayın seyirciler bir reklam arası daha istiyoruz sizden”
15 kasım 2003 letonya türkiye baraj maçının devre arasında ercan tanerin söylediği cümle

10 nisan 2006, haber türk şeref tribünü programında ismet tongo’nun mikrofonu, içinden geçtiği sweatshirt’ünün içine düşer ve tugrul yenidogan bombayı patlatır:
- ismet abi mikrofon nerene kaçtı bilmiyorum ama onu bi al istersen.

5 nisan juventus arsenal maçı
“top cannavaro’dan cıktı korner olması lazım.hayır sayın seyirciler köse vuruşuymuş”
gafın sahibi tabi ki sabri ugan

fenerbahce-barcelona macı rivaldo’nun golü sonrası :
- yapma rüştü seviniyorlar..

guntekin onaytelegol
dunku bugunku yani cuma gunku derbi macinda
gune karar veremedi galiba

spiker:ercan taner
karambol bir pozisyon için;
-evet o topa bir ayakkabı lazım, ama maalesef yok..

galatasaray fenerbahçe derbisinden inciler :
- song aut çizgisine inmiş orta yapmaya hazırlanıyordur :
“song… song.. song, song çizgiye indi…”

spiker:sabri ugan
-cordoba, lucescu’ya iyiyim, devam edebilirim, bir şey olursa ben sana işaret ederim gibilerinden ifadelerde bulundu.

gençler - lisbon maçından :
“dördüncü hakem iki dakika uzatma anı işaret ediyor..”
- hasan sas saçini basini yolamiyor çünkü saçi yok sayin seyirciler

dunyanin en pahali baraji)

90daki örümcek ağlarını temizledi…

“hakan kaleyi düşündü..
beyin okumak gibi de yetenekleri vardır

galatasarseyir gücü çok yüksek bir maç.ay manchester kalesine doldurt boşalt yapıyor sayın seyirciler……

mehmeet mehmet topu cekdi durdu vurdu ve gol

hagi taktı rüştü baktı

kral tam köşeye çivi gibi çaktı-

bir an yuregimiz agzimiza geldi ama tekrar yerine oturdu sayin seyirciler..
hava yagmurlu , saha agirlasti , bu ingilterenin alisik oldugu saha sayin seyirciler.eyvah

osman sakallıoğlu bulgaristan-türkiye maçı kafa kafaya giderken bulgaristan antrenörü papazov’a gönderme yapıyor:
- hadi çocuklar, son bir gayret.. bulgar koç papazov papaz olsun oyuncularıyla..*

26 kasım 2003 lazio beşiktaş maçı
sunan güntekin onay
45.dk da sergen yalcının yaptırdıgı penaltı hareketi tekrar görüntüye gelmektedir.
sergen sol ayağı ile stam e çalım atmış, stam kaymasına ragmen topu kurtaramamış ve sergen’e foul yapmıştır.
tekrar gösterilirken güntekin onay bombayı patlatır.
“işte görüyorsunuz sergen yalcın farkı burda. dünyanın en pahalı oyuncularından biri olan stam’e attığı çalım ortada.
adeta belinden su aldırdı*”

taç topa çıktı…
( ümit aktan)

-ahhhh ah hakan’in yan arka ters capraz baglari zedelendi sanirim.
-ne dedi ya?

2 kasım 2002 akşamı yaklaşık olarak 21:45 suları
şansalla erman galatasaray -fenerbahçe derbisi üzerine spekülasyonlara başlamak üzereler
şansal:şimdi erman hoca iki takımın kozları antikozları nelerdir sence?

star 2 kanalında yayımlanan almanya - arjantin dünya kupası hazırlık maçında killy gonzales sol cenaptan ortayı gönderir, top uzak noktaya dü$er, defans topu uzakla$tırır ve astronom sabri ugan $öyle der:
- gonzales ortayı yaptı ama arkada$ları topun yörüngesinde değildi..

trt spikeri:
gökdenizzzz
karadenizzzz
dakika onsekizzz

beşiktaş-fenerbahçe maçı,radyodan.
-tomas’ın malum yerine geliyor top…..aslında bunun bir tedavisi var ama saha içinde yapmak uygun olmaz.

28 nisan 2004 belçika türkiye maçı’nda ilker yasin’in telefonu çaldığı sırada emre’nin şutu vardı ve ilker yasin telefona mı bakiim maçı mı anlatiim derken şu cümle ortaya çıktı..
- emre düzeltti iyi vurdu, topu dışarı atmaya çalıştı ama top kalecide..

bir barcelona maçı özetleri esnasında gaza gelen tv8 spikeri:
“ronaldinho ve eto gibi iki futbolcum olsun, yüz milyar borcum olsun sayın seyirciler”

26 subat 2004 gaziantepspor roma maci, skor 1-0
levent ozcelik
-nurullah saglam ve talebeleri roma’yi yakti

real madrid maçında kluivert ın tribünün üçüncü katına uçan vuruşu sonrası spiker:
” mükkemmel bir deneme !!! ”

25 eylül 2003 türkiye almanya voleybol maçı, son sette türkiye 6-4 öndeyken almanya sayı alır:
- “bizi yakalamak istiyorlar!”

1 ekim 2003 chelsea besiktas macı sabri ugan
geremi tehlikeli bir noktadan frikik kaçırdığında:
“ahlar vahlar arasında bizim ohlarımız”

top berkanta geldi berkant cok musait berkant karsi karsiya kalmis olabilir *

çaykur rizespor - fenerbahçe maçını show radyo’dan sunan spiker,kaçan pozisyondan sonra aynen şöyle demiştir:
“yüzde doksandokuz nokta istediğiniz kadar dokuzluk gol pozisyonu”

ümit aktan rize-fb maçında
- top tuncay’da. tuncay sert vurdu. top kaleyi sevmedi. sevseydi birleşmeden bir gol doğabilirdi sayın seyirciler..

gençler-b.rovers maçından:
‘oyuna girecek oyuncu andy cole,bildiğimiz andy cole’
herhalde bilmediğimiz andy cole’lar var.bunu açıklamak için söyledi.

4 nisan 2004 galatasaray beşiktaş maçı-levent özçelik:
“galatasaray tribünlerinden hakem ali aydın’a çok yoğun olarak yüksek oktavlı protestolar var”

monaco - psg maci, spiker umit aktan.
psg, frikikten sahane bir gol atmistir. golun uzerinden bir kac dakika gecer, umit aktan monaco’nun kalecisi hakkinda bir takim bilgiler verir, ovucu sozler soyler ve ekler:
“az once de cok guzel bir gol yedi”

ne yazık ki turk futbolunda öküz altında buzağı,ateş olmayan yerden duman çıkmıyor.-güntekin onay

galatasaray - denizlispor maci:
omer riza’nin dorduncu sag ayagiyla attigi gol. nasil yani?

bunlar da faili meçhullar…
iste leeds li futbolculara souk bir dus
bole verioruz soku yavas yavas vericez soku hagi verior soku
yuvarlak yorumlar yapmak durumundayiz eee yani kesin olmayan yorumlar
leeds united - gs maci
“the end, bunun turkcedeki adi sonnnn!”
ilk yarı elektronik olarak bitti
“orada bomboş bir boşluk var…”
- topa sahip olma yüzdeleri bariz ekranlara geliyor.
“top diregi yalarcasina auta gitti”
“hakem saatini caldi dudugune bakti”
sari yeterlimidir yoksa kartin biraz kizarmasi gerekirmi?(biraz daha pi$sin be abi)
“hagi, hagi.. vurursa gol olur.. vurmuyor.. çok akıllı..”
emre sol ayağının ucuyla kaleyi düşündü. - emrenin beyni ayağında galiba.
sıfır sıfır golsüz berabere
zaten bizim nöşetelden de 5 tane çocuğumuz var.hasan topu igne deliginden gecirdi ama direkten geciremedi
“bu da faul degilse, herhalde cinayete te$ebbüs…” *
…çatal bo$… (ne zaman dolu gordun?
-fatih terim bir oyuncu değişikliği daha değiştirecek-bu pozisyon bize ofsayt gibi kokmu$tu!
“hakem düdüğüne baktı ve saatini çaldı”
macin bitmesine bes dakika kalaya uc dakika var.
kalp atışlarımızı enerji olarak karakartalın kanatlarına gönderiyoruz. sabri ugan.
rizesporlu futbolcularda pozisyonları bizim gibi izleyince muhte$em goller seyrettik.
“ahmed hassan topu cok iyi sakliyor, adeta saklambac oynuyor chealsea’lilerle”
iki bin beşiktaş taraftarı* dillerinden geleni yaptılar.*
“nefesimizi artık ciğerlerimize gömmemize gerek yok”
kale gibi kule gibi bugun defansimiz
arif hizli top hizli, arif hizli top hizli, arif hizli top hizli…. top ariften daha hizli.
-sabun gibi futbolcu sayın seyirciler. kayıyor, topu alıyor ve goooll!
-bunlar ya matemetiği bilmiyolar ya da daha önce hiç dayak yememişler
-ewt sayın seyirciler toşşşşak görüntüde
-beklenmeyen gol butun hesaplarimizi bozdu..
beklenen golu de gorucez bir gun ama ya$armiyim ya$amazmiyim..

yukardada onlarca örneğini gördüğünüz gaflarla bu ülkede ne yazıkki açıkçası bilinçli ya da blinçsiz spor spikerleri, özellikle futbol maçlarını anlatan zümreyi kastediyorum -ve istisnalar kaideyi bozmaz-, malesef spordan zevk alınmasına en ufak bir katkıda bulunmamaktadırlar. maç anlatımı sırasında ne kadar hatalar yapıp komik durumlara düşseler de bu aslında acziyetlerinin göstergesidir. sahada benim ekranda gördüğümden fazlasını göremeyen, “görüyorsunuz değil mi sayın seyircilerim nasıl pozisyon veriyoruz” gibi sığ retoriklerle anlatımını süsleyen spikerler malesef türk futbolunun kanayan yaralarıdır. bu şekilde türkçe’ye tüm kazandırdıklarıyla seyir zevkinden çalmaktadırlar.
saha içi şiddet neyse, yabancı futbolcu sınırlaması veyahut sınırlamaması, mafyöz futbol adamcıkları ne kadar sorun teşkil ediyorlarsa türk futbolu için, işte bu, türkçe’ye süper kazanımlar sağlayan spor spikerleri de o kadar sorundurlar.
ne zamanki türk futbolu sistemiyle, fair-play anlayışıyla, finansmanı ile tesisleri ile iyi bir şey olacaktır; o zaman güzel dilim türkçe de spikerlerin gaflarına doyacaktır

ilanlarr.. inanması güç :)))

Eleman Arayanlar
• Okuma yazma bilmeyen önemli evrakların imzalatılmasında kullanılacak eleman aranıyor. Kör olması tercih sebebidir. Tel: 0 547 689 ** **

• Kitabevinde çalışacak, gelen kitapların doğru yazılıp yazılmadığını kontrol edecek Türkçesi iyi eleman aranıyor. Tel:0 335 562 ** **

• Dizi çekmek için yanık sesli, bol kıllı maço, hırbo ve de kıro türkücüler aranmaktadır. Çok iyi tokat atmasını bilmelidir. Tel:0212 356 ** **

İş Arayanlar

12 yıllık deneyimli yankesiciyim. Zafer’de beni tanımayan yoktur. Tövbe ettim kasiyer olarak iş arıyorum Tel: 0 245 256 ** **

• Edebiyat Fakültesi 3. Sınıf öğrencisiyim, terbiyesiz, edepsiz çoçuklara terbiye dersi verilir. 10 gün içinde süt dökmüş kediye döner. Tel: 0 458 984 ** **

• 18 yıllık yeminli mali müşavirim, her türlü yemini ederim. Kitabımın üstüne, şerefimin üstüne farketmez yeter ki siz isteyin. Tel: 0 869 569 ** **

• Emekli posta güverciniyim, yolsuz kaldım, paraya ihtiyacım var. Her türlü kargo işlerinizde 24 saatte eve teslim. Tel: 0 452 485 69 ** **

Satılık Konutlar

• 14 yıldır içinde kimsenin yaşamamış olduğu satılık perili köşk. Evde perilerle iyi geçinirseniz başka sorun yok. Tel: 0 659 568 ** **

• 9.5’lik depremde temeli çökmüş, merdivenleri yıkılmış, tek tuğla üzerinde duran, sapasağlam taş gibi daire. Tel: 0 658 246 ** **

• Dağın ortasında ayılarla başbaşa bir ev. Doğayla hayat içiçe, vahşi hayvanlarla birlikte mutlu bir hayat sürmeye ne dersiniz Tel: 0 246 689 ** **

• Süper özellikli gecekondu, kapısı var, penceresi var, 4 duvarı var, kaçak çektiğimiz elektiriği var, ha bir de tavanı da var. Tel: 0 212 354 ** **

Satılık Vasıta

• Sahibinden çok benzin yakan, günde 3 kez motoru yanan, frene basınca gaz çalışan, çakmağında gaz kaçıran çok temiz Murat 131 Tel: 0 242 248 ** **

• Çok iyi muayene yapan, tomografi çeken, kalp ve nabız dinleyen, tansiyon ölçen, reçete yazan doktordan satılık Renault 19 Tel: 0212 365 ** **

• Zabıtacılardan kaçarken bir ayağı kırılmış, gerektiğinde aşırı hız yapabilen, zabıtacılarla savaş için özel tasarlanmış Manavdan El Arabası Tel: 0 456 228 ** **

• Mısır’dan özel olarak taşımacılıkta kullanmak için getirdiğimiz, 1 ay aç, susuz yaşayabilen Meşhur Mısır Devesi Tel: 0 236 232 ** **

• Türk hava kuvvetlerinden elcağizlarımla arakladığım çok temiz F-16. Not: İçinde bir depo mazot benden. Tel: 0 565 693 ** **

Satılık Eşya

• Adnan Hoca’dan çok temiz, fiyakalı, son model, 250 km yapan satılık Hyundai Motor Tel: 0 256 986 ** **

• Cem Tuzan’dan çok temiz, kelepir televizyon kanalı, yanında bir radyo hediye Tel: 0 256 254 ** **

• Mahalle bekçisinden 16 yıllık yadigar G-3 piyade tüfeği. Antika değeri vardır Tel: 0 365 365 ** **

• Bakkal Ragıp’tan içi tamamen dolu, oldukça ağır, tahsil edilmeyi bekleyen Veresiye Defteri Tel: 0 112 155 ** **

• Ünlü işadamı Hamdi Varyemez’den ipekli, nakış işlemeli, çok dayanıklı Kefen Cebi Tel: 0 195 698 ** **

Zayiler

• Namusumu kaybettim. Hükümsüzdür. Tel: 0 254 666 ** **

• Aklımı kaybettim. Hükümsüzdür Tel: 0 236 245 ** **

• Oğlum Demircan’ı kaybettim. Hükümsüzdür. Tel: 0 468 987 ** **

• Altın kolyemi kaybettim. Hükümsüzdür Tel: 0 264 987 **

Öğretmen-Öğrenci ( Opet RekLamı )

öğrenci: eğitimci eğitimci diye dolanıyosunuz daha bir yüzünüzü göremedik.
öğretmen: allah allah
öğrenci:hakkını ver not defterinin hakkını yüz yaz yüz
öğretmenlerden biri: hocam al kalem bas sıfırı.
öğretmen: şunlarla bir olma boşver.
öğretmenlerden biri: tembel galiba tembel.
öğrenci: sıfırcısınız sıfırcı,alırım yüz diyorum hocam
öğretmen: sizin gibi gençleri yazılıda görmek isteriz.
öğrenci:ya bırak hocam eğitimci mesajları vermeyi alırım yüz diyorum sonra sıfır veremedin diye ağlama..
öğretmen: takip et…
okul anonsu: ayırın sıraları…
öğretmen: hadi kazık sorular göriyim sizi…
öğrenci: illa soruların önemini vurgulaycak yane
öğretmen: bak sana da kopya verelim sonra ağlama..
öğrenci: bunlar şike kokan haraketler bunlara gerenk yok.
öğretmen: beni öğretmenler kurulunda bekleyin.
Kazıklı- Çivili- Duvarlı
öğrenci: yazılı kağıdı ağladı bea..
öğretmen: sıfır otur.
diğer öğrenciler: kağıdın hakkını ver hakkını…
öğretmen:alın bunu diğer sınıfta kalanların yanına koyun

öğretmen: ben seni bütünlemeye bırakıyım sen ordan devam edersin

ÖLÜM YAKLAŞMIŞTIR DEMEKTİR..

Anlayın ki artık günü yaklaşmıştır demir almanın bu limandan, eğer:
- Kendinizi birdenbire akordiyon dinlerken yakalıyorsanız,
- Çim biçme hayatınızın önemli bir parçası haline gelmişse,
- Doğumgünü pastanızdaki mumları yaktığınızda bir grup kampçı çevresinde oturup şarkı söylemeye başladıysa,
- Sürekli kendinizi tekrar ediyorsanız,
- Neden makrame yapmaya bu kadar geç başladığınızı düşünüyorsanız,
- Sigorta şirketiniz size bedava takvim yollamaya başladıysa (aylık!)
- Yastığınızın yanında bir de sıcak su torbası bulunduruyorsanız,
- Yaşıtlarınızla konuşmalarınız dönüp dolaşıp hastalık ve tedavileri konusuna geliyorsa,
- Yollara konan hız bariyerlerini geçmeniz için bir kaç kez denemeniz gerekiyorsa,
- Merdivenleri inerken nefes nefese kalıyorsanız,
- En büyük düşmanınızın yerçekimi olduğunu düşünmeye başladıysanız,
- Eğer bir Garden partiye gittiğinizde ilgilendiğiniz tek şey bahçe ise,
- Sık sık ekmeğin eskiden kaç para olduğundan dem vuruyorsanız,
- Sürekli kendinizi tekrar edip duruyorsanız,
- Sevdiğiniz tüm filmlerin renklileri çevrilmeye başladıysa,
- Oyuncaklarınızı artık ancak müzelerde görebiliyorsanız,
- Atmış olduğunuz giysileriniz yeniden moda olduysa,
- Sıfır kilometre aldığınız otomobiliniz artık antika olduysa,
- Sürekli kendinizi tekrar edip duruyorsanız,
- Abonman biletinin eskiden gittiğiniz sinema biletinden daha pahalı olduğunu farkediyorsanız,
- Bilgi yarışmalarında herkesi yenmeye başladıysanız,
- İş arkadaşlarınızın çoğu en son terfi aldığınız yılda doğmuşlarsa,
- Sürekli kendinizi tekrar ediyorsanız,
- En son fast food lokantalarına gittiğiniz tarihi hatırlamıyorsanız,
- Bu listeyi çok sıkıcı ve duyarsız buluyorsanız,

Ama asla vazgeçmeyin hayata sımsıkı sarılmaktan, o öylesine güzel ve değerli ki…Bu yazıyı da çok ciddiye almayın, hadi ama gülümseyin :)

cem yılmazın küçüklüğü;)

Ben çocukken çok salaktim.

Edip Akbayram’in ismini Edi zannederdim. Yani o, benim için “Edi
Pakbayram” di.

Ablama, “Nasil olup da koca bir günü canin sikilmadan evde oturarak
geçiriyorsun?” demistim. “Büyüyünce insanin cani sokakta oynamak
istemez
ki” cevabini vermisti. Uzunca bir süre büyüyüp büyümedigimi
anlamak için
kendime, “Canin sokakta oynamayi istiyor mu?” diye sormustum.

Annem erkegin cinsel organini “pipi” kadininkini “kutu” olarak
tanimlamisti. O zamanlar TRT’de Cenk Koray’in sundugu “Tele Kutu”
diye
bir yarisma vardi. Yarismacilar, “Hayir Cenk Bey. Ben kutumu açmak
istiyorum” deyince kosarak odadan kaçardim.

Sabahlari kalktigimda aklimin hala yerinde olup olmadigini anlamak
için
2+2, 3+4 gibi toplama islemleri yapardim. Sonuçlar dogru olunca da
çok
sevinirdim.

Dedemle parka gittigimiz bir gün TRT’ciler çekim için oradaydi.
Beni
oynarken çektiler. Yayin günü bizim aile jeneriginde gözüktügüm
çocuk
> programini izlemek için televizyon basina geçti.Kendimi ekranda
görünce,
“Beni niye parkta unuttunuuuz?” diye gözyaslarina bogulmustum.

“Geri vites” kavramim yoktu. Soför, kolunu koltuga atip arkaya
dogru
bakinca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.

Benden büyük kuzenlerim dondurmacilarin dondurma külahlarinin sivri
kismiyla kulaklarini karistirdigini söylemisti. Inanmistim. Hala da
külahlarin sivri kisimlarini yemem. Çöpe atarim.

Babaannem bir gün gelirse sevdigim dizilerin olmadigi bir gün
gelsin
istiyordum.

Abimla Karaoglancilik oynardik. O Karaoglan olurdu, beni de Bizans
askeri
yapardi. Sonra evire çevire döverdi. çok mühim bir sey yaptigimi
sandigim
için canim yansa bile hiç sesimi çikarmazdim.

Yesil ve siyah zeytinin ayri agaçlarda yetistigini sanirdim.

Bulmacalardaki, “Annenin erkek kardesi” kismina dayimin bes harfli
ismini
sigdirmaya çalisirdim.

Anaokulunda patates baskisi yapmayi ögrenmistik. O kadar hosuma
gitmisti
ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmistim. Ancak sanat
merakim
annemin yeni aldigi beyaz etege patatesi yapistirmamla son
bulmustu. Hem
> gönlünü almak hem de el koydugu patateslerime kavusmak için
dahiyane bir
fikirle ögretmenimin yanina gittim. “Annem” yazisini patatese
oydurttum.
Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batirdigim patatesi
vücudumun her tarafina bastim. Sonra da annemin karsisina geçtim.
Beni o
halde görünce aglamaya baslamisti.

Madonna ile Maradona’yi kardes zannederdim. Kendi
kendime, “Bunlarin
babasi ne sansli be. Bir çocugu futbolun krali,biri müzigin
kraliçesi”
derdim

Birinden özür diledigim zaman Allah’in bana bir özür verecegini
sanirdim.
Sakat olacagimi düsünüp hemen “diledigim özrü ” geri alirdim.

Kurban Bayrami’nda toplanan derilerden uçak yapildigini sanirdim.
Uçaklarin dis yüzeyinin bu derilerle kaplandigi için Türk Hava
Kurumu’nun
topladigini düsünüyordum. Uçak kaçirma filmlerinde silahla ates
edildiginde ya da bomba patladiginda, “Ayyy! Deri delindi!” derdim.

“Gil” diye konusanlari fakir zannederdim.

Annem banyodan çiktiktan sonra babamin söyledigi, “Sihhatler
olsun” lafini
“Saatler oldu” diye anlardim. Bunun da, “Banyoda amma çok kaldin”
gibi bir sey demek oldugunu sanip babamin anneme kizdigini
düsünürdüm.
Annemin buna karsin niye sadece, “Sagol” dedigini merak
ederdim. “Ne
kibar kadin”, derdim.

YAPMADAN ÖLMEYİN OLURMU?

- Film çıkışında bir sonraki matineye gireceklerin duyacağı bir şekilde filmin sonunu söyleyin
- Süper markette market arabasını ağzına kadar doldurup,arabayı çaktırmadan bi köşede bırakarak hiçbirşey almadan dışarı çıkın.
- Aynı filme 12 kere gidin
- Pizzacıda lahmacun isteyin
- Aşağıya doğru inen yürüyen merdivenden yukarıya doğru mehter yürüyüşüyle çıkmaya çalışın.
- Göbek adınızı değiştirin.
- Yolda yürüken “Pardon,saatiniz varmı?” diye sorana “var” diye cevap verip yürümeye devam edin.
- Sıcak çayı parmağınızla karıştırın.

İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir

Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında çekmez.

Bir Tek Türkiye’de…

Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir kısmı da kanserden ölür. Ama dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir isçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip 2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir. Türkiye’de görülmüştür.
( Karabük’te)


Devamını oku…

Sünnet Maili

ister inanın ister inanmayın… ben 32 yaşında genç bir kadınım adın sümbül. bitlisin bi köyünden yazıyorum. çocuğum hasta ve bu hastalığının tedavi olabilmesi için çocuğumu sünnet ettirmem gerekio. sünnet masraflarını karşılayamıyorum. eğer 250 ytl bulamazsam çocuğumu sünnet ettiremeyeceğim ve çocuk bi ömür boyu hem gavur gezecek hemde ölecek. yapmanız gereken çok basit bu maili 16 kişiye formatlayın. 16 kişiye formatladığınız zaman anlaşmamız üzere para Microsoft Corp. Free Services & Betas Terms of NASA statement in the club to fifty cent şirketi tarafından karşılanacaktır. eğer bu maili 16 kişiye gönderirsen sünnet, 29 kişiye gönderirseniz sünnet + düğün, 30 kişiye gönderirseniz sünnet + düğün +kına gecesi(davul zurnalı), 69 kişiye gönderirseniz çocuğumun sünnetinde altın takmış olacaksınız, 70 kişiye gönderirseniz kına gecesinde sizin yerinize halay çekip kına yakacağım, 100 kişiye gönderirseniz babasınıda sünnet ettireceğiz…

ey mümin kardeşlerim varın gelin gerisini siz düşünün. eğer içinizde vicdan varsa gönderin şunu, haaa bende vicdan yok ne gönderecem diosan inşallah kızsan sünnetsiz biriyle evlenir, erkeksen gay olup çıkarsın. yapacağın forwad yazıp tıklamak yaaaa bu kadar zor mu…

NOT: neyse internet parası çok gelio. ben bu kadar bilgiyi falan nerden biliyorum diye düşünüyorsanız saolsun kafede çalışan çocuk benim için yazdı. forwadlayanlardan allah razı olsun forwadlamayana bişey demiyorum zaten cenab-ı allaha havale ediyorum…