Siz Nasıl Birisiniz?

“Hangi konuda?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Birçok konuda değişken davranış gösterebilirsiniz. Ben de öyle.
Bahsetmek istediğim konu şu; Bir derdimiz olduğunda hepimiz farklı davranırız. Bir grup insan içine kapanır. Kimselere derdini açmaz. O dönem arkadaşları ile birlikte olmak istemez. İçine kapanır ve herkesten kaçar. Ödü kopar ona bir şey soracaklar da derdini anlayacaklar diye. Hatta çevremde öyle insanlar var ki hasta olduğundan kendisini ziyarete gelmesini bile istemezler. Hatta geçen sene bir arkadaşımın kız kardeşi hastalandı. Öyle sıradan bir hastalık değildi. Durumu gayet ciddi idi. Arkadaşıma kız kardeşini ziyaret etmek istediğimi söyledim. Çok şaşırdığım bir cevap verdi; “Aman Tülay sakın gelme. Kimseyle görüşmek istemiyor. Acizliğini kimsenin görmesini istemiyor.” Tamam dedim ve gitmedim. Bence hastalık acizlik değildir. Hepimiz hastalanabiliriz. Bu onun tercihi olduğu için saygı duydum ve gitmedim.Bu konuda çevremi çok inceledim ve kitaplar okuduğum için bazı insanlar zor durumlarında içlerine kapanıyorlar. Oysaki ben zor durumda ya da hasta olduğum zaman dostlarım ile sorunlarımı paylaşmayı çok severim. Bazen bu konuları konuştuğumuz zaman ben hemen durumu aydınlatmak için şöyle derim; “Aman ben hastalandığım zaman kendi kendime yatmak istemem, beni yalnız bırakmayın.” Önüme gelen herkesle sorunlarımı paylaşacak değilim ama önemli dostlarım var. Onlarla sorunlarımı paylaşmayı severim.

Hangisi daha doğru diye soracak olursanız bilimsel olarak bir açıklamada bulunamam. Bu psikolojinin alanına girer. Onun için bu konuda ahkam kesmek istemem. Ama bir kişisel gelişim uzmanı olarak cevap vermem gerekirse; Paylaşmaktan yanayım. Çünkü derdini söylemeyen derman bulamaz diye bir atasözü vardır bilirsiniz. Bir de şöyle denir; ÜZÜNTÜLER PAYLAŞTIKÇA AZALIR, SEVGİLER PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR.

Dışa açık olmanın daha iyi olduğunu savunuyorum. Bu konuda yazar Orhan Pamuk bir röportajında (Kitabın adı UMUT PEŞİNDE, yazar ORAL ÇALIŞLAR, sayfa 61) şöyle demiş;

“Kitaplarımda, yarı karanlık bölgelere ve kırılganlık anlarına, tıpkı nakkaşlar gibi önem verdiğim gibi, kimi zaman üzüldüğümün, dertlendiğimin fark edilmesini isterim. Bunlar önemlidir. Tanpınar’ın yaptığı bir ayrım vardır. İki türlü kahraman vardır der, içe dönük ve kederli olanlar, dışa dönük ve her zaman muzaffer olanlar. İçe dönük ve kederli olanlar hep ötekileri kıskanır.”

Ben de aynı düşüncedeyim; Dışa dönük olan her zaman muzaffer olur. Her şeyden önce dertlerini içine atmadığı için fiziksel olarak daha sağlıklı olur. Paylaştığı için alternatifleri görebilir ve sorunlarına kısa yoldan çare bulur. Bir de Orhan Pamuk’un dediği gibi dertlerimi başkaları fark etsin ben anlatmayayım diyor. Bakar mısınız nasıl değişik fikirler çıktı ortaya. Bir de şu anda sizin aklınızdan geçenler var ki onları bilmek isterdim.

Dertleri koyun ortaya dostlarınız bir ucundan tutsun ki hafiflesin. Belki başkalarının fikirleri daha iyidir nerden biliyorsunuz. Bakın Bernard Shaw ne demiş; AKILLI İNSAN AKLINI KULLANIR, DAHA AKILLI İNSAN BAŞKALARININ AKLINI DA KULLANIR.

Zemzem Suyunun Gizemi

1-) Avrupa`da labaratuarlarda yapilan arastirmaya gore Zemzem suyu
diger sulara gore cok daha az kukurt tasimaktadir.

2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barindirmaktadir.

3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su anki teknolojiye
gore bile bilinemiyor.Yakinlarinda hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta. Bu sartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan almasi imkansiz. Nasil oluyor da yillardir suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.

4-) Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu
gidermek için içenin susuzluğunu giderir.

5-) Sadece 1,5 metre derinligindeki ufacik bir kuyudan çikan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacinin tum su ihtiyacini karsilamaktadir ve hicbir zaman ne azalma ne de kuruma gostermemektedir.

6-) Dunya Saglik Orgutu (WHO)`nun raporlarina gore Dunya`daki en
icilebilir ve saglikli sulardan biri.

7-) Amerika`da yapilan test sonuclarina gore Dunya`da icinde
mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.

Tarihteki Bilinmeyen Küçük ve İlginç Olaylar

Eski zamanlarda Fatih ve Bayezid Camilerinin avlusunda sergi kurulur ve bu avlular yiyecek v.s. satan küçük dükkanlarlar dolardı.
- Topkapı Sarayı bu ismini Eski Sarayın sahilindeki toplu kapısından almıştır. Bu sarayın, Fatih zamanındaki adı Yeni Saray idi.
- Çadıri Osmanlıların ilk hanesi, ilk sarayı, ilk taht evidir. Osmanlı sarayı, pek muhteşem ve çok odalı idi. Hele havaya dayanıklılığı ve ihtişamı pek meşhurdu.
- II. Süleyman kadınlarla meşgul olmazdı. Saraylılar harem ağalarıyla rezalete başladılar. Bu yüzden hizmeti olmayan ağaların içeri girmesi men edildi.
- Sultan Orhan zamanında Bizans’ta taht kavgaları oluyordu. Kantakuzinus’un yardımına giden Türkler, Bizans’ta büyük bir itibar kazanmışlardı. Saraya serbestçe girip çıkabiliyor, Bizanslılara hakim sıfatını takınıyorlardı.
- Osmanlı şehzadeleri babaları ile beraber harbe giderlerse ihtiyat kuvvetlerini kumanda ederlerdi.
- Osmanlılarda, yeniçerilere silah yapan ve tedarik eden ve bunları nakil vasıtasıyla orduya yetiştiren askeri sınıfa “cebeci” denirdi.
- Eski İstanbul sandal ve kayıklarının cidden nefis biçimli birçok nevileri vardı. Hele “Hanım İğnesi” denen ince uzun kayıkları birer sanat bediası idi.
- Osmanlıların kemal devrinde şehzadeler sancaklara gönderilerek oraların başında yetiştirilir ve divana da riyaset ettirilirdi. Eğer şehzadeler pek gençse bu divana onların mürebbileri olan lalaları vekaleten riyaset ederdi.
- Kanuni, Cerbe zaferinden dönen Piyale Paşa kumandasındaki donanmanın muhteşem alayını Yalı Köşkünden seyrederken, yanındaki Avusturya sefirine şöyle demişti: “İnsan bütün bu muzafferiyetlerin Allah’ın inayetiyle kazanıldığını düşünmeli de asla gurura kapılmamalı.”
- Osmanlılar, Venediklilerle İspanyollar gibi gemilerini çektirmek için “forsa” denilen ve gemilere zincirle çakılı esirler kullanırlardı. Bunlar daha ziyade, Karadeniz sahillerini vururken tutulan Dinyeper Kazakları ile Akdeniz korsanları idi. Kürek cezası bu adetten kalmadır.
- Mürevvih İbni Batuta, Orhan Gazi zamanındaki Türk kadınlarından bahsederken şöyle demektedir: ” Türk kadınları yüzlerini örtmezler. Erkekleri onlara hürmet gösterir ki, görenler onların hüddamı sanır.”
- Türk ünlülerinin hayatlarını anlatan “Sicilli Osmani” yazarı Süreyya Bey, ömrünü kitaplıklarda ve mezarlıklarda dolaşarak not almakla geçirmiştir. Torbalara attığı bu dağınık kağıt parçacıklarından büyük eserini ortaya koyduğu zaman herkes hayret etmiştir.
- Padişahların mutlak vekaletlerine delalet eden “möhri hümayun” geleneği Abbasi halifeleri zamanından kalmadır. Önceleri möhri hümaun yüzükte olup sadrazamlar parmaklarına takarlardı. Sonraları inci zincire bağlı altın keseler içinde boyunlara takılıp cepte taşımak adet olmuştu. Sadrıazamlar, mührü yatakta bile yanlarından ayırmazlardı. Hatta Ali Paşa hamama giderken bile yanında bulundururmuş.
- Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Hasan Paşa, Osmanlı tarihinin kaydettiği en zengin vezirlerden bir arşı milyarder idi. 1601′de Diyarbekir’den gelirken Tokat civarında ağırlığı ünlü eşkıyalardan Deli Hasan tarafından basıldı. Hazinesi yağma edildi. Öyle ki, çete efradı kıymetli kumaşları arşınlayarak ve mücevherleri kalkanlarıyla ölçerek paylaştılar. Paşa’nın “cennet bağı” adını verdiği altın kaplama ve murassa taht gibi bir sediri vardı. Onun da altın mücevherli çiçeklerini bozarak yağma ettiler.
- Evliya Çelebi’ye göre; Süleymaniye Camisi yapılırken İran Şahı, Kanuni’ye, parası yetmezse satıp tamamlasın diye, bir çekmece elmas yollamış. Padişah ise o elmasları küçük minarelerden sağdakinin taşları arasına koydurtmuş. Buna da cevahir minaresi denmiştir.
- At kestanesi ağaçları Fransa’ya 1615′te İstanbul’dan götürülmüştür. Paris bulvarları bunlarla süslüdür.
- Üniversite kütüpanesinde bulunan Fatma Sultan’ın murassa ciltli Kur’an’ının sayfaları gümüştendir.
- 19. y.y. başlarında İstanbul kibar gençleri başlarına üç arşın şal sararlar, fakat göğüs, kol ve bacaklar açık, çıplak gezer, ayaklarına da yalnız altı bulunan kırmızı yemeni giyerlerdi.
- Sokullu’nun, şehit edildiği zamanki kanlı gömleğini ailesi iki buçuk asır sakladı. Her sene mevlüdü okunup ziyaret edildi. Sonra Karaağaç’taki yalılarıyla birlikte yandı.
- Pehlivan Kara Ahmet, Yeşiltulumbada bir kahvede ansızın ölmüştü. Ölürken sarıldığı demir parmaklığın dokuz çubuğu birbirine geçmiştir.
- İlk satın aldığımız buharlı geminin adı “Svift” idi. Bu zat, “Gülliver Seyahatnameleri”nde yazan meşhur İngiliz muharrirdir.
- Eski mevlütlerde buhurdanlıkta öd ağacı yakılır ve gülabdanlarla herkesin avucuna gülsuyu serpilirdi.
- Bir asır evvel beş paraya şimdilik bir kiloluk ekmeğin altıda biri kadar ekmek ve gene beş paraya bir dilim kaşar alınarak güzel bir kahvaltı yapılırdı.
-Lale devrinin en namlı lalecisi Tabak Ata isminde esnaftan fakir bir adamdı. 80 çeşit nefis lale yetiştirmişti ve sarayların bahçelerine soğanlar ondan alınırdı. Bu çiçek yüzünden İstanbul’un en zengin simalarından biri olmuştur.
- Sokullu Mehmet Paşa’nın Karaağaç Yalısında yanan gayet kıymetli bir inci tesbihi vardı. İmamesi zümrüt ve taneleri yakuttu. Devrin kıymetli bir hattatı imamesinden başlayarak bu tesbihin üzerine bir Mushafı Şerif yazmıştı.
- 16. y.y. da Macaristan’da bir kaya kitlesi üzerinde kartal yuvasına benzeyen Filek Kalesine, Demirbaş Hasan Pehlivan denilen bir kahraman, 40 arkadaşıyla zaptetmişti. Bir gece kalenin mazgal deliğine merdiven dayadı, evvela, bu deliği kapayan 80 kantarlık bir topa göğsünü vererek itti. Sonra başını koyup ikinci hamlede topu içeriye doğru tamamen attı ve yalın kılıç arkadaşlarıyla daldı ve kaleyi fethetti…
- 16. asrın namlı ok atıcı pehlivanlarından Ahmet Ağa 75 yaşlarında iken bir gün okçular başına gelip ok ısmarlamıştı. Esnaf; Pehlivan, ihtiyarladın, sana ok ve yay ne lazım, dediler. O da atını çarşının kapısına sürdü, kapıdaki zincirlere kollarıyla asıldı ve bacaklarını atının karnına sardı. Kollarını kısınca koca atı havaya kaldırarak: “Bazumda azıcık kuvvetim var gibi..!” cevabını verdi.
- Tarihimizde kayıtlı en müthiş oburlardan biri, münevver ve inkılapçı III. Selim’in düşmanlarından, Aygır İmam diye meşhur Derviş Efendi isimli bir softadır. Bir seferinde 40 yumurta üstüne 2 okka pastırma doğratıp, bir pastırmalı yumurta yemiş; fakat koca leğeni sıyırdıktan az sonra dili ağzına sığmayıp ölmüştür.
- Milli Mücadele yıllarında Anadolu’da damga pulları, posta pulu yerine kullanılmıştı. Bunlardan Bozöyük Postanesi’ne gönderilmiş ve ancak birkaç tanesi kullanıldıktan sonra Yunan işgalinde yok olmuş bir pul bulunmuş, bugün çok kıymetlidir.
- Birleşik Amerika cumhurbaşkanlarından General Grant, II. Abdülhamit zamanında Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Bu zat memleketimize gelmiş ilk ve son Amerika cumhurbaşkanıdır.
- İstanbul hayatına dair en zengin letaif kitabı, 18. asır sonlarında bir Ermeni zengini için Ermeni harfleriyle Türkçe olarak yazılmıştır. Bu eserin yegane yazma nüshası 1941’de İstanbul’da 500 liraya satılmıştır.
- Osmanlı padişahları arasında gözlük kullanmış ancak bir kişi vardır, o da son padişah Vahdettin’dir.
- Abdülaziz’in şeyhülislamlarından Ahmet Muhtar Efendi, Ayasofya’da bir fakir turşucunun oğlu idi ve çocukluğunda cami derslerine yalınayak giderdi. Sırf kendi gayretinin hakkı olarak ulaştığı bu yüksek makamdan da bir gün kayığına binmeyip halk ile beraber vapura bindiği için azledilmiştir.
- İstanbul’daki Hürriyet abidesinin altı bir yer altı mescididir. Bu mescide abidenin kapısından girilir. Hürriyet şehitleri bu mescidin mihrap duvarının arkasında meftundur.
- Şehzadelerin sünnet düğünlerinde esnaf kurumlarının kıymetli hediyeler sunması adetti. İstanbul şekercileri de, bir anane olarak, gayet büyük bir gümüş tabla üzerine rengarenk olarak şekerlerden bir çiçek bahçesi, düğünün son günü yapılan büyük esnaf alayonda on kadar tuvana şekerci kalfasının omuzlarında geçirilerek halka gösterilirdi.
- 15. asırda Bursa’da Molla Rüstem ölürken 14 yaşındaki oğluna yüz yıl ömür düşünmüş ve her gününe 100 florin hesap ederek 3 milyon 6 yüzbin florin gibi muazzam bir miras bırakmıştı. Bu çocuk babasından sonra ancak 7 yıl yaşadı. Bütün paralarını yedi ve yalınayak, sefil, bir hamam külhanında öldü. Mirasyediliğine misal: Bir gün, bir bağda tavşan yatağı bulunduğunu haber verdiler. 100 florin verdi. 100 florine de bir tazı aldı. Tavşanı ininden çıkarana 100 florin verdi, fakat tazı tavşana saldırmadı. Tazıyı kılıçla ikiye böldü.
- Abdülaziz zamanında Arifaki isminde bir adam “Musavver Medeniyet” isminde bir gazete çıkarmış ve ilk sayfasına Şehzade Yusuf İzzettin Efendi’nin bir resmini koymuş, bu vesile ile valide sultandan ve padişahtan ve saray mensuplarından ikibin altına yakın bahşiş kopartmıştı. Bu hanedandan bir zatın, bir gazeteye basılan ilk resmiydi.
- Kanuni Sultan Süleyman gayet mahir bir kuyumcu idi ve sağ kulağında daima, bir fındık büyüklüğünde ve armut şeklinde çok kıymetli bir inci küpe taşırdı.
- IV. Murat zamanında tütün içmek yasaktı. İçen asılarak idam olunur ve öldükten sonra asıldığı yerde çubuğu ağzına verilerek teşhir edilirdi.
- İstanbul’da ilk kahvehane 16. asır ortalarında Tahtakale’de açıldı. Burada okur yazar ve zarif insanlar toplanır, edebi muşahabeler yapar, satranç oynarlardı. Zamanla bunlar fazlalaştı. Fakat işe müdahale edilerek men edildi.
- 17. asırda İstanbul genişleyince büyük şehir ahlaksızlığı başlamıştı. Bazı kimseler kör cariye ve esir satın alıp dilendirirler, yahut birinin boynuna zincir takıp “borçlu mahsup tur diye merhamet çekerek para toplarlardı. Softalar, eski elbise giyen kadınlar, dilenciler kahyasına rüşvet vererek dilenirlerdi.
- Kanuni’nin sadrazamı İbrahim Paşa’nın adamlarından Alvaryo Griti adında birisi vardı. Bu zat, o zamanki Venedik Cumhuriyetinin elçisi idi. Taksim civarında bir sarayı vardı. Kendisine yazılan resmi evrakta “Beyoğlu” diye yadolunurdu. Beyoğlu semtinin adı buradan gelmektedir.
- 17. asırda arzuhalcilerde inzibat altına alınmıştı. Bunların dürüst, tecrübeli ve devlet emirlerine vakıf kimseler olması şarttı.
- 17. asırda, sarayda padişah odasına beşer yüz dirhemlik iki mumu ve saray odaları için iki yüz dirhemlik ikişer mum verilirdi.
- 18. asır başlarında kasapları hükümet tayin ederdi ve bunları zengin kimselerden seçerlerdi. Bunlar narha göre satarlar ve zararları olursa hükümet kapardı. Zorla kasap yazılan bir zengin Mısır’a kaçmıştı.
- III. Murat zamanında şımarık vaizlerden Şeyh Şuca, maymunlar insanlara benziyor diye başlarına bir şey giymelerine irade aldı ve İstanbul’daki iki yüz maymuna birer kırmızı takke giydirildi.
- Sokaklarda daimi ışık bulunmadığından geceleri sokağa çıkan İstanbul halkı fener kullanırdı. Bunlar camlı veya muşambalı olurdu. Daha evvelleri bu fenerlerdeki mumların adedi de sahibinin mertebesine göre değişirdi.
- Kibritten evvel çubuk yakmak için kav kullanılırdı. Çakmak taşına çelik demirle vurularak çıkarılan şerare ile yakılırdı.
- Küsler, üzerlerine kalın deriler gerili muazzam davullardı. Harp meydanlarında zaferler bunlarla ilan edilir ve yer gök inlerdi ( küslere halk kös derdi).
- Gündelik gazetelerin mevcut olmadığı devirlerde günlük bazı devlet emirleri, ahali tellalları vasıtasıyla toplanarak tebliğ edilirdi. Tellarlar, “komşular, komşular! Bu gece camiye buyurun, tembih var!” diye bağırarak halkı camilere toplarlardı.
- Avrupakari fayton denilen arabalar Türkiye’ye II. Mahmut tarafından girmişti. Evvelce bunlara padişahtan başkası binemezken, padişahın seyahatlerinde yakınları da rahat etsinler diye onlara da müsaade edilmiş ve neden sonra herkes binebilmiştir.
- Bizde müdde-i umumilik (savcılık) ilk defa 1880′de Adliye teşkilatı kanunu ile ihdas edildi. Unvanları “hasmı mansup”tu (yani tayin edilmiş hasım). İki taraf varken 3. şahsın muhakemeye müdahalesini halk ilk zamanlar anlayamamıştı.
- Köprülü Mehmet Paşa vilayetlerle payıtahttaki eşkıya ve zorbaları temizlemek maksadıyla otuzbine yakın insan idam ettirmiştir. Yalnız celladı Zülfikar 4000 kişiyi denize atmıştır. Tarihler, o zamanı ıslah için bu hunharlığı mazur görmektedir.
- Eskiden devletin harici işlerini gören zatın ünvanı Reisilküttab idi. Akif Paşa, resmi yazı lisanını sadeleştiren bir edibimizdi. Namık Kemal, kitabeti Akif Paşa’nın eserlerinden öğrendiğini söylerdi.

- Kanuni’nin sadrazamlarından Semiz Ali Paşa o kadar şişmandı ki, koca imparatorlukta kendisini taşıyabilecek ancak iki at bulunabiliyordu.
- 17. yüzyıl ortalarında İstanbul’da bir “elekçi delisi” vardı. bu deli her gün 3-4 elek telini koparır ve bükerek bir pide gibi iştahla yerdi.
- Hicaz, Türkiye’de bulunduğu müddetçe, I. Dünya Savaşı sonuna kadar, Peygamberimizin markadı üzerindeki kandillerde daima “gül yağı” yakılmıştır.
- IV. Avcı Mehmet, Trakya’da bir köylü çocuğu görmüştü. Bu çocuğun sol bacağı, bir keçi bacağı gibi kıllı idi. Padişah bu çocuğa 100 altın verdi.
- Hanya fatihi Silahtar Yusuf Paşa güzelliği ile meşhur genç bir vezirdi. Çocukluğunda Dalmaçyalı fakir bir çocuk olan Yusuf Paşa, bir kış günü çıplak ayaklarına bir çift eski kundura giydiren kadına, vezir olduktan sonra bu partal kunduraları, içlerine altın doldurarak iade etmiştir.
- Somatra Adası’nın en büyük kilisesinin çanı, eski bir Türk topundan yapılmıştır. Üzerinde II. Selim’in tuğrası vardır. Bu top, Somatra Müslümanlarına yardım için gönderilen Türk topçuları tarafından orada dökülmüş ve üzerine de bu ada Müslümanlarının Türkiye’ye tabiiyet alameti olarak bu padişahın tuğrası konmuştur.
- IV. Murat zamanında tütün içmek yasaktı. İçen asılarak idam olunur ve öldükten sonra asıldığı yerde çubuğu ağzına verilerek teşhir edilirdi
- İstanbul’un kurucusu Konstantin idi. Yaptığı imar ile Fatih 2. kurucusu oldu. Fakat şehir Kanuni Sultan Süleyman zamanında genişledi, ticaret merkezi oldu. Yabancı tüccarlar için Galata’da yeni mahalleler yapıldı. Kasımpaşa, Piyalepaşa mahalleleri kuruldu.
- Bir zamanlar hocalar kavrulup kömür haline geldiği için kahvenin dinen haram olduğuna dair fetvalar verdiler. Tütün aleyhinde ise çoktan fetva verilmişti. Fakat vaizlerle müftüler bile bu yasağa dayanamayarak gizli kahvehanelere arka kapıdan girer oldular.
- Girit’in merkezi Hanya Kalesi’nin fatihi Yusuf Paşa, düşmanları tarafından Sultan İbrahim’e saraya ganimet getirmediği bahanesiyle çekiştirilmişti. Padişah paşayı çağırıp azarladı. Paşa da: “Gerçi hazine sarfeyledik amma düşmanı kahredip bir büyük kale kazandık.” dedi. Fakat padişah onu öldürdü.
- Padişahlar bir yere gidecekleri zaman tülbent ağaları baştaki kayıkta padişahın kavuğunu taşırlar ve geçtiği yerlerde bunu eğmek sureti ile padişah namına halkı selamlarlardı.
- Üzerinde sahibinin ismi kazılı olan mühür, bilhassa resmi işlerde imza yerine kullanılırdı. Bu usul 1908 senesine kadar devam etmiştir.
- Fatih’in 1454′te ilk yaptırdığı saray (eski saray) şimdiki üniversite yerinde idi. Yeni sarayın (şimdiki Topkapı Sarayı yerinde) inşasına da 1464′te başlandı. Bu sarayın yeri o zaman zeytinlikti.
- Osmanlı tahtı babadan oğula kalırdı. I. Ahmet değiştirip, hükümdarlığın, hanedanın en büyük erkeğine kalması usulünü koymuştu. Bundan sonradır ki Osmanlı şehzadeleri sarayda hususi dairelerde bir nevi mahpus hayatı geçirip cahil ve atıl kalmışlardı.
- Padişah yemek yerken sofrada yemekleri vermek ve değiştirmek kilercibaşı ile çeşnigirbaşının vazifesi idi. Yemek sırasında rikabdar ağa yelpaze ile sinekleri kovardı.
- Kanuni’nin oğlu II. Selim harbe gitmeyen ilk Osmanlı padişahı idi. Zevk ve sefahate düşkündü. Sarhoşken hamamda düşme neticesinde ölmüştü.
- Matbaadan evvel kitaplar el yazmasıyla çoğaltılırdı. Kitap kopyası ile geçinen bir sınıf vardı. Bunlara “hattat” denirdi.
- Osmanlı sarayının buzu, Keşiş (Uludağ) dağından getirilirdi. Hususi kayıkları vardı. Sultanlara ve kadıefendilere günde ikişer okka buz tayin edilmişti.
- Napolyon’un 15 bin kişi ile 20 günde geçebildiği çölü, Yavuz Selim, Mısır fethine giderken 60 bin kişi ile 10 günde geçmişti.

Karabasan Nedir Ve Karabasan için dua

Bu olaya karabasan veya kıllı yaratık deniliyor. Bu olayın aslı vardır. Ancak tehlikeli bir tarafı yoktur. Bazı cinlerin manyetik yönü ağır basan bazı insanlara değişik şekillerde görünmesidir. Cinler bünyesi hassas ve manyetik özellik taşıyanlar ile irtibat kurabilirler. Aynı yerde sadece bir kişi fark eder diğerleri anlayamayabilir. Demek ki manyetik bir durumunuz söz konusu. Tehlikeli bir durum yoktur.

Buna benzer konular için yapacağımız tavsiyeler şunlardır:

1- Abdest alıp 2 rekat namaz kılıp abdestli yatmak.

2- 33 defa sübhanellah, 33 defa elhamdülillah ve 34 defa allahü ekber diyerek uyumak.

3- 7 defa ayetelkürsiyi okuyup sağa, sola, arkaya, öne, alta ve üste üfleyip yedincisini üflemeden uyumak

4- Fatiha, nas, felak, ihlas surelerini okumak

5- Cevşen duasını okumak ve üzerinizde cevşen duasını bulundurmak

Korku gibi şeylerden korunmak için dua etmek ve âyet ile hadis gibi şeyleri yazıp taşımak dinen caizdir. Abdullah bin Ömer Peygamberden (sav) şöyle rivayet etmiştir: “Sizden biriniz uykuda korkarsa şöyle desin: Allah’ın gazab ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan Allah’ın sözlerine sığınırım” O zaman, hiçbir şey ona zarar vermez. Abdullah bin Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı (Ebu Davııd, Nesâî, Tirmizî).

Ancak bunları istismar edip sanat haline getiren ve saf kadınlarla teşriki mesai edip onlarla haşr ve neşir olmak kesinlikle haramdır. (Günümüz meselelerine Fetvalar – 2, Yasin Yayınevi, s: 258 )

Okuyup üflemek konusu:

Ayet-el kürsi, felak , nas, fatiha gibi sureleri veya ayetleri okuduğu zaman Peygamberimizin sağına soluna önüne arkasına ellerine ve hasta olan herhangi bir kimseye üflediği hadis kitaplarımızda yazılıdır.
Bunun sebebi insanın maddi hastalıklardan korunmak için maddi tedbirler aldığı gibi manevi ve zararlı şeylerden korunmak için de böyle tedbirler alması içindir. Bizi yaratan Allah Peygamberimiz vasıtasıyla nasıl korunacağımızın yollarından birisini göstermiştir.

Bu konuyu izah eden hadislerden birini açıklamasıyla beraber takdim ediyoruz.

Hz.Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizateyn’i ( felak ve nas sureleri) ve kulhüvallabu ahad’i okur ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi”. [Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 14, Tıbb 39, Da'avât 12; Müslim, Selâm 50, (2192); Muvattâ, Ayn t5, (2,942); Tirmizî, Da'avât 21, (3399); Ebu Dâvud, Tıbb 19, (3902).>

AÇIKLAMA:

1- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Kur'ân-ı Kerim'i hastalığı sırasında şifa için okuduğu, mevsuk rivayetlerde gelmiştir. Esasen Kur'ân'ın mü'minler için maddi ve manevî şifa olduğu âyet-i kerimede belirtilmiştir: "Kur'ân'dan, iman edenlere rahmet ve şifâ olan şeyler indiriyoruz, O, zâlimlerin ise sadece kaybını artırır" (İsra suresi, 82). Keza: "Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifa, mü'minlere doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir" (Yunus suresi,57 ).

2- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kendi vücuduna icra ettiği "nefes"in mahiyeti hakkında bilgi vermek için, İbnu Hacer, rivayetin farklı vecihlerini kaydeder. Buna göre, önce ellerini cemeder, sonra ellerine üfler, sonra okur ve okuma sırasında eline üflerdi. İbnu Hacer, bu üflemenin tükrüksüz veya hafif
tükrüklü olabileceğini belirtir. Bu maksadla Felak, Nâs ve İhlas sûreleri okunmuştur.

Meshetme işi, bereket düşüncesiyle yapılmıştır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) ellerini önce başına, yüzüne sürer, ondan sonra elinin yetişebildiği yerlere kadar bütün vücuduna sürerdi. Hz. Aişe der ki: "Resûlullah, kendini götüren hastalığa yakalanınca, ben okuyup üzerine üflüyordum. Kendi elleriyle de vücudunu meshediyordum. Çünkü onun elleri bereket yönüyle benim elimden çok üstün idi". Bir başka rivayette Hz. Aişe meshedip, şifa için dua ederken kendine gelen Resûlullah'ın: "Artık hayır, (şifa değil), Allah'tan Refîk-i A'la'yı istiyorum" dediği belirtilir.

3- Bazı rivayetler, Kur'ân'dan okuyup nefes ederek tedaviyi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ailesi efradına da uyguladığını tasrih eder. Sahabe veTâbi in de aynı tedavi usulüne başvurmuştur. Ulema bunun cevazında ittifak etmiştir.

4- Nefes'i "tükrüksüz hafif üfürük" diye tarifeden Nevevî, rukyede bunun müstehab olduğunu, ulemanın cevazında icma ettiğini belirtir. Hz.Aişe (radıyallahu anhâ)'ye Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)'in rukyede yer verdiği nefes'ten sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Onun nefesi, kuru üzüm yiyenin üfürüğü gibi idi, kesinlikle tükrük yoktu.'' Kasıtsız olarak nefesle birlikte çıkacak olan rutubetin tükrük sayılmayacağı belirtilmiştir.

Kaynak: Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 7. cilt, Akçağ Basım Yayın, Ankara, 1988, s. 50-51
Selam ve dua ile...

Karabasan için dua

Sual: Karabasandan kurtulmak için ne yapmalıdır?
CEVAP
Yatarken yatağa abdestli girmeli, Euzü Besmele okuyarak sağ yanı üzerine kıbleye karşı yatıp, sağ avucu sağ yanağın altına koymalıdır. Âyet-el kürsi, üç İhlas, sonra Fatiha ve birer defa iki kul euzüyü okumalıdır. Sonra üç defa (Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illahü) okuyup, üçüncüsüne (el-hayyelkayyume ve etubü ileyh) ilave etmelidir. Daha sonra da on kere (La havle vela kuvvete illa billah) okuyup, onuncusuna (hil aliyyil azim ellezi la ilahe illahü) ilave etmelidir!

Li ilafi’yi [Kureyş suresini] gece yatarken 11 defa okumalı.

Aşağıdaki hadis-i şeriflerde bildirilen duaları okumalıdır:

(“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim” duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]

(“Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka” duasını okuyana, o yerden kalkıncaya kadar, hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]

3 Senede yaşlanan japon spiker

3 Senede yaşlanan japon spiker

Japanese Anchorman - It's a hard job to be an anchorman

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 1Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 2

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 3

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 4

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 5

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 6

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 7

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 8

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 9

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 10

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 11

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 12

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 13

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 14

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 15

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 16

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 17

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 18

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 19

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 20

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 21

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 22

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 23

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 24

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 25

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 26

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 27

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 28

Dünyadan Tuvalet İşaretleri Manzaraları 29

coğrafya yazılı soruları ve cevapları%100 gerçek

10 derece doğu meridyeninde 110 km hızla 10 saat giden bir gemi;
a)10 saat sonra nerde olur,
b)Burada saat kaçtır?
c)Kaptanın üniformasının rengi?

cevaplar(bu cevaplar tam 10 puan almışlardır)
a)hocam nerden bileyim heralde cehennemin dibindedir…
b)hocam tam emin degilim ama heralde eti kemik geçiyodur.
c)kaptanın üniforma rengine beşiktaşlılar siyah beyaz,gs liler sarı-kırmızı,fbliler siyah beyaz yazar…….

VE HEPSİDE 10 ÜZERİNDEN 10 PUAN ALIR…%100 gerçek

Vizelerde Başarılı Olmanın Altın Kuralları :)

1)Vizelerden bir hafta önce uyumaya başlayın.

2)İçki tüketim ihtiyacınızı bu dönemde gidermeye çalışın, zira ortalama 10 günlük bir kaos süreciniz olacaktır.

3)Arada uyanın, arkadaşlarınıza ulaşıp not toplayın,masanıza koyun.

4)Sınava 2 gün kala bu notları düzenleyin ve tekrar yatın:durdurun

5)Sınava bir gün kala sınav programınızı öğrenin ve tatlı bir telaşa girin ama rahat olun.

6)İlk sınav için akşam oturun ve kahve eşliğinde okumaya, yazmaya çözümlemeye başlayın, saat 03.00 sularında”ya bi televizyona bakalım kafam doldu resmen” diyin ve bir daha dönemeyin.

7)Sınava her zaman en az 1 saat erken gidin ve arkadaşlarınızın size konuları anlatmasını sağlayın

8)Aynı gün üç sınav varsa korkmayın, bunun bide finali var.

9)Sıraya not almaya çekinmeyin, küçük bilgiler bazen vize kurtarır.

10)Vizelerden sonra yapacaklarınızı konuşup, plan yapın, mekan ayarlayın,bu gazla motivasyonunuz artacaktır.

11)İki sınav arası yapılacak en güzel şey tavla oynamaktır.zihninizi açar

12)Çayı tencerede demleyin,zaman kaybı ve boşa uğraştan kurtulun

13)Kötü olanlar için üzülmeyin, siz elinizden geleni yaptınız, gerisi takdir-i ilahi

Tüm zamanların gelmiş geçmiş en büyük motivasyon mesajı!!!

Önemli Açıklama: Aşağıdaki mesajı kendinize uyarlayarak içtenlikle, inanarak her sabah ve her akşam yatmadan önce okuyun! Her okuyuşunuzda, bu mesaja sınırsız pozitif bir enerji yüklendiğini, her okuyuşunuz da okuduğunuz her satırdan müthiş bir gücün çıktığını, alnınızın tam ortasından bir ışık demeti halinde içinize işlediğini, damarlarınızda dolaştığını, ruhunuza inanılmaz bir zindelik ve güç verdiğini, ve bu gücün sizin insanların iyiliği için yapacağınız çalışmalarda kullanabilmeniz için size bahşedildiğini düşünün! Ve buna içtenlikle inanın! Her okuyuşunuzda içinize müthiş bir enerji dolduğunu hissedin!

1. Kendinize uyarladığınız bu mesajın çıktısınıalın! Görsel iseniz mesajı süsleyerek çarpıcı hale getirin! İşitsel iseniz bir ses kaydediciye kendi sesinizle kayıt edin! Dokunsal iseniz her okuyuşunuzda her kelimeyi hissederek okuyun ya da küçük kartlara parça parça yazarak bu işlemi oyun haline dönüştürün!
2. Mesajı kendinize uyarlamayı unutmayın! Yazılanlar sizi ve olmak istediğiniz sizi ifade etmeli, birinci tekil şahıs ile yazılmalı, şimdiki zaman kipi kullanılmalıdır! Sizi ilgilendirmeyen, size hitap etmeyen bir mesajın size hiçbir etkisi olmaz! Geçmiş bitmiş, gelecek ise henüz gelmemiştir, hükmedebileceğimiz zaman parçası “şimdi, şu an”dır!
3. Nasıl okursanız öyle sonuç alırsınız! Öylesine okursanız öylesine sonuç alırsınız! Sadeceokursanız, sadece okumuş olursunuz! Bir defa içtenlikle okursanız, bir defalık sonuç alırsınız! İçtenlikle, inanarak sürekli okur ve uygulama yaparsanız sürekli bir sonuç alırsınız! Seçim sizin! Tabi ki sonuçlar da sizin olacaktır!
4. Önümüz yılbaşı! Tüm zamanların en büyük motivasyon mesajını sevdiklerinizin isimlerine uyarlayarak çıktı alın! Daha sonra sevdiklerinize hediye edin! Kimbilir belki de sevdiklerinize hayatlarında almış oldukları en iyi hediyeyi vermiş olursunuz!
5. Bu mesajı benim adımla veya kendi adınızla tanıdığınız herkese yollayın (veya forward edin)
6. Önemli olan az da olsa sürekli olandır! Eğer vaktiniz azsa her gün parça parça okuyun ve uygulayın!
7. Bu teknikler işe yaramaz diyenlere aldırmayın! Hele hele ben bu konuda eğitim aldım bunlar saçmalık derlerse hiç inanmayın! Sadece deneyin!
8. Bu tarz olumlamayı hayatınızdaki her alana uyarlayabilirsiniz!
9. Yazdıklarınız ile değerleriniz, inançlarınız ve kişiliğinizin çatışmamasına çok dikkat edin!
10. Bu mesajı sihirli değnek olarak görmeyin! Bir anda değişiklik beklemeyin! Uygulama ve zaman ile mutlaka pozitif değişim sağlarsınız!
11. Bu mesajı okurken birisi gelir de size gülerse, siz gülüp geçin, çünkü gülüp geçenler genellikle ağlanacak halde olanlardır! Hele bir de alay edenler var ya işte onlar acziyetlerini alayla kapatmaya çalışan zavallılardır! Bir dokunsanız bin dert yumurtlarlar!
12. Bu mesajı görür görmez yine mi Adem Altay, bıktık bu baş belası adamın maillerinden, biri bu adamı durdursun diye isyan edenlerdenseniz, boşuna enerjinizi harcamayın! Mesajlardan kaçabilirsiniz, ama kendinizden asla! Adem Altay, Kişisel Mükemmellik Felsefesini yaymaya, insanların hayatlarında değişim yapmaya, sürekli bir şeyler öğrenip onları diğer insanlarla paylaşmaya, daha güzel, daha olumlu insanların yaşadığı bir toplum oluşturmak için var gücüyle çalışmaya adanmıştır! Hızla koşan bir atın küçücük taşlarla durdurulamayacağı gibi Adem Altay hakkında ileri geri mesajlar atılarak, menfi hesaplara girilerek, sahte isim kullanıp çamur atarak mesajları durduramazsınız!Bu mesajı okuyup faydalanabilecek tek kişi için bile olsa mesajlarımı yayınlarım!
13. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır! İster benim adımla ister başkasının adıyla olsun insanları geliştirebilecek her tür bilginin paylaşılması taraftarıyım! Geçenlerde bir danışmanlık firması benim yazmış olduğum mesajı kendi yazmış gibi kendi adıylayayınladı!(Olumlu düşünce gücü ile kişisel ve kitlesel mükemmelliğe). Sanmayın ki çok kızdım! Aksine mesajı silip atsaydı kızardım! Önemli olan bilginin daha çok insana ulaştırılması; ister benim adımla olsun, ister başkasının adıyla! Kişisel Mükemmellik Grubu anasayfası Files bölümüne kişisel mükemmelliğe inanan arkadaşlarımızın en iyi olma yolunda kullanabilmeleri için, bir çok şirketin sır gibi sakladığı seminer notları ve sunumları ekledim! Ben bir eğitimci olarak şuna inanırım: Özümseyemediğiniz, içselleştiremediğiniz bir bilgi sizin değildir! Geçek bir eğitmen kişiliğiyle, bilgilerini içselleştirebilmesiyle, anlattığı konuya hakim olabilmesiyle, içi dışı bir ve söyledikleriyle yaptıkları uyumlu olmasıyla, anlatım tarzı ile gösterir, kuru kuru ordan burdan toplama bilgiyle değil! Bu yüzden dosyaları kullanın fakat içselleştiremezseniz bir işe yaramaz!

İşte Beklenen Mesaj:
Tüm Zamanların Gelmiş Geçmiş
En Büyük Motivasyon Mesajı

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Bugün, bu saat, şu an hayatımın dönüm noktası!Bugün yepyeni sevgi dolu mutlu bir hayata başlıyorum!

Geçmişimdeki tüm olumsuzlukları siliyorum! Gelecek ise seçim yapmamı bekliyor! İşte tam bu anda bilinçli bir şekilde yarınlarıma yön veriyorum!

Geçmişte yaptığım tüm hatalar için kendimi bağışlıyorum! Kendimi şu an huzurlu, mutlu, harika hissediyorum! Enerji dolu, güçlü ve sağlıklıyım ve bunun tadını çıkarıyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Son derece huzurluyum! Hayatımdaki iyiliğin gücüne inanıyorum!Koşullarda hiçbir güç yok!Yalnızca iyilikte ve doğrulukta güç var!

Şu anda içimde bulunan güce engel olabilecek hiçbir insan, yer, nesne durumveya ortam yok! Hiçbir şey bana karşı değil, hiçbir şey beni rahatsız edemez! Geçmişimde olanların beni incitecek hiçbir gücü yok!

Şu anki iyi düşüncelerle geleceğimi hazırlıyorum! Bugünü, şu anı yaşıyorum, geleceğe güveniyorum, geçmişten hiçbir pişmanlık duymuyorum!Tüm hayatın benim iyiliğim için el ele verdiğine inanıyorum! Rahatım, mutluyum, huzurluyum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu…

Kendi düşüncelerimi kendim seçerim! Başkalarının benimle ilgili düşünceleri beni bağlamaz!

Ben izin vermedikçe kimse benim düşüncelerimi biçimlendiremez! Kendim için sağlık, mutluluk, sevgi ve anlayış düşüncelerini seçiyorum!

Korku ve nefrete düşüncelerimde yer yok! Bu andan itibaren “Hayatımın Hakimi Ben’im!”
Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Gerçekten ben çok özelim! Kendimi seviyorum ve kendimi çok iyi hissediyorum!

Kendimi geliştirmek için hergün çalışmama ve hergün daha iyiye gitmeme rağmen bugünkü beni seviyorum! Ve yarın daha iyi olduğum zaman da kendimi seveceğim!

Bütün dünyada gerçekten benim gibi kimse yoktur! Daha önce asla başka bir ben yoktu ve tekrar başka bir benolmayacak!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu ….
Ben tepeden tırnağa eşsizim! Bazı hallerde başkaları gibi görünebilir, hareket edebilir veyakonuşabilirim ama ben onlar değilim! Ben benim!

Birisi olmak istedim ve şimdi olduğumu biliyorum! Dünyadaki herhangi biri olmaktansa kendim olmayı tercih ederim!

Hissetme tarzımıseviyorum, düşünme tarzımı seviyorum ve işleri yapma tarzımı seviyorum! Kendimi ve kimliğimi beğeniyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Benim birçok güzel niteliğim var! Yeteneklerim, hünerlerim ve kabiliyetlerim var! Henüz bilmediğim yeteneklerim bile var! Ve sürekli kendi içimde yetenekler keşfediyorum!

Ben olumluyum! Ben kendimden eminim! İyi şeyler yansıtırım! Eğer yakından bakarsanız, etrafımda bir parlaklık bile görebilirsiniz!

Yaşam doluyum! Yaşamayı seviyorum ve hayatta olduğuma memnunum! Çok özel bir zamanda yaşayan çok özel bir kişiyim!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Akıllıyım! Zihnim çabuk, uyanık, zeki ve eğlencelidir! İyi şeyler düşünürüm ve zihnim benim için her şeyi yoluna koyar!

Çok fazla enerji, şevk ve canlılığa sahibim! İlgi çekici biriyim ve kendim olmaktan gerçekten hoşnutum!

Başka insanlarla birlikte olmaktan hoşlanırım ve başka insanlar benimle olmaktan hoşlanırlar! İnsanlar söyleyeceklerimi işitmekten ve düşündüklerimi bilmekten hoşlanırlar!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Çok gülümserim! İçimde mutluyum ve dışarıda mutluyum!

Pek çok şeyle ilgilenirim! Sahip olduğum tüm nimetlerin, öğrendiğim şeylerin, bugün, yarın ve ebediyen –varolduğum sürece- öğreneceğim her şeyin değerini biliyorum!

Sıcak, samimi, dürüst ve içtenim! Ben bunların hepsiyim ve daha fazlasıyım! Ve bütün bunların hepsi benim! Kendimi seviyorum ve ben, ben olduğum için memnunum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu ….

Yapabileceğime inandığım her şeyi yaparım! O tanımlanmayan nitelik bende var ve bu her gün artıyor! Bende yetenek, beceri ve hüner var!

Hedefler belirler ve onlaraulaşırım! hayattan ne istediğimi biliyorum! Onun peşine düşer ve elde ederim!

İnsanlar benden hoşlanır ve ben kendimle ilgili iyi şeyler hissederim! Ben olduğum için gurur duyuyor ve kendime inanıyorum!

Hiçbir şey beni durduramaz! Çok kararlıyım! Sorunları avantajlara çeviririm! Diğer insanların hiçbir şans görmediği durumlarda bile çözümler bulurum!

Çok enerjiğim, çok canlıyım! Hayatı seviyorum ve bunun farkındayım, başkaları da farkında! Moralimi yüksek tutuyor, ileriye bakıyor ve bundan hoşlanıyorum!

İstediğim her şeyi başarabileceğimi biliyorum ve olumsuz herhangi bir şeyin beni engellemesine veya yolumda durmasına izin vermeyi reddediyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu ….

Hiç kimseden ve hiçbir şeyden korkmuyorum! Kuvvete, yeteneğe, inanca ve güvene sahibim! Mücadeleyi severim ve balıklama dalarım! Özellikle bugün!

Dünyanın zirvesindeyim ve meydan okuyorum! Zihnimde istediğim şeyin net bir resmi var! Onu kendi önümde görebiliyorum! Ne istediğimi ve onu nasıl elde edeceğimi biliyorum! her şeyin bana bağlı olduğunu ve bunu yapabileceğimi biliyorum!

Engeller isteğimi azaltmaz! Onlar yalnızca hayatta ve hareket halinde olduğumu bana anlatırlar ve benhiçbir şey için hareketsiz kalmayacağım!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Kendime güvenirim! Başarı için ne gerekiyorsa fazlasıyla sahibim veonu nasıl kullanacağımı biliyorum! Bugün kimse beni durduramaz! Kendimi topladım ve hergün biraz daha toparlıyorum! Ve bugün, dikkat et dünya, ben geliyorum!

Sınırlar! Onları sınırlar olarak bile kabul etmiyorum! Kazanamayacağım hiçbir mücadele yoktur! Tırmanamayacağım hiçbir duvar yoktur! Yenemeyeceğim ya da tersine çevirip kendi yararıma kullanmayacağım hiçbir sorun yoktur!

Dimdik ayaktayım! Dürüst ve içtenim! İnsanlarla ilgilenmeyi severim ve onlar da benden hoşlanırlar! İyi düşünürüm; net düşünürüm; planlıyım; kendime ve çevremde olan her şeye hakimim!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Kendi kartlarımı kendim oynarım, hiç kimse onları benim için oynamak zorunda değil! Hayatımdaki olaylar için hiç kimseyi suçlamam! başarısızlıklarımı kabul ederim ve onları, zaferlerimin ödüllerini kabul ettiğim kadar kolaylıkla aşıp ilerlerim!

Kendimden asla mükemmellik talep etmem, amaverebileceğimin en iyisini beklerim ve elde ettiğim de en iyisidir!

Kendime asla mazeretler bulmam! İşleri zamanında ve doğru yaparım! Bugün her zamankinden daha fazlasını yapacak içsel gücüm var!

Ben özel bir insanım! hedeflerim ve kendime olan büyük inancım, hedeflerimi gerçeğe dönüştürür!

Hayallerimi yaşama gücüm var! Onlara, kendime inandığım gibi inanırım! Ve bu inanç öyle güçlüdür ki, benim yenilmez ruhumu zayıflatabilecek hiçbir şey yoktur!

Biliyorum ki, yücelik yüce olanın zihninde başlar! Biliyorum ki, kendimle ilgili inandığım şey benim olacaktır! Bu yüzden kendim için en iyiye inanırım!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu ….

Pratik ve gerçekçiyim, ayağımı yere sağlam basarım! Ama aynı zamanda kendime, en yoğun beklentilerime uygun yaşama özgürlüğünü deveririm!

Kendimi asla başkalarının dar görüşlü inançlarıyla sınırlamam! Bunun yerine kendimi sınırsız olanakların engin ufuklarına açarım!

Birisi “yapamam” dediği zaman “nedenolmasın?” diye cevaplarım! Birisi “bu imkansız” dediği zaman, “Olacağına inandığım ölçüde hiç bir şey artık imkansız değildir!” diye cevaplarım! Benim inancımla, benimle her şey mümkündür!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …
Ben de gayret, heves, dayanıklılık ve sabır var! Kendimle ilgili ve yaptığım her şeyle ilgili iyi, güçlü, kazandıran bir tutumum var! Pratik ve gerçekçiyim, ama aynı zamanda her durumda en iyi sonuca inanırım!

Geçmişte kendimle ilgili herhangi bir şüpheye sahiptiysem bile, bugün onları bir kenara koymak için iyi bir gün! Beni bugüne kadar tutan herhangi bir güvensizlikten kurtulmak için iyi bir gün!

Biliyorum ki ben, doğru kazanmaya götüren tarafa yöneldim ve ileriye bakıyorum, asla geriye bakmıyorum! Bir konuya bir kerede odaklanma yeteneğim var, bu yüzden elimdeki işe dikkatimi yoğunlaştırırım ve onu bitiririm!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Bugün, hiçbirşeyin yolumda duramadığı o günlerden birisi!Kararlılığa gereksinim duyduğumda, ona sahibim! İş veya mücadele ne olursa olsun, onu bitirmek için gücüm ve sonuna kadar gidecek sabrım var!

Tam şu anda, kendime,kendimle ilgili gerçekleri anlatırken bile, biliyorum ki, başarabilirim ve başarıyorum! Şu anda, önümde duran herhangi bir mücadele hakkında düşünürsem, bu mücadeleden dolayı daha başarılı olacağımı biliyorum!

Başımı dik tutarım! Olduğum gibi muzaffer olarak hisseder, düşünür, konuşur, davranır ve görünürüm! Bir sorunun beni bunaltmaya başladığı her sefer, kendimi hemen toparlarım! Sorunlarla uğraşır, onları çözerim! Sinirlilik ve yenilgi beni tehdit ettiğinde, her zamankinden daha güçlü, daha olumlu, daha planlı,ve daha kararlı olurum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Şimdi, bugün, tam şu anda kesin bir özgüvenin, kendime inancın ve kendimden güçlü vesürekli bir şekilde emin olmanın armağanını kendime sunabilirim!

Benden en iyisine ihtiyaç duyan her ne olursa olsun, bunu yapabilirim ve yapabileceğimi bilirim!

Bugün büyük bir gün!Ve ben bugünün bana sunduğu her şeyi alıyorum! Bu yüzden, onu uygun bir şekilde yaşamak istiyorum! Bugünü neşe ve saygıyla yaşamayı seçiyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Her şeyin bana bağlı olduğunu biliyorum! Yüzde yüz her parçasıyla! Her şey, ona nasıl baktığım ve o konuda ne yaptığımla ilgilidir! İşte kazanmak budur! İşte bu yüzden hep galip gelirim!

Görüşlerimi belirlerim! Dengemi korurum! Tereddüt etmem! Çekinmem! Bilirim ki, dünya fırsatlarla doludur! Neler yapabileceğime bir bakın; nerelere gidebileceğime bir bakın! Yalnızca kendime “evet” diyerek neler yapabileceğime bakın!
Sadece bugün neler yapabileceğime bir bakın! Ben inanılmaz biriyim ve bunu göstermek için harika bir gün!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu ….

Benimle ilgili her şey için tam sorumluluk alırım; düşüncelerim için bile! Zihnimin engin kaynaklarının denetimini elimde tutarım!

Yaptığım ve kendi hakkımda kendime anlattığım şeylerden yalnızca ben sorumluyum! Hiç kimse bu sorumluluğu benimle paylaşamaz!

Başkalarının da kendi sorumluluklarını kabul etmelerine izin veririm ve onların sorumluluklarını onlar için üstlenmeye çalışmam!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Sorumlu olmaktan hoşlanıyorum! Bu bana kendim olma yükümlülüğünü verir ve bu hoşlandığım bir mücadeledir!

Hiç kimsenin, hiçbir zaman, yaşamımın veya yaptığımherhangi bir şeyin sorumluluğunu ya da denetimini üstlenmesine izin vermem! Başkalarına karşı sorumluluğum, kendime karşı sorumluluğumun bir uzantısıdır!

Kendimle ilgili hiçbir şeyi şansa bırakmam! Ben ve hayatımdaki herhangi bir şey söz konusu olunca tercih etmeyi seçiyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Tercihlerim, kendim için seçmek üzere yalnızca bana aittir! Hiçbir zaman başka birisinin benim için tercihler yapmasına izin vermem! Ve ben, yaptığım her tercih ve verdiğim her karar için tam sorumluluk alırım!

Ben güvenilir bir kişiyim! Bana itimat edilebilir! Kendim için başarı kazandıran sorumluluğu kabul ettim ve daima kabullendiğim sorumluluklara uygun yaşarım!

Suçu üzerine attığım ve kendi kişisel sorumluluklarımı paylaştığım “onlar” yok! Kendi kaderime hükmetmenin sırrını öğrendim! Öğrendim ki, onlar “ben”im!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Mazeretler bulmaya hiç ihtiyacım yok ve ve hiç kimsenin benim sorumluluğumu benim için üstlenmesi gerekmez! Kendi ağırlığımı memnuniyetle taşırım ve gayet iyitaşırım!

Her gün yalnızca eylemlerim için değil, aynı zamanda duygularım, düşüncelerim ve tutumlarım için de sorumluluğumu kabul ve teyit ederim!

Benim gücümü, mutluluğumu, olumlu ve sağlıklı inançlarımı yaratacak şekilde yaşamımı sürdürmek için, geçmişim, bugünüm ve geleceğim için sorumluluğu kabul eiyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Ben planlıyım ve hayatımın kontrolünü elimde tutarım! Kendimi, düşüncelerimi, zamanımı, eylemlerimi ve geleceğimi denetim altında tutarım!

Ne ve ne zaman yapacağımı bilirim! Yapmaya ihtiyaç duyduğum her şeyi, yapmaya ihtiyaç duyduğum an yaparım!

Zamanımı maksimum düzeyde sağlamak için zihnimi programlarım! Zamanımı ve onu nasıl kullanacağımı denetlerim! Planlı, etkin ve her şeyin üzerinde olmaktan hoşlanırım! Zamanımı kontrol etmek bunu sağlar!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Asla zaman öldürmem, zamanımı daima planlarım! Zamanımı planladığım için, daima istediğim şeyleri yapacak zamanım vardır!

Her gün daha planlı oluyor ve hayatımın her alanını kontrol altına alıyorum; evde, işte, zihnimde ve düşüncelerimde, yaptığım her şeyde!

Çok planlıyımdır! Her gece, ertesi gün yapmam gereken şeylerin bir listesini çıkarırım! Önceliklerimi belirler ve onlara uyarım!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Her zaman dakiğimdir! Daima tam istediğim zaman, tam istediğim yerdeyimdir! Dakik olmak benim için kolaydır ve zamanımı daha çok kontrol edip daha planlı oldukça daha kolay oluyor!

Duygularımı, heyecanlarımı, tutumlarımı veihtiyaçlarımı denetlerim! Ben onları kontrol ederim; onlar beni kontrol etmezler!

Kendi eylemlerimin sonucunda kazanan tarafım! Hayatımı seçerek yaşamak istiyorum, şansa bağlı değil! Bu yüzden denetlemeye zaman ayırıyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik …

Planlı ve düzenli bir zihnim var! Planlı bir şekilde düşündüğüm için, yaşamımı planlı bir tarzda sürdürürüm!

Her zaman ve her şeyde en olumlu ve yapıcı şekilde düşünürüm! Düşünce tarzım yaşam tarzımdır ve ben “doğru” düşünürüm!

Ben kaderimi yönetirim! Nereye gittiğimi ve neden oraya gittiğimi biliyorum! yaşamım avuçlarımın içinde ve kontrolümdedir!

Ben, Kişisel Mükemmellik …

Hedeflerimi ve hedeflerimin başarısını denetlerim! Hedeflerimi onlara ulaşmak için ihtiyaç duyduğum adımlarla birlikte kağıda yazarım!

Başarımın nedenlerinden birisi, hedeflerimi netlikle belirlemem ve planlamamdır!

Ne düşündüğümü ve nasıl düşündüğümü tam olarak kontrol ederim! Bu yüzden, yalnızca bana yardımcı olacak ve bana gerçek yarar sağlayacak düşünceleri düşünmeyi seçerim!
Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Sorunları çözmede iyiyimdir! Mücadeleyi sever ve balıklama dalarım!

Sorunlar benim öğretmenlerimdir! Öğrenmeme ve büyümeme yardım ederler! Onlar olmadan, hiçbir yere varamazdım! Onlarla hedeflerim doğrultusunda ilerliyorum!

Yenemeyeceğim hiçbir sorun yoktur! Zihinsel, bedensel ve ruhsal olarak güçlüyüm! İradem, kuvvetim ve kararlılığım karşılaştığım her sorundan dahabüyüktür!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Yeni bir sorunla karşılaştığımda, sorunu düşmanım olarak görmem! Bilirim ki, bu bu soruna çözümbulmak kişisel gelişimimde beni ileri götürecektir!

Sorunların ruhsal ve zihinsel eğitim ile hazırlanmamda anahtar faktör olduğunu bildiğim için, bütün sorunların benim için önemli olduğunu kabul ediyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Her sorunun içinde kendi çözümlerini de taşıdığını biliyorum ve bu yüzden sorunu ne kadar iyi anlarsam, çözümü o kadar net görürüm!

Sorunlarımın olması benim için önemli değil! Ben, kendimden emin, güvenli, olumlu ve kararlıyım! daima karşılaştığım her sorunu yeneceğimi bilir ve daima yenerim!

Büyük engelleri kırıp halledilmesi daha kolay küçük parçalara ayırmakta ustayımdır! Asla herhangi bir sorunun gerçekte olduğundan daha büyük görünmesine izin vermem!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Asla endişelenmem! Endişe zamanını, olumlu, yapıcı, çözüm zamanına çevirir! Zihnimi uyanık ve tüm çözümlere açık tutarım ve çözümler bana hızla ve kolayca gelir! Birçok sorunun, ilk etapta sorun ortaya çıkmamış olsaydı kendilerini sunmayacak olan potansiyel fırsatlar ve yararlarını birlikte getirdiklerini kavramayı öğrendim!

Bütün sorunlardan arınmış bir hayat sürmeyiaramıyorum! Bunun yerine çözümler bulacağım ve bu çözümlerin yaratacağı yararlardan hoşlanacağım bir hayat sürmek istiyorum!

Mücadele, yenme, çözüm ve kazanma, günlük hayatımda ilke edindiğim kelimelerdir! “Mücadeleler” fırsatlardır! “Onları yenmek” ise kaçınılmaz sonuçtur! “Çözümler” başarıma tırmanma basamaklarıdır ve “Kazanmak” benim hayat tarzımdır!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Sigara kullanmam! Ciğerlerim güçlü ve sağlıklı! Derin ve dolu dolu nefes alabilirim!

Fiziksel açıdan kendime dikkat etmek benim için önemlidir! Kendimi zinde tutmaktan ve iyi hissetmekten hoşlanırım!

Ben sigara kullanmayan birisiyim ve kendimle gurur duyuyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Hiç olmadığı kadar enerji ve dayanıklılığa sahibim! Hayatı seviyorum ve burada olduğuma memnunum!
Ne zaman bir sigara görsem, hatta düşünsem, otomatik olarak şu sözleri duyarım: “Ben sigara içmem” ve içmem!

Bana zarar veren veya denetleyen hiçbir alışkanlığım yok! Kendimi ve yaptığım her şeyi kontrol ederim! Daima kendim ve geleceğim için en iyi olanı yaparım!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Temiz, serin havayı solumaktan , sağlıklı olmaktan, bedenimin zihnimin denetimini elimdetutmaktan hoşlanıyorum!

Kendim için belirlediğim her hedefe ulaşabilirim! Zihnimde, o anda, hedefine ulaşmış ben’in net bir resmini görürüm! Onu yaratır, sık sık görür ve başarırım!

Düzenli olarak egzersiz yaparım! Kendime zinde ve sağlıklı tutarım! Yaşam boyu enerji ve canlılığın zevkine varıyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

Sigara içmeyi hiçbir şekilde güçlülük, zekilik, ve caziplikle bağdaştırmıyorum! Onu gerçekte olduğu gibi görüyorum ve hayatımda hiçbir yeri yok!

Kendime gevşemek, iyi hissetmek, derin ve dolu dolu nefes almak için izin veriyorum! Ve her zaman her durumda sigara içmeyen sağlıklı birisi olmaktan zevk alıyorum!

Ben, Kişisel Mükemmellik Yolcusu …

İnsanlar benim yanımda olmaktan hoşlanır! Kendime güvenim ve kendime saygım var! Kendimi seviyorum ve bu belli oluyor!

Sigara kullanmayan birisi olmak benim için kolay! her şeyden önce böyle doğmuşum ve benim için böyle yapmak doğal bir şey!
Kendi kontrolümü her şekilde her zaman ve her durumda elimde tutarım!

5 Günde Sigaradan Kurtulun Haberine Verilen Cevaplar :)

İlk Önce Haber

5 GUNDE DUMANA VEDA EDEBiLiRSiNiZ

Bu yasakla birlikte sigara tiryakileri kara kara düşünmeye başladı. Çoğu ya sigarayı bırakmayı düşünüyor ya da kendine bir çare arıyor. “Dumanda Bir Ağ” isimli kitabın yazarı Nevzat Canan, 5 günlük bir programla sigaranın adım adım bırakılabileceğini söyledi. İşte sigaradan kurtulmanın formülü…

1. GÜN: Sabah uyanınca soğuk su için. Yemek ve yemekten sonra su içmeyin. Sigara içme isteğini artıran alkollü, kolalı içeceklerden, çay ve kahveden uzak durun. Gün boyunca incir, üzüm, kayısı, badem ve ceviz gibi meyveler yiyin. Günde 3 defa soluk alıp verme egzersizi yapın.

2. GÜN: İlk gün yapılanlara aynen devam edin. Bu arada vücutta uyuşukluk, isteksizlik gibi durumlar ortaya çıkmış olabilir. Bunun giderilmesi için kollarınıza masaj yapın. Sonraki günlerde de bu masaj, bacaklara, kalçalara, sırta, göğse ve en sonunda da karın bölgesine kademeli olarak vücudunuza yapın.

3. GÜN:İlk iki gündeki uygulamalara bir yandan devam ederken bir yandan da hububat yemeğe başlayabilirsiniz. Pirinç, yulaf, çavdar, buğday gibi tahıl ürünlerini de yiyebilirsiniz. Fakat sebze ve meyveyi daha ağırlık tüketmeye gayret edin. B vitamini alın.

4. GÜN: Yiyeceklerinizin arasına süt ve süt ürünlerini de katın. Fakat bu ürünlerin şekersiz olarak alınmasına dikkat edin.

5. GÜN: Yemek düzenini normal hale yaklaştırın. Fakat baharatlardan, alkollü ve kolalı içeceklerle çay ve kahveden uzak durmaya çalışın.

Verilen Cevaplar.

1 - ee bu habere bi sigara içilir değilmi

2 - haberi okuyunca aklıma sigara yakmak geldi…

3 - sigaram bitti sigarasi olan varmi

4 - bırakanlar antidepresanlara saldırıyo

5 - sigara içiorum o halde varım. gidin işinize

6 - 3 dakikadır sigara içmiyorum acayip canım sıkılıyor.

7 - her yerde sigara içme özgürlüğü istiyorum

8 - tek dostum sigara iyi ve kotu gunde hep yanimda)))

9 - arkadaşlarım bırakırsa ben de bırakırım: )))) (arkadaş kurbanı)

10 - içiyorum ve aynen devam

11 - yaw kardeşim ben içmekten keyif alıyorum bırakmıyorum.. milletin keyfinden size nee..içen içerr..zorla karışcaklar ya.. gidin daha önemli meseleler var ülkede onları halledin. ( fecii tiryaki habere sinirlenmiş)

12 - 10 yıllık tiryakiyim.yaşım 24. 3.5 ay önce bıraktım,umarım birdaha içmem.şimdi kokusundan dahi tiksiniyorum. lütfen sigarayı bıııraaaakıııınnnnnnn(içenleri görünce canı sıkılıo heralde)

13 - içki,sigara bütün kötülüklerin anasidir ama ana gibi yar olmazzzzzzzzzzzz ( En Güzel cevaplardan biri)

14 - durmak yok sigara içmeye devam

15 - nargile serbest mi???

16 - içiciyiz seviyoruz tiryakiyiz

17 - bekara karı boşamak kolay tabi, başbakan da içiyo olsaydı bu illeti, bırakabilirmiydi kolay kolay merak ediyorum…

18 - inadına içecem

19 - çarşı sigarayı bırakmaya karşı

20 - askere gidip geliyim bende bırakcam,şimdi askerde içmessem olmaz:d

21 - hepimiz sigarayız…

38 yıllık problemi gece bekçisi çözdü…

Tam 38 yıldır matematikçilerin kafa patlattığı bir problem, bir zamanlar işsiz kalınca gece bekçiliği de yapan 63 yaşındaki İsrailli matematikçi tarafından çözüldü.

Bilim çevreleri, asıl şaşırtıcı olanın Avraham Trakhtman’ın geçmişi ve problemi ilerlemiş yaşında çözmüş olması olduğuna işaret ediyorlar.

İŞSİZ MATEMATİKÇİ

1992 yılında Rusya’dan İsrail’e göç eden ve alanında iş bulamadığı için gece bekçiliği yapan Avraham Trakhtman’ı keşfederek Tel Aviv yakınlarındaki Bar Ilan Üniversitesi’ne aldıran matematikçi Stuart Margolis, “Diyelim ki bir e-mailinizi kaybettiniz ve bulmak istiyorsunuz. Trakhtman’ın çözümü sayesinde bulmanız garantidir. Ya da mesela hiç bilmediğiniz bir şehirde yolunuzu kaybettiniz. Hiçbir yol levhası olmasa bile Trakhtman haritasıyla gitmek istediğiniz yere gideceksiniz” dedi.

KARMAŞIK DEĞİLDİ

Rusya’nın Yekaterrinburg kentinden İsrail’e göçtükten sonra 3 yıl güvenlik görevlisi olarak çalışan Trakhtman, “eski günler”i konuşmak istemiyor. Margolis tarafından keşfedildiği için şanslı olduğunu söyleyen Trakhtman, bu başarısının çok da abartılmaması gerektiğini ve bunun kendisini değiştirmeyeceğini belirterek “Çözüm çok da karmaşık değil. Zor ama o kadar karmaşık değil. Bazı insanlar karmaşık düşünmeleri gerektiğini sanıyor, ama bence basit düşünmek gerekiyor” diye konuştu.

Yolunu kaybetmiş bir insan, varış noktasını nasıl bulur

YOL Bulma Problemi (Road Coloring Problem), 1970 yılında IBM için çalışan matematikçi Benjamin Weiss ve çalışma arkadaşı Roy Adler tarafından ortaya atılan şu varsayımdan doğmuştu: Nerede olurlarsa olsunlar ve hangi noktadan yola çıkarlarsa çıksınlar, (yolunu kaybetmiş) insanları varacakları noktaya ulaştıracak “evrensel bir yol haritası” çizmek mümkündür.

Ancak şimdiye dek varsayımı ortaya atan bu iki matematikçi de dahil hiç kimse bu haritanın nasıl çizileceğini bulamamıştı. Bar İlan Üniversitesi’nden Stuart Margolis, Trakhtman’ın çözümü için “Matematik camiasında, ’güzel sonuç’ diye tabir edilen çözümler vardır. Bu onlardan biri ve tamamen beklenmedik bir çözüm” dedi.

Yaklaşık 40 yıl sonra gelen çözümün ispatı, Trakhtman tarafından California Üniversitesi’ne geçen eylül ayında teslim edildi ve 21 Aralık’ta Israel Journal of Mathematics’te yayınlandı. Yakında Israel Journal of Mathematics’te yayınlanacak olan ve bugün de http://arxiv.org/abs/0709.0099 adresinden ulaşılabilen tam çözümün, pek çok alanda uygulanabilir olduğu belirtiliyor.

Bulutları aşan yapılar

Bulutları aşan yapılar

New York’taki Dünya Ticaret Merkezi saldırıya uğramadan önce bulutların arasında böyle görüntülendi.

Dünyanın değişik köşelerinde bulunan yüksek mimari yapıların gökyüzünden fotoğrafları çekildi. Bulutların arasında yükselen yapılar muhteşem bir görüntü oluşturdu.

CN Kulesi, Toronto Kanada

Dubai

Golden Gate Köprüsü New York

Melburne’de bir kilise

Millau Köprüsü, Fransa

Moskova Ostankino TV Kulesi

Moskova sis içinde

Neuschwanstein Kalesi, Bavyera-Almanya

Woolworth Binası - New York

Notre Dame Katedrali, Paris

Roterdam, Hollanda



San Francisco Sutro Kulesi

Space Needle, Seattle - Amerika

Chicago

WTC, New York

8 tane 8 nasıl olur da 1000 eder?

Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı, inceleme yaptığı okulda sohbet ettiği öğrencilerden birinin yönelttiği “8 tane 8 nasıl 1000 eder” sorusunu bilemeyince küçük kızın elini öptü.

Vali Çalışıcı, Türkiye Kızılay Derneği Eskişehir Şubesi’nin “Kardeş Okul” protokolü imzaladığı 30 Ağustos İlköğretim Okulunu, İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan ve Kızılay Şube Başkanı Fahrettin Peksaygılı ile ziyaret etti.

Gültepe Mahallesi’ndeki okulun eksiklerini yerinde tespit eden Vali Çalışıcı, daha sonra bazı sınıflara girerek öğrencilerle sohbet etti. Çalışıcı, öğrencilere sorduğu bir matematik probleminin doğru yanıtını alamayınca, çözümünü tahtada gösterdi ve “Bu soru yüzünden sizin gibi okurken 100 pide kaybettim” dedi.

8 tane 8 nasıl 1000 eder?

Bunun üzerine 4-C sınıfından Mine Uysal adlı bir kız öğrenci de Vali Çalışıcı’ya “8 tane 8 nasıl 1000 eder” diye sordu.

Vali Çalışıcı, soruyu bir süre düşünüp yanıtlayamayınca, “Bükemediğin bileği öpeceksin” dedikten sonra öğrenci Mine Uysal’ın elini öptü.

Daha sonra öğrenci, sorunun yanıtının, “888’e 88 ekleyip üç 8 toplandığında 8 tane 8’in kullanılarak 1000 rakamına ulaşıldığını” söyledi.

Google’dan Türkiye’ye tepki!

Image

Youtube’u üst üste yasaklayan Türkiye’ye Google’dan ‘Yanıt alamıyoruz’ tepkisi.
Türkiye’de mahkemelerin YouTube’a erişimi tekrar tekrar yasaklamasına Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü ve Google tepki gösterdi
Türkiye’deki internet kullanıcılarının, ardı ardına gelen mahkeme kararları nedeniyle dünyanın en büyük video paylaşım sitesi olan YouTube’a yaklaşık bir aydır girememesi uluslararası camiada tepki çekti. YouTube 24 Nisan 2008, 30 Nisan 2008 ve son olarak Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 5 Mayıs 2008 tarihli kararlarıyla kapatıldı. Bunun üzerine Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü geçen hafta yaptıkları bir açıklamayla “Bu durum kabul edilemez” dedi.

‘Yasa suistimal ediliyor’

Örgüt “Otoriteler ’şoke edici’ buldukları birkaç video yüzünden bütün siteyi kapatıyor. Oysa YouTube hakaret içeren herhangi bir videoyu siteden anında kaldırabiliyor. Savcılara Atatürk’e hakaret eden, pedofili, uyuşturucu kullanımı, intihar ya da fuhuşu teşvik eden siteleri 24 saat içinde kapatma hakkı veren 5651 sayılı kanun suistimal ediliyor. Otoritelerden yasak kararının nedenini açıklamalarını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Google: ‘Yanıt alamıyoruz’

Türkiye’deki yasağa Google’dan da tepki geldi. YouTube’un sahibi olan Google’un hukuk müşaviri yardımcısı Nicole Wang, 20 Mayıs’ta Amerikan Senatosu’nda internette ifade özgürlüğü ile ilgili bir konuşma yaptı. Wang “Türk yetkililerle birkaç aydır iletişim halindeyiz.

Ama şikayetçi oldukları videoların hangileri olduğunu öğrenmekte bile çok zorlanıyoruz” dedi. Wang sözlerine “Siteyi yerel yasalarla uyumlu şekilde işletmeye çalışıyoruz. Mesela Nazi propagandası yapan videoları Almanya’da göstermiyoruz” diye devam etti. Wang “Tüm çabalarımıza rağmen devletler ifade özgürlüğünü ürünlerimizi kullanarak kısıtlamaya çalışıyor” dedi.

Brezilya: Daniela Cicarelli isimli ünlü bir kadın, plajda seks yaparken çekilen videosunun yayınını durdurmak için mahkemeye gidince yasaklandı.

Endonezya: Hollandalı Geert Wilders’in Fitne filmi nedeniyle yasaklandı.

Ermenistan: Marttaki seçimlerin ardından geçici genel yayın yasağı kondu.

Fas: Krala hakaret eden videolar nedeniyle dönem dönem kapanıyor.

Tayland: Kralla dalga geçen klipler nedeniyle dönem dönem yasaklanıyor.

Pakistan: “Ahlaksız” bir klip nedeniyle yasaklandı.

İran: “Ahlaksız içerik” nedeniyle yasaklandı.

BAE: “Yetişkinlere yönelik ahlaksız içerik” nedeniyle yasaklandı.

Çin: Genel sansür politikaları çerçevesinde yasak.

Myanmar: Liderleriyle dalga geçen videolar nedeniyle yasaklanıyor.

Suudi Arabistan: Gerekçe verilmiyor.

Suriye: Sistemin “YouTube’u yayınlayacak kapasitede olmadığı” gerekçesiyle yasaklandı.

Reklam Geyikleri

Ekmeğinize margarin sürüp yediğinizde hemen neşelenip, göbek atmazsınız.

Bir yeriniz söküldüğünde Ayşe Teyze’yi boşuna beklemeyin. O muhtemelen şu sıralarda ozon
tabakasındaki yırtıkla meşguldür!

Traş bıçakları hep “sinekkaydı traş” sloganıyla tanıtılır. Bir sineğin bugüne kadar bir erkeğin
çenesinden kayıp düştüğüne tanık olunmamıştır.

Otoparkta sadece saçlarınızı sallayarak otomobilinize yer bulamazsınız. Olsa olsa tecavüze
uğrarsınız!

Adam eğer mobilyaları rahat bulup, yalnız başına yaşadığı adadan kurtulmak istemiyorsa kesin cinsel
bir sapkınlığı var demektir.

Anneler, çocukları mutfağı talan ederken tavanda dolaşmaz. Tavan süpürgesiyle çocuklarını döver!

Sabun ile yüz kırışıklıkları ancak fotoğraf üzerinde yok edilebilir!

Hülya Avşar tanımadığı kolejli kızların çantasını karıştırmasına asla izin vermez.

1.80′lik İtalyan dilber sırf saçlarınız kabarık olduğu için “Giovanniii!” diye çığlık atıp, kolunuza
girerek sizi evine götürmez.

Somurtan sevgilinizi bir kasa gazoz alıp, güldürmeye kalkmayın. Hepsini kafanıza yersiniz.