Limonla Güzelleşin

Yiyeceklerinizi tatlandırmak için tercih edilen
limonu, banyo ve güzellik için de kullanabilirsiniz.

Tırnaklara parlaklık kazandırır
Sıcak havalarda tırnaklarınızı 10 dakika boyunca limon suyunda bekletin. Ellerinizi limon suyuyla sabunluyormuş gibi ovuşturun. Beyaz sirke, sıcak su karışımı ile fırçalayın. Daha sonra ellerinizi iyice durulayın.

Deride oluşan lekeleri yok eder
Yatmadan önce limon suyu ile ellerinizi ve yüzünüzü iyice ovuşturun. Sabah ılık suyla ellerinizi ve yüzünüzü durulayın. Siyah, kahverengi lekelerin kaybolması için bu işlemi düzenli olarak her akşam yapmanız tavsiye ediliyor.

Saçlarınızı güçlendirir
Dökülen ve cansızlaşan saçlarınızı yeniden canladırmak ve parlaklık kazandırmak için 3/4 fincan zeytin yağı, 1/2 fincan bal ve aşağı yukarı 3 yemek kaşığı limon suyunu karıştırın. Saçlarınızı suyla durulayın, havluyla kurulayın ve daha sonra az bir karışımı tarakla saçlarınıza yedirin. Daha sonra saçlarınızı yarım saat plastik bone ile sarın ve bekleyin. Daha sonra şampuanlayın ve durulayın, parlaklığı göreceksiniz.

Göze çarpan sarılık yaratır

Tüm saç boyalarına ve beyazlarına alternatif olarak 1/4 fincan limon ve 3/ 4 su ile saçınızı durulayın. Limonun saç renginizi doğal olarak açması için biraz güneşte bekleyin.

Nefes tazeleyicidir
Nefesiniz kötü kokuyorsa ağzınıza bir kaç damla limon suyu damlatın ve yutun. Sitrik asit, ağzınızdaki pH seviyesini değiştirerek, kötü kokuya neden olan bakterileri öldürecektir.

Rahatlatır
Mükemmel bir banyo için küvetinize deniz tuzu, limon suyu ve biberiye ekleyin ve vücudunuza özen gösterin.

Erkeklere özel günleri unutturan gen

Kadınlar artık evlilik yıldönümünü ya da doğum günlerini hatırlamayan kocalarını daha az suçlayabilir!

Çünkü İngiliz bilim adamları, kadınlarla erkeklerin farklı hafıza genlerine sahip olduklarını ortaya koydu.

Londrada’ki King’s College’a bağlı Psikiyatri Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, uzun dönemli hafızada bağlantı kurmak için erkeklerin beyinlerinde kadınlardan daha farklı genleri kullandıklarını, bu yüzden de kadınların evlilik yıldönümü gibi tarihleri, erkeklerin ise rakamları ve olayları daha iyi hatırlayabildiğini kaydetti.

Araştırmacılar, genlerdeki bu değişiklik yüzünden erkeklerin yön duygusunun ve gittiği yeri tekrar bulabilme gibi yeteneklerinin gelişmiş olduğunu, kadınların ise doğumgünleri ve evlilik yıldönümü gibi detayları daha iyi hatırlayabildiğini söyledi.

Araştırmayı yürüten ekipten Profesör Peter Giese, bu şekilde erkeklerde bulunan ancak kadınlarda bulunmayan iki gen tespit ettiklerini söyledi.

Aşk nasıl besleniyor?

Aşkı, sevgi ve şefkat dışında, ‘çılgınlık’ ve ‘kıskançlığın’ beslediğini biliyor muydunuz?

Aşk sonsuza dek sürer mi?
“Aşk sonsuza dek sürer” cümlesinin masallarda kaldığı, aşkın hızlı yaşanıp çabuk tüketildiği bir yüzyılda yaşıyoruz. Peki aşkı kısa sürede öldürmemek için neler yapmamız gerekiyor?

Aşk sorumlulukla beslenir!
Aşkı yaşarken başka bir uğraşa daha fazla zaman ayırırsanız aşk incinir. Aşk, kendisine zaman ayrılmasını ister, özen ister… Aşk yalnızlığı sevmez, sürprizleri sever.

Tüm gününüzü ona ayırdığınız bir günde onun en sevdiği yemeği hazırlayın ve sonra da onun çatal bıçağa dokunmasına izin vermeden her şeyi siz yedirin… Unutmayın, sadece tek bir lokmayı değil, tamamını siz yedireceksiniz…

Aşk sevgiyle beslenir!
Ona onu ne kadar çok sevdiğinizi her fırsatta söyleyin ve gösterin. Bunu illa ki “seni çok seviyorum, sana deliler gibi aşığım” gibi cümlelerle yapmanız gerekmez. Davranışlarınızla da ona olan sevginizi dile getirebilirsiniz.

Ona içinde sadece aşk şarkılarının olduğu bir CD hazırlayın ve üzerine de sevgi dolu bir not ekleyerek paket yapın ve yastığının üzerine bırakın.

Aşk özlemle beslenir!
Ara sıra olan küçük uzaklıklardan ve onu özlemekten korkmayın. Ondan uzakta geçen zamanlarda aşkınız alevleneceği için birbirinize kavuştuğunuzda daha tutkulu bir aşka yelken açacaksınız…

Birbirinizden uzaktayken alın elinize kağıt ve kalemi; ona mektup yazın! e-posta dönemindeyiz, mektup da nereden çıktı demeyin; ona duygularınızı anlatan ve onu ne kadar çok özlediğinizi dile getiren nostaljik bir mektup yazın!

Aşk çılgınlıkla beslenir!
Aşk çılgınlıklarla beslenir. Aşkın sürekliliğini korumak için çılgınlıklara son vermemeniz gerekir. İçinizdeki çocuksu ruhtan da hiçbir zaman vazgeçmeyin…

Belirli aralıklarla bir haftanızı sadece çılgınlıklara ayırın, uçuk kaçık önerileri hayata geçirin… Mesela rafting yapın, paintball oynayın…

Aşk kıskançlıkla beslenir!
“Olur mu hiç öyle şey?” demeyin. Belirli dozlarda olduğu sürece kıskanmak ve kıskanılmak aşkınızı besler. Kıskançlık, aşka çok uygun bir duygu olduğundan aşkı büyütüp çoğaltma kapasitesine sahiptir. Aşk kıskançlıkla beslenir ama dozunu iyi ayarlamayı unutmayın.

Aşk romantizmle beslenir!
Romantizm için özel günleri beklemeniz gerekmez. Herhangi bir zaman ve herhangi bir günde ona o kadar romantik yaklaşırsınız ki, ömür boyu o anı unutmaz. Hele aşk hiç unutmaz.

Haftada bir gün romantik mum ışığında baş başa bir yemek yiyin ve romantik yemeğinizi tatlı aşk fısıltılarıyla süslemeyi unutmayın!

Müslüm’den İnciler…

Müslüm Gürses: Ben şimdi düşünebildigime göre varım tabi.

Okan Bayülgen: Bunu birisi daha söylemişti baba

Müslüm Gürses: Olabilir, bizden duymuş söylemiştir mümkündür o da bizim kardeşimizdir.

**************************

Zamanında şarkılarından birinde ‘kapansın camiler,açılsın meyhaneler’ cümlesi geçtigi için kasetleri toplatilan ve bu yönünü de çoğu kimsenin bilmediği arabeskçimiz, babamız.

**************************

Seren Serengil: Ay çok güzel sölediniz, yani kendimi jiletleyesim geldi.

Müslüm Gürses: Ne jileti, milenyuma girdik.

*************************

Örneğin para konusunda bi yerde şöyle bişey demiş :

“Para amaç değil araç olmalı, çok afedersin köpeğe para versen yer mi? Ekmek versen yer”…

**************************

Müslüm Gürsesin zamanında onlarca hayranı varken o dönem pavyonda çalışan Muhterem nurla evlenmesini idrak edemeyen bir Muhabir ve Müslüm Baba

Muhabir: Neden evlendiniz?

Müslüm Baba: “Yalnızlık Allaha mahsustur!”

Muhabir: Hayır! Yani beklenmedik bir anda evlenmiştiniz! Onu sordum!

Müslüm Baba: “Taşın kalbi yoktur. Ama onu da yosun sarar”

Muhabir: !??!!* Eee.. ııı… şey… yani neden Muhterem Nur?

Müslüm Gürses: “Muhterem hanım nur gibi Muhterem bir kadındır!”

Muhabir: ?!!?? eeööö…

***************************

Reha Muhtar: Müslüm Bey, van kedilerine sizin müziğinizi dinletiyorlarmış, yorumunuz nedir, efenim?

Müslüm Gürses: Eeee, burdan bütün van kedilerine selam ediyor onları opüyorum.

***************************

Muhabir: Hangi takımı tutuyorsunuz efendim?
Müslüm Gürses: Beşiktaş, yok yok fenerbahçe.

***************************

Müslüm Gürses ilk sahneye çıktığı kıyafetinin renginin lacivert olduğunu iddia eder, karısı düzeltir mordu diye:
-Canım ha lacivert ha mor. Ne farkeder?

***************************

Bir konserinde paramparça’yı söyledikten sonra seyircilere:
“Yaw kasedim çıkalı daha iki gün oldu hepiniz ezberlemişsiniz parçayı helal olsun” diyerek milleti gülme krizine sokan adam Müslüm Gürses

Google’daki komik aramalar

Evliyim ama uygunum (!?)
sevgilim için ufak aşk sürprizleri
nod32 ilacı indir (nod32 bir antivirüs programıdır)
dovlond vinap (esasen download winamp yazmak istemiş)
serbest kızlar
iğrenç videolar (napıcaksa artık)
isimle numara bulma
aykü testisi
istediğin msn adresi çalma
msn şifreler kıran program
vefasız hülya koçyiğit
sevgilim beni aramıyor neden? (google nerden bilsin yahu)
tarot baktırmak istiyorum rezzan kiraz (hadi bize fal bak biraz )
bir kıza nasıl teklif edilir
web sitemde nasıl mp3 bulabilirim (aranınca bulunuyorsa herkes kendi sitesinde arasın o zaman)
rapid bedava preminyum (yok alüminyum)
d smart kanalını göster (oldu.. başka? arama motorunu ne sanıyosun sen?)
sagopa kajmer ve ceza neden kavga etti (google ne bilsin )
yalan dünya dizisi hangi gün (google mısır patlat izleyelim )
ceniferin en özel resimleri (sanane yaw elalemin resminden)
tevedeki proramlar
nerden ücretsiz dosya uplood edebilirim
sevgilime kandil mesajı göndericem (eee? napalım yani?)
evliligi kurtarmanin yollari (bazıları da böle )
1 ayda nasıl şişman olunur (gel google seni şişmanlatıcak)
yetti artık bu gece belki kafama sıkarım mp3ü download (çabuk mp3 bulun buna.. evlat gidiooo)
wwwkurtlarvadisi kurtlarvadisi@.com (bu abi/abla nın ne aradığı belli değil)
[Dosyayi Sadece Kayitli Üyeler Görebilir. Kayit Olmak için lütfen tiklayiniz...] lisesi sınav sonuçları (www koymayınca çıkmıyor sanki)
KPSSye kimi atadılar? (Allah bilir )
win32 uygulaması degil bunu nasıl çözerim (abi Allah kolaylık versin zor iş walla)
msnde engellendimmi gör bul (nerde benim x-ışınlı gözlüklerim!?)
kız nasıl tavlanır? (google da bilmiyor nolcak simdi)
kekikli resim ve vidoları (buna koptum işte)

Bu Resmin Sırrını Kimse Çözemedi

Fotoğrafı herhangi bir klasöre kaydedin..Daha sonra simge görünümünü küçük resimler olarak ayarlayın ve bakın neler göreceksiniz..

Türkiye’den Trafik poLisi hikayeLeri

Trafik Polisinin Müthiş Anonsu
Dar ve tenha bir yolda trafikteyim. Arkamdan trafik polisi geliyor. Kırmızı ışıkta durdum. Bir süre sonra trafik polisinin müthiş anonsu geldi: ”Yol boş devam et. S..tir et kırmızı, ışığı devam et.’ Acaba ehliyetimi henüz almadığımı bilse; ‘Ehliyet ve ruhsat. Ruhsat tamam ehliyeti s..tir et.’ der miydi?

Göstermelik

Birkaç gün önce trafiğin çok işlek olmadığı bir yerde normal olarak kırmızı ışıkta durdum. O an arkama yanaşan trafik polisinin anonsunu aynen aktarıyorum: ‘34 XXX… devam et, devam et. Sanki biz olmasak duracaksın.’

Türk polisi ve UFO

Eveeet, şimdi de o kocaman alkışları Antalya’da UFO gördüğü için polisi arayan vatandaşa ‘havadayken yapabileceğimiz bir şey yok, inerse tutuklarız’ diyen yurdum polisi için alabilir miyiz?

Ukala Şoför

Kendisini durduran trafik polisi ‘kırmızı ışıkta geçtiniz’ deyince ‘uyuyordum görmemişim’ diyen yurdum şoförü, evet bildiniz babam…

Dürüst polis

Trafik polisi tarafından çevrilinir. Ehliyet evde unutulmuştur. İki taraf da ‘çorba parası’ konusunda hemfikirdir ama ben miktarı konusunda karar verememekteyimdir. Cepten 2 adet 20′lik çıkarılıp ruhsatın arasına konur. Polis ruhsatı açar ve ‘bu fazla’ diyerek 20′liklerden birini geri verir. Benim de bu yurdum polisini alnından öpesim gelir. Dürüst adammış.

İnançlı polis

Yıllar önce sabahın erken bir saatinde nasılsa kimse görmez diye kırmızı ışıkta geçip sola döndüm ve 50 metre ilerdeki kırmızı ışıkta beklerken trafik polisine yakalandım. Kırmızı ışıkta geçtiğimi söyleyip ehliyet ve ruhsatı istediğinde ‘Ama ışık sarıydı’ itirazıma sert bir komutla ‘Yemin et!’ dedi. Resmen kalakaldım, insan yalan yere yemin edemiyormuş. Yemin edemediğimi gören sevgili polis kahkayı basarak ‘Hadi yırttın, yalan yere yemin etseydin cezayı yazacaktım, bir daha dikkatli ol’ dedi ve gitti. Bu olayın nerde olduğunu söylememe gerek yok değil mi? Memleketimin polisini bile özledim ben!

Kaç!

Öğlen saatleri. Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor. Kulak kesilip durumu kavramaya çalışıyorum. Çocuk yayalara kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçmiş, tabii bunu gören polis ceza yazıyor. Çocuk, ‘Herkes geçiyordu ben de geçtim’ gibilerinden kendini savunuyor. Polis umursamaz bir tavırla ekip arabasına giderken yaşlı bir teyze çocuğa bağırıyor ‘Kaç oğlum kaç! G.tünde plakan mı var?!’

Polis megafonu

Bir teyzemiz yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, 10 metre öteden megafon sesi gelir polisten, ”Abla, zaten şişmansın bir de pişman olma!”

Hayırlı Cezalar

Yer İstanbul, Yenibosna. Yenibosna’daki otobüs durağından çıktık Avcılar istikametine doğru gideceğiz. Otobüs kısa yoldan yola girebilmek için yasaklı yerden U dönüşü yapıyor. Yurdum polisi görev başında megafon açık ve o anlamlı anons geçiyor. ‘Otobüsçü! Cezan hayırlara vesile olsun, devam et sen; ben plakana gönderirim nasıl olsa.’

Kendin dinle

Esimin arabasını aldığım ve içine sigara kokusu sinmesin diye bütün camlarını açtığım anda en sevdiğim şarkının radyoda çalmaya başlaması üzerine radyonun sesini de sonuna kadar açıp dolaşırken yurdum polisinden gelen anons:’ 34 XX, müziği kendin dinle! Kendin dinle ya da parçayı değiştir!’

Türkiye’nin 7 harikası nedir nerededir

KYBELE HEYKELİ:
Uluslararası kuruluşlar Konya Ovası, Çumra yakınları Çatalhöyük Neolitik yerleşim yeri kalıntılarını, korunması gereken insanlık mirası olarak tescil etmiştir.

kiybele-heykeli Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir

Yerleşim, MÖ 7 ve 6 binli yıllarda çağının en önemi merkezi, ilk şehir sayılacak ölçüde büyüktü. Bu yüksek Anadolu uygarlığında ilk fresko, ilk manzara resmi ve kumaş kalıntıları, proporsiyonları estetik ölçülü, ilk heykelcikler kazılarda bulunmuştur. Örnekleri arasında en anlamlı ve güzeli;tahtta oturan, kollarını yanındaki 2 leopara (!) dayamış, bir erkek çocuk doğurma pozundaki bereket tanrıçası, ana tanrıça Kybele (Sibele) heykelidir. Anadolu nun bütün tarih öncesi uygarlıklarını sembolize edecek önemde, en erken, harika bir örnektir. (Anadolu Medeniyetleri Müzesi ilk salonunda sergilenmektedir)

RESİMLERİ BÜYÜTMEK İÇİN RESMİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ

2- NEMRUT DAĞI TÜMÜLÜSÜ
nemrut-dagi-tumlusu Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir
Adıyaman, Kahta ilçesi yakınlarındaki Milli parktadır. Yöresel, küçük Kommegane krallığında, 2150 metrede, yer küre ile gök kubbenin birleştiği en yüksek dağında, MÖ 1 yy da Antiokohs I için yapılan anıtsal mabet -mezardır. Ataları Pers ve Mekadonyalı olan Kral, inanç ve kültürünün sentezini inşa ettirdiği heykel ve kabartmalarda yaşatmıştı. Doğu ve Batı Dünyaları nın tanrı ve tanrıçaları, kralın kendisi 8-10 metre yükseklikte, tahtlarda oturan heykeller olarak işlenmişlerdir. Binlerce ton ağırlığında, yumruk büyüklüğünde taşların biriktirilmesiyle zirveden 50 metreye yükselen yığma tümülüsün batı terasında tanrı heykelleri ve büyük altar, doğu tarafında da diğer heykeller ve koruyucu aslan, kartal kafaları gövdelerinden düşmüş, etrafa saçılmış durumdadırlar. Mezar odasına henüz ulaşılamamış ise de konumu ve heykelleri ile temsil ettiği uygarlıkların çarpıcı ve harika bir abidesidir.

3- TİTUS TÜNELİ
titus-tuneli Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir
MÖ 3 yy da Antik Antakya şehri için inşa edilen, zamanla Akdeniz in önemli bir limanı haline gelen Seleukeia Pieria şehrindeki sel taşkını önleme sistemidir. Şehir limanını dolduran seylâpı önlemek amacı ile Roma devrinde inşa edilen en muazzam tesislerden birisidir. Dağların kazılmasında ordu mensuplarının da çalıştırıldığı kanal ve tünel tamamen kayalara oyularak taşkın sular liman dışına yönlendirilmişti. Civardaki az sayıdaki kalıntılar arasından, yamaçlardan denize doğru kıvrılarak uzanan 1435 metrelik kanalın kayalık orta bölümünde yer alan tünel, 143 metre uzunluğunda ve 8 metre enindedir. Daralan tavanın yüksekliği değişiktir. Doğu giriş duvarında Roma İmparatorları Vespasianus ve Titus un kitabeleri ile enteresan nazarlık kabartması kambur figürü, batı çıkışta kanalı aşan küçük bir köprü bulunmaktadır. Kumsalda zamanla dolan liman ve dalgakıran kalıntıları görülmektedir.

4-DİYARBAKIR SURLARI

diyarbakir-surlari Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir
Dicle nehrinin büyük bir kıvrım yaparak etrafından dolandığı yüksek yamaç, şehrin kurulduğu korunaklı mahaldir. Ticaret yollarının kesiştiği bir kavşakta çok eski tarihlerden itibaren önemli bir merkez olarak gelişmiş, pek çok defa kuşatılıp el değiştirmesine rağmen her devirde metropolis özelliğini devam ettirebilmiştir. Roma devri surları sonraki devirlerde uzatılmış ve bilhassa 12. yy Anadolu-Türk mimarisinin güzel burçları ile takviye edilmişti. Yöresel siyah bazalt taşından yapılan görkemli surlar yazıt müzesi gibi değişik kitabeler ile süslüdür. 10 Metreyi aşan yükseklikte, 3-5 metre kalınlıkta ve kalkan balığını andıran şekli ile 5 km uzunluğundadır. Diyarbakır Anadolu da inşa edilen ilk camii, 10 gözlü Dicle köprüsü ve geniş, tek kemerli Malabadi köprüsü ile de meşhurdur.

5 -İSTANBUL AYASOFYA MÜZESİ
ayasofya Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir
Benzeri olmayan, sonra da denenmemiş gösterişli bir imparatorluk abidesidir. Yıkılmış önceki iki küçük kilisenin yerinde 532-537 yılları arasında İmparator Jüstinyen tarafından Roma mimari anlayışında yapılan Dünyanın en büyük kilisesiydi. 916 yıl kilise, şehrin fethinden sonrada 477 yıl cami olarak kullanılmış, 1935 yılında da müzeye dönüştürülmüştür. Sanat tarihinin bu en tanınmış eseri dünyanın 8. harikalarından birisi olarak kabul edilir. Böylesi çağlar ve dinler yaşamış, bu büyüklük ve renkte tek eserdir.

6-EDİRNE SELİMİYE CAMİİ
edirne-selimiye-cami Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir
Mimarlık dünyasının en güzel, en estetik eseridir. Hiç bir abidevi yapı iç ve dış oranlarında böylesi prporsiyon uyumuna, bütünlük anlayışına sahip olamamıştır. Mimar Koca Sinan ın 80 yaşına bastığı yıllarda, Sultan Selim için 1569-1575 tarihlerinde inşa ettiği baş yapıtıdır. Önceki büyük Sultani camileri; İstanbul Şehzade ve Süleymaniye den farklı plan uyguladığı bu eserinde kare planlı duvarlar üzerinde oktagonal duvar ve kasnak yükselir. Duvar yanlarına ve içlerine çekilmiş sekiz paye üzerinde, bütün mekanı örten tek muazzam kubbe sanat ve mimarlık tarihinde yapılabilmiş en güzel abideyi tamamlar. 43.30 metre yükseklik ve 31.30 metre çapındaki kubbe, orijinal dekorlarına tekrar kavuşturulmuş hali ile, içeri atılan ilk adımda mekana hakimdir. İç mekan Türk ahşap ve mermer işçiliğinin, çini, hat ve boyama sanatlarının müzesi gibidir. 4 minaresinden mihrap yönündekilerin 3 er şerefesine ayrı kapı ve spiral merdivenlerle ulaşılır. Camii günün değişik ışıklarında ve seyir mesafelerinden ayrı güzellikler sergiler.

7 -ANITKABİR
anitkabir Türkiyenin 7 harikası nedir nerededir
Türk Ulusu, Milli Kahramanı, devletinin kurucusu, büyük önderinin şanına layık bir anıt-mozeleyi Ankara merkezindeki tepe üzerine inşa ettirmiştir. Anıtmezar için yapılan uluslararası proje yarışmasını Türk mimarları Emin Onat ve Orhan Arda nın eserleri kazanmış, 1944 te başlayan inşaat 1953 te tamamlanmıştı. O yıl 10 Kasım günü Atatürk ün naaşı geçici olarak bulunduğu Etnografya Müzesinden ebedi istirahatgahına nakledilmişti. Yükseltilmiş bir kaide üzerine yerleşmiş Anıtkabire 250 metre uzunluğunda, yanlarına stilize Hitit aslanlarının yerleştirildiği Aslanlı Yolun nihayetindeki Zafer Alanından girilir. Tören alanı etrafını galeriler ve köşelerde kuleler çevirir. 44 Basamakla ulaşılan Şeref Salonu 44 kare sütun ile çevrilidir. Büyük salon ülkenin değişik yörelerinden getirilmiş mermerlerle kaplı, yüksek tavanın mozaikleri Türk halı motifleri ile dekorludur. Salonun Ankara Kalesine bakan penceresi önünde, bir set üzerine yerleştirilmiş monolit mermer lahit beyaz damarlı, kırmızı-siyah renklerdedir. Modern çağın en büyük Türk mimari eseri, tarihte milli bir kahraman ve devlet adamı için yapılmış en büyük ve görkemli mezar anıtıdır. Atatürkün özel eşyaları ve kitaplığı çıkıştaki müzede, kullandığı vasıtalarda yan kulelerde sergilenmektedir. En yakın arkadaşı, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü nün lahdi Zafer Alanı güney galerisindedir.

komik pc deyimleri :)

Diskin ne kadar büyükse o kadar çabuk dolar.
Kedi kullanamadığı programa, virüslü der.
Delinin biri Network’u bozmuş, 40 Supervisor düzeltememiş.
Acele programa bug karışır.
Doğru program debug istemez.
Şifreni söyleme dostuna, o da söyler dostuna.
*****er’in hakkından hacker gelir.
Hack’e giden hacklenir.
Vakitsiz kilitlenen bilgisayar resetlenir.
Sabrın sonu resettir.
Doom seven, basılma riskine katlanır.
Doom oynaya oynaya teneffüs uzar.
Doom oynayanı 9 labtan kovarlar.
Yavuz virüs, ev sahibini Doom oynarken bastırır, bilgisayarı kilitler.
Aynı memory adresinde iki değişken ötmez.
Baskın basanın, memory allacote edenindir.
Duvaksız gelin, CD-ROM sürücüsüz PC olmaz.
Bir PC’nin nesi, iki PC’nin network’u var.
Tuşa basmakla klavye eskimez.
Ummadığın program, makineyi kilitler.
Fazla utility, göz çıkarmaz.
Dağ dağa kavuşmaz, bilgisayar bilgisayar’a kavuşur (Internet olayı).
Erkeğin kalbine giden yol JPEG’den geçer.
Her virüs bir tecrübedir.
Arayan virüsünü de bulur, truva atını da.
Virüsünü söylemeyen Anti virüsünü bulamaz.
Virüs geliyorum demez.
Virüs demekle, virüs bulaşmaz.
Anti virüssüz PC’yi virüs kapar.
Virüs disketten gelir (gider).
Disket virüsü ile gelir.
Disketin virüslüsü 1, virüssüzü 40 kişiyi korkutur.
Virüs : Ben programı uzantısından tanırım.
Virüs ölür, gözü diskette kalır.
Virüsle yatan program, kopyasıyla kalkar.
Virüs gelince back-up’ını aldın mı, ‘şimdi müsait misiniz ?’ diye sormaz.
Virüsün başı küçükken ezilir.
Virüs PC’ye ayağıyla gelmez.
Yiğitlere isimleri kahramanlıktan , virüslere isimleri verdiği Zarardan sonra verilir.
Virüs istedi 1 EXE, Allah verdi 2 EXE.
Pekmez gibi programın olsun, Internet’ten sinek gelir.
Sakla utility’i gelir zamanı.
PC’in var mı derdin var.
Virüsü an, Anti virüsünü hazırla.
Her virüsün bir yoğurt yiyişi vardır.
Her virüs makinayı kilitlemez.
Temizlenen virüs, bulaşanı aratır.
Cins virüs diskette öter.
TSR sahibini tab tuşundan tanır.
Virüs temizlenmez, update olur.
Çömezin assembly kodu kendini virüs sanar.
Kötü virüse PC’yi kilitle demişler, ‘Şimdi bir bug kilitler’ demiş.
Yiğidin mali ANONYMOUS FTP’dedir.
Yol sormakla, keyword aramakla bulunur.
Sabır acıdır, meyvesi resettir.
İşleyen PC’yi virüs tutar.
Network’e virüs bulaştırırım diyen login ‘e yetişememiş.
Virüs, ferman dinlemez.
Virüs, virüs-zede’sine göredir.
Virüs bulaşa bulaşa yayılır.
Az veren “sabit disk”ten, çok veren “boot”dan.
İmza, virüsün aynasıdır.
Virüse bulaşıncaya kadar utility denir.
Virüs sıçratma dostuna, hesabına sıçrar.

Bilgisayarla eşşek şakası yapma sanatı, programsız

1- Word’de yazı yazarken “ben” yerine “ben ipneyim” yazsın
Word’ü açın, araçlar menüsünden “otomatik düzeltme seçenekleri”ne tıklayın. “Değiştirilen” bölümüne ben yazın, “yerine” bölümüne ben ipneyim yazın, tamama tıklayın.
Bu örneği word’ü sık kullanan birine yapıp vereceği tepkiye gülebilirsiniz . Tabi silmek için yine aynı bölümden değişikliği geri alabilirsiniz.

2- Masaüstündeki kısayollar çalışmasın.
Bu gerçekten yapması zevkli bir şaka. Şimdi şakanın etkili olması için görev çubuğuna sağ tıklayıp özelliklere gelin, “görev çubuğunu kitle”‘yi iptal edin, “görev çubuğunu otomatik olarak gizle”‘yi seçin, tamama basın. Başlat çubuğu kaybolduktan sonra masaüstü görünürken print screen tuşuna basın, başlat/çalıştır’a mspaint yazın, paintte düzen menüsünden yapıştır’ı seçin ve dosya menüsünden farklı kaydet diyerek resmi bir klasöre jpg veya bmp olarak kaydedin. Sonra masaüstüne sağ tıklayıp özelliklere gelin, masaüstü sekmesinden gözat diyerek biraz önce kaydettiğiniz resmi gösterin ve tamamı tıklayın. Şimdi masaüstüne tekrar sağ tıklayarak “masaüstü simgelerini göster”‘i iptal edin. Arkadaşınızın masaüstüne tıklayıp kısayolların çalışmadığını görmesini izleyin . Şakanın maksimum etkisini bir fotoğraf makinesiyle ölümsüzleştirmek de iyi bir fikir olabilir .

3- Aynı bilgisayarı kullanan başka bir kullanıcıya fake hata mesajı gönderin
Bunun çalışması için xp’de birden fazla kullanıcı hesabı açılmış olması gerekir, mesajı göndermek için ctrl+alt+delete e basın ve kullanıcılar sekmesine gelin, fake hata mesajı göndermek istediğiniz kullanıcı adına sağ tıklayarak ileti gönder’i seçin, ileti başlığı bölümüne Fatal Error yazın, ileti bölümüne ise Borunun ucunda işlem yok yazın (not: bu gerçek bir Windows hata mesajıdır hata kodu 233), birden fazla da gönderebilirsiniz mesala tekrar sağ tıklayarak aynı işlemleri yapın ve ileti bölümüne borunun ucunda hala işlem yok borunun ucunu bulmak için tıklayın yazın .

4- Anında mavi ekran çıksın(bu tehlikeli olabilir, doğacak zararlardan, hastane masraflarından sorumlu tutulamam )
Bir ara forumda bir “con” furyası vardı, hergün değişik bölümlerde tonlarca konu açıldı con isminde klasör oluşturulmuyo, bill gates bile açıklayamamış bla bla , ben artık bu işin arkasında cia var bilerek konu açtırıyo falan zannetmeye başlamıştım . İşte size bunla ilgili bir şaka. Herhangi bir internet explorer penceresinde c:\con\con yazın enter’a basın anında mavi ekran çıkar resetlemek durumunda kalırsınız. Bunu başka şekillerde kullanmak da mümkün mesela internet explorer’ın açılış sayfasına c:\con\con veya
c:\aux\aux yazarsanız bubi tuzağı gibi olur. Bunu geri almak için masaüstündeki internet explorer kısayoluna sağ tıklayıp internet seçeneklerinden başlangıç sayfasını değiştirebilirsiniz.

Verdiğim örnekleri değiştirerek kullanabilirsiniz bu sizin yaratıcılığınıza kalmış artık, ben size kapıyı gösterdim kapıdan geçecek olan sizsiniz .

Alıntı değildir, el emeği göz nuru

En iyi futbol geyikleri!

Aziz Üstel: Önce bir ön libero alın. Ondan sonra Carrusca mı alırsın, kabuzka mı alırsın, zeytin yağlı dolma mı alırsın, ne alırsan al…

Ömer Çavuşoğlu: Ben de görüş bildireyim.

Aziz Üstel: Sen de görüş bildir. Ama bu akşam pembe gömlek sana yakışmış.

Ömer Çavuşoğlu: Öyle mi? Yakışmış değil mi?

Aziz Üstel: Valla. Sen seversin dişileri. Pembe güzel olmuş.

Rakı, sahada yatıyor!

Erman Toroğlu: Bak hocam bak. (Ekranda bir yeni rakı şişesi çimlerin üzerinde duruyor.) Yeni Rakı, palamut gibi duruyor saha kenarında… Kaçlık o rakı, küçük mü, büyük mü?

Şansal Büyüka: 35’lik galiba hocam…

Erman Toroğlu:
Ben bu 35’lik rakıyı, stattaki bozuk para, çakmak arayanlar var ya, emniyetten görevli vatandaşa hediye ediyorum. Ramazan’dan sonra içsin…

Şansal Büyüka: İçi boş hocam…

Erman Toroğlu: İçip de atmış, uyanık!

Ne göstereyim sana?

Sabri Ugan: Ben biraz önce konuşurken çok güzel atladın, Cumhuriyet Bayramı ile ilgili güzel şeyler söyledin. Konu Beşiktaş’a gelince neden susuyorsun Adnan?

Adnan Aybaba: Susmuyorum ki, bak elimde belge var. Eurosport’un belgesi.

Ziya Şengül: Yav bununki hep şeytanlık, ya programa bayram şekeri getirir, ya çiçek getirir veya bayrakla gelir. Bana öyle kağıt çıkarıp gösterme Adnan.

Adnan Aybaba: Ne göstereyim sana Ziya Abi?

*******

Şansal Büyüka: Tehlikeli mi konuşacaksın, tehlikesiz mi?

Erman Toroğlu: İçimden geldiğini söyleyeceğim hocam… Hüseyin maç öncesine dön… Dön, dön… Şimdi Genelkurmay Başkanı çok demokratik biriymiş, çok sakinmiş, insan ilişkileri kuvvetliyniş… Bunlar beni ilgilendirmiyor. Ben asker gibi asker görmek istiyorum, hocam. Benim Genelkurmay Başkanım asker olacak asker. Yumuşak değil, sert olacak. Demokratikmiş beni ilgilendirmez. Asker gibi asker istiyorum genelkurmay başkanımı…

•••

Gürcan Bilgiç: Fenerbahçe çok ekonomik oynadı.

Ahmet Çakar: Ne ekonomisi kardeşim… Bankacılık mı bu?

Gürcan Bilgiç: Özellikle ikinci yarıda çok akıllı oynadı. Tempoyu düşürdü.

Ahmet Çakar: Ne temposu kardeşim… Ne temposu bu?

•••

Erman Toroğlu: Bak, bak koçuma bak… Orhan Ak, altı kurşun yemiş gibi gidiyor. Kovboy filmlerinde olur ya… Sen muhasebe okumuşsundur Şansal…

Şansal Büyüka: Ben hiç anlamam muhasebeden…

Erman Toroğlu: Muhasebe de şüpheli alacaklar vardır. Orhan Ak şüpheli alacağa giriyor.

•••

Erman Toroğlu: Bu ne perhiz, ne lahana turşusu? Bir de çubuk turşusu vardır. O olsa, daha iyidir…

Şansal Büyüka:Meşhur değil mi?

Erman Toroğlu: Tabii, tabii… İlaçsız…

Şansal Büyüka: Yaşar Saygı getirirdi bize.

Erman Toroğlu: Şimdi Bursa’da yapıyorlar.

**********

Aziz Üstel: İnamoto diye bir adam var. O ne yapar?

Ömer Çavuşoğlu: O, topun sahibi o yüzden oynatıyorlar…

Faik Gürses: Bir tane de Beşiktaş’da var öyle; Kleberson… Maç başına 140 top kaybıyla oynuyor.

Ömer Çavuşoğlu: Galatasaylılar’a soracaktım, “Başka topunuz yok mu? Neden İmamotu’nu oynatıyorsunuz?

Aziz Üstel: Hayır ondan değil… İnamoto, depreme dayanıklı o yüzden o oynuyor…

*********

Şansal Büyüka: Ersen için ne diyorsun?

Erman Toroğlu: Ziya Hoca, Ersen’in lacivert ayakkabıya, siyah çorap mı, siyah pantolona beyaz gömlek mi giyeceğini biliyor. Ziya Hoca, futbolcunun ciğerini, midesini, böbreğini biliyor…

Şansal Büyüka: Dalağını biliyor hocam…

Erman Toroğlu: Dalağını, ciğer filmini biliyor, gastrit mi var anlıyor. Ne diyorlar ona mide de oluyor ya?

Şansal Büyüka: Reflü…

Erman Toroğlu: Reflüsünü biliyor…

********

Faik Gürses: Devre arasında biz onu alacağız…

Ömer Çavuşoğlu: Alırsınız!!!

Erman Toroğlu: Gel abi, gel, gel, gel… Biz de mi var sorun, makinede mi? Durrrr… Vur şimdi, vur!!! Tamam, dur. Tekrar gel. Gel, gel. Ha şimdi vur… (Erman Hoca, bir pozisyonu yavaşlatarak anlatmaya çalışıyor ama şimdi ben bu açıklamayı yapmasam, okuyan bunu nasıl anlayacak.)

Bilgin Gökberk: 2002 Dünya Kupasında Şenol Güneş, 70’nci dakikada, Arif’i yanına çağırıp bir şeyler anlatıyordu. Ben de Arif’e sormuştum, ”Hoca, sana ne anlatıyor?“ diye. Arif, ”Valla, dinlemiyordum ki… “ demişti.

Ahmet Çakar: Avrupa’da olsak bizi nereye koyarlar biliyor musunuz?

Kazım Kanat: Nereye hocam?

Ahmet Çakar: Hayvanat bahçesine kapatırlar bizi…

Ziya Şengül: Çok Beşiktaşlı arkadaşım var. Onlar objektif, sen bir garipsin…

Adnan Aybaba: Onlar gerçek Beşiktaşlı değil o zaman…

Ziya Şengül: Senin gibi sahtekâr değiller.

Adnan Aybaba: Gerçek Beşiktaşlı değil onlar. Beşiktaşlı duyarlı olur. Bak bu ne?

Ziya Şengül: Ne o?

Adnan Aybaba: Ağaç…

Sabri Ugan: O ağacı merak ediyordum.

Adnan Aybaba: Bizler, duyarlı Beşiktaş taraftarıyız. Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar duyarlı değil. Orman yangınlarına tepkimizi dile getiriyoruz. Ağaç, nedir? Ağaç, sevgidir.

Ziya Şengül: Serhat, ağaç mı konuşacağız, futbol mu? Ben kalkıp giderim şimdi…

Ziya Şengül: Küfür her maçta, her yerde var. Zidane ne yaptı, hepimiz biliyoruz. İngiliz maçlarındaki futbolcuların konuşmalarını, küfürlerini, kraliyet ailesi bile duyar…

Adnan Aybaba: Ama Ziya Abi…

Ziya Şengül: Aması maması yok, beni dinle şimdi…

Adnan Aybaba: Ama Tümer hep böyle Ziya Abi… Sorunları var.

Ziya Şengül: Ne sorunu var?

Adnan Aybaba: Psikolojik sorunları var. Koluna ”Allah beni yargılar“ diye yazı yazdırmış…

Serhat Ulueren: Sana mı soracaktı, neresine yazı yazdıracağını?

••• Erman Toroğlu: Biz akşam yattık Trabzon’da… Ben yediğimden…

Şansal Büyüka: Zehirlendin…

Erman Toroğlu: Yok, ishal oldum ishal. Tutamıyorum yav… Maça geldim tutamıyorum. Kenara geldim oturuyorum, lan durmuyor. Çocuk bezi bağlasam yanlardan taşıyor, paçalardan akıyor. Teknik direktör beni nasıl oyuna sokar? Sıkıyorum, sıkıyorum patlıyor, tutamıyorum… Devam edeyim mi?

Şansal Büyüka: Konuşacak durumda değilim. İstersen reklama girsin…

Erman Toroğlu: Girsin, tutamıyorum…

Erman Toroğlu: Tigana’ya bir tane ”Azizsilin“ lazım, penisilin gibi bir iğne. Zico’ya yaptılar. Kalçadan mı, damardan mı? Ama işe yaradı.

Şansal Büyüka: Başkan damardan yapar hocam…

Ömer Çavuşoğlu: Deivid daha sakin diğerlerine göre…

Aziz Üstel: Terbiyeli çocuk.

Faik Gürses: Huzurevinde yaşıyormuş, huzurlu bir çocuk.

Aziz Üstel: Bir gece çıkaralım onu dışarı… Kabak çiçeği gibi açılır…

Ömer Çavuşoğlu: Ohooo, o bizimle bir gece çıkarsa hem de nasıl açılır…

•••

Ahmet Çakar: En tehlikeli örümcek nedir?

Kazım Kanat:
Nedir?

Ahmet Çakar: Kara Dul. Afrika’da yaşar, çok tehlikelidir. Cinsel münasebetten sonra erkeğini öldürür. Karası senin kafanda var.

Kazım Kanat: Dulu da senin kafanda var.

Şansal Büyüka:
Ver şu golü Hüseyin tekrardan, içimiz açılsın. Oh, ohh, ohhhh…



Ziya Şengül: Yav Adnan, sen bilirsin lüferin kilosu kaça?

Adnan Aybaba: Ben bilmiyorum Ziya Abi… Ne lüferi?

Ziya Şengül: Balık yok mu, balık, bildiğin lüfer? Bilirsin sen bilirsin…

Sabri Ugan: Bunun altından başka bir şey çıkacak… Lütfen sayın Telegol yorumcuları…

Şansal Büyüka: Zico için ne diyeceksin, Balili için ”hızlı futbolcu“ diyor…

Erman Toroğlu: Avrupa’da Balili değil, ”Balina“lar olacak… Balili ne? Balili, bizim boğazın lüferi…

Göktuğ Sevinçli: Maçı başa alalım, bir de çıplak seyredelim…

Erman Toroğlu: Pastırma gibi takımlarınız var, lezzetli. Patırmayı satıp alıyorsunuz paraları, biraz da takımınızı destekleyin Kayserililer…

Şansal Büyüka: Yiyor musun pastırma hocam?

Erman Toroğlu: Yemez miyim ya…

Şansal Büyüka:
Sen yumurtayla da yiyorsundur.

Erman Toroğlu: Offf nasıl da güzel oluyor. Ama önce pastırmayı hafif suya koyacaksın. Pastırma yumuşayacak.

Şansal Büyüka: Çemeni duruyor mu?

Erman Toroğlu: Duracak, duracak… Sonra biraz tereyağı, üstüne iki yumurta ama yumurtalar top top olacak dağıtmayacaksın, üzerine hafif kırmızı biber, kara biber…

Şansal Büyüka: Beni gösterme Hüseyin…

Erman Toroğlu: Yalnız pastırma yiyince bir kötülüğü var hocam, pastırmayı yedikten sonra tuveletler iki gün pastırma kokuyor. İç çamaşırları da pastırma kokuyor.

Şansal Büyüka: Çare yok mu?

Erman Toroğlu: Hiçbir çare yok. Hocam 44 milyon lira kilosu, tuvalete girince de havamı atayım. Pastırma yemiş desinler. Etraf şöyle bir koksun hocam.

Şansal Büyüka: Tuvalete gitmene gerek yok. Ağzından burnundan fışkırıyor, terleyince de kokuyor.

Erman Toroğlu: Ama tuvalette tam teşekküllü çıkıyor.

•••

Serhat Ulueren:
Geçen sezon, Gerets muhteşem, şöyle hoca, böyle hoca diyen kimdi?

Gökmen Özdenak: Ben, hiçbir yazımda veya söylemimde böyle bir şey demedim…

Serhat Ulueren: Çıkarırım koyarım ortaya…

Gökmen Özdenak: Bırak yaaa…

Serhat Ulueren: Hemen bırak ya!

•••
Erman Toroğlu: Muskadan sana ne abi? Belki içinde başka bir şey yazıyor. O muskaları yazıyorlar ama neler yazıyorlar içine, ”Eve gittim, yoğurt aldım şarküteriden, ayva aldım“ yazıyorlar. Muskayla, çocuk yapıyorlar. Arada üfletiyorlar, meşhur hocalara… Kime üflettiler bilmiyorum. Ama muskalı hoca onları kurtaramadı. 3-2 bitti.

Din Kültürü Dersi Notları KOPMAMAK MÜMKÜN DEĞİL

- Çocuklar, kıyamet cuma günü şafak vaktinde olacaktır.
- Ama hocam nereye göre şafak vakti? Bizde şafak vaktiyken diğer tarafta gece oluyor..
- Numaran kaçtı senin?
- Ne oldu ki hocam?
- Çok güzel soru sordun 5 vericem..Cevabını bende bilmiyorum.

- Arapça bilenler el kaldırsın…(sadece 1 kişi el kaldırır…)
- Afferim kızım Ayşeeee… Siz niye bilmiyonuz? Nasıl dua ediyonuzzz?
- Hocam ben Türkçe dua ediyorum.
- Olmaazzz! Arapça edicen! Türkçe kabul olmaaazzz!
- Niye hocam, Allah Türkçe bilmiyo mu?
- Haaşaaaa! Sümmee haaaaşaaaa!!!

- Çocuklar Ahiret Gününde bütün herkes tartılacak, sevapları, günahlarından fazla olanlar Sırat köprüsünden geçerek Cennete ulaşacak
- Hocam nasıl bir şey o Sırat köprüsü?
- Kıl gibi ince kılıç gibi keskin
- Eee nasıl geçiyoruz ki biz oradan hocam? Ayağımız acır, duramayız üstünde.. Denge diye bir şey var herkes cehenneme düşer valla böyle hocam.
- Sevabı fazla olanlara o köprü böyle otoban gibi geniş gelecek
- Eee hocam sevabı fazla olanlar geçecekse kıldan köprüye otobana ne gerek var? Allah sevabı çok olana geç desin, geçsin, az olana Cehenneme git desin, gitsin… Sanki itiraz mı edicez…
- Sus eşşek sıpası aklın ermez senin Allah´ ın

işine, tövbe sümme haşaaa, tööbeee..

- Bu evren, bu kuşlar, bu böcekler çicekler, hepsi yüce Rab’bimizin bizlere birer armağanıdır.. Kendi vücudunuza bir bakın.. Bu mükemmeliyeti başka kim yapabilirdi ki? Mesela gözlerimiz.. Yüzümüzde, yani ona en uygun yerde.. Gözlerimiz diz kapaklarımızda olsaydı ne kadar çirkin olurdu değil mi?
- İtirazım vaaaaaaaar!…
- Söyle çocuğum!
- Eğer gözlerimiz diz kapaklarımızda olsaydı değşsen hiçbir şey olmazdı, Çünkü herkesin gözleri diz kapaklarında olurdu, o zaman da siz ´´çocuklarım, gözlerimiz yüzümüzde olsaydı ne kadar çirkin olurdu” derdiniz, ben de yine “itirazim vaaaar!..” derdim..

- O derse aldığım kedi yavrusu sınıfta gezerken hoca: “kim soktu bu mendebur hayvanı sınıfa?” diye bağırdı..
- Beeen. ama hocam o da Allah’ın yarattığı bir varlık değil mi? Yazık…
- Eeee tabi, o da Allah-ı teala´nın yarattığı bir mahluk… Hem peygamber efendimiz de severmiş. Ay pek de sevimli kerata…
- Peygamberimiz Hazreti Muhammed salallahu aleyhi vesellem de iftarını hurma ile açarmış…
- Hocam, Mekke´ de iskender kebap mı vardı ki, onunla açssn?
- Sus! terbiyesiz, zındık, kafir!….

- Çocuklarım eğer Dünya Güneşe 1 cm. yakın olsaydı her yer erir, eğer 1 cm uzak olsaydı her taraf donar ve yaşayamazdık…. Allah´ın olduğunu bundan anlayabiliriz.
- Eee iyi de hocam Dünya Güneşe 18 ocakta yakınlaşır 21 Haziranda da uzaklaşır.. Hem de 1 cm değil yaklaşık 2 milyon kilometre… Eeee hiçbir şey olmuyor…
- İşte bu da Allah ´ın bir mucizesidir evladım… Otur.. Laubali, ukala…

komiik türk icatları

Bizim tarihte hicbir sey icat etmemis oldugumuzu soylemek hem ayip hem gunahtir.

Biz az sey icat etmedik tarihte. Istanbul’a ilk elektrigi vaktiyle Satie Sirketi getirdi.Uzak semtlerde elektrik alan tek-tuk evlere her ay tahsildar gondermeyi gereksiz buldugu icin, bu evlere birer kumbara koymustu. Yirmi dort saatte bir kumbaraya, o devrin halk dilinde “manda gozu” denilen, nal kadar yirmi besligi attin mi, elektrik kendiliginden yanardi. Yilda birkac kez de Satie Sirketi’nin adamlari bu evleri dolasarak kumbaralari acar, paralari alirdi. Icerenkoy’deki bir evin kumbarasindan hic bir sey cikmiyordu. Sirket ozel arastirmalarla evin elektrik kullandigini saptamisti. Ancak kumbaraya hic bir sey atmadan nasil calistiriyordu elektrigi, onu cozememisti. Sonunda

ev sahibini sirkete cagirdilar:

- Hileni bize acikla, sana bedava elektrik verelim. Yalniz bu ustun bulus ortaliga yayilmasin, dediler.

Ev sahibi gulumseyerek anlatti; gazoz siselerinin kapaklarina su doldurarak bunlari buzdolabinda donduruyor, sonra da yuvarlak buzlari yirmi beslik niyetine elektrik kumbarasina atiyordu. Buzlar mekanizmayi calistiriyor, arkasindan eriyip aktigi icin, hic bir iz birakmiyordu. Elektrik fiziginde Edison’dan sonra en buyuk ve en yararli kesif boylece bize ait oluyordu. Satie Sirketi, bu buyuk mucidi odullendirerek, ona elektrigi bedava verdi ve kumbaralarin yapisini degistirdi.

* * *

Eski havagazi saatlerini ters calistirmak icin bisiklet pompasiyla, gaz borularina hava basmak da, yine bize ait ozel bir bulustur. Kac metrekup havagazi harcamissan, bisiklet pompasiyla ters yonde hava bastin mi, saatin yazdigi rakamlar geriye dogru silinir. Bu bulusun da sahibi, dalginlikla gereginden fazla hava basarak, havagazi sirketinden alacakli ciktigi icin enselenmisti. Adi bu yuzden unlu mucitler tarihine gecemedi.

Musluklari su saatinin yazamayacagi kadar az acip, iplik iplik akan sulari yirmi dort saatte kovalara doldurmak da, yine o devrin ilginc buluslarindandi.

Bir sure elektrik saatlerinin rakamlarini miknatisla geriye cevirmek de epey denenmis, o nedenle saatlerin rakam gosteren mekanizmasi, miknatisin oyununa gelmesin diye, kursundan yapilmaya baslanmisti. Butun bunlar hep bizim yaratici beyinselligimizin urunleridir.

* * *

Son yillarda ise daha ince buluslara yonelinmistir. Ornegin disariya gidecek iscilerin saglik muayenesinde saglam raporu almalarini saglamak icin, mikroskop kontrolunden gecmis findik buyuklugundeki temiz kakalar bes liradan kiraya verilmektedir. Cis siselerinin kirasi iki bucuk, tansiyon dusurucu sarimsakli su ise tutturabildiginedir. Tababetteki bu asamalar o kadar ust duzeydedir ki, henuz dunyamiza mal olamamistir.

Kirmizi biberin icine kiremit tozu karistirmak, kuru uzumle harmanlanmis kucuk keci boku ihrac etmek, zeytinyagi yerine kellik yapan parafini dayanmak hep yerli buluslardir. Viski siselerinden enjeksiyonla viskiyi cekip yerine cay suyu doldurmak, disaridan ithal edilen ayakkabilarin sol teklerini Izmir, sag teklerini Istanbul gumrugune getirterek, sonra da kimsenin sahip cikmadigi bu yuzlerce tek ayakkabiyi ihalelerde ucuza kapatip, arkasindan birlestirerek piyasaya surmek tarihsel ve anitsal zeka mucizelerimiz arasindadir.

Bize ozgu fikir ozgurlugu yasakli demokrasimiz bile, bu tur bir bulusun sonucudur.

Kim demis ki biz tarihte hic bir sey icat etmedik? Bunu iddia etmek hem ayip, hem gunahtir…

İngiltere’deki Trafik Yönü

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, ordularındaki ikmal arabalarının yolların sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediğinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklarından vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

Modern araba teknolojisinin gelişmesi ile bu gelişimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuğu ve direksiyon sağdan gidişe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde yaygınlaştı.

İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını sağ şeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.

Pusulanın Kuzeyi Göstermesi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığını, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekiminde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bilgisiydi.