En değerli markalar 2010

Küresel bazda en değerli markalar belli oldu. Bakalım nelermiş… Araştırmanın sahibi Millward Brown Optimor. Listenin ilk on ismine göz atalım ilk olarak:


Devamını oku…

2010’da beklenen İnternet tehditleri TıkLayın!!

İnternet teknolojisi gelişirken korsanlar da boş durmuyor. Teknik anlamda kendini sürekli olarak güncelleyen korsanlar kurumların bilgi güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor… AVG Technologies Pazarlama Müdürü Gareth Williams son yıllarda birçok kişinin, temel düzeyde koruma çözümleri yerine tam koruma çözümlerini tercih ettiğini söylüyor. Bu eğilimin 2009 yılı boyunca devam ettiğini dile getiren Williams, artan güvenlik tehditleri nedeniyle 2010 yılı boyunca da güvenlik yazılımlarına rağbet olacağını tahmin ettiklerini dile getiriyor. Willams, internetin yaygın kullanımı ile birlikte internet tehditlerinin azalmak yerine çoğaldığını belirterek 2010 yılında bu tehditlerin daha da hızlı ve organize olacağı konusunda tahmin yürütmenin yanlış olmayacağını söylüyor.

İşte 2010 yılında beklenen tehditler…

2010 yılında kimlik hırsızlığı artacak

Yıllardır kötü niyetli kişiler zararlı kod ve internet siteleri aracılığı ile doğrudan ya da dolaylı olarak masum kullanıcıların kimlik bilgilerini çalıyor, verilerini ele geçiriyor. Sosyal ağların giderek daha fazla kullanılması kimlik hırsızlığını da oldukça artırdı. İnsanlar hala Nijerya’da bir diktatörün yakınlarına yardım ettiklerine inanıyorlar, hiç almadıkları piyangoyu kazandıklarına ya da gerçekten hiç tanımadıkları uzun süre kayıp olan çok zengin bir yakınlarının olduğuna veya benzeri şeylere inanıyorlar ve iyi niyetli avukatın onlara yardım ederek kalan mirasa kavuşturabileceğini düşünüyorlar.

Kimlik hırsızları sosyal ağlar ile ya da bilgisayarınıza erişim sağlayarak hakkınızda bilgi dosyalarına ulaşabilir, böylece kişisel bilgilerinizi çalabilirler. Kimlik hırsızları bir kez tüm bilgilerinize sahip olduğunda internet üzerinden alışverişlerde kredi kartı bilgilerinizi kullanabilir.

Çevrimiçi oynanan oyunlar kimlik hırsızlarının hedefi

Çevrimiçi oynanan oyunlar da artık kimlik hırsızlarının hedefleri arasında. Kötü niyetli bu kişiler çevrimiçi oynanan oyunlardaki kullanıcı isimlerini ve şifrelerini dahi çalıyor ve en favori oyunlarınızdaki kazançlarınıza ulaşabiliyor.

Botnetlere dikkat

2010 yılı internet tehditlerinden bir diğeri ise bilgisayarınızın yine kötü niyetli kişiler tarafından botnetlerin bir parçası haline getirilmesi. Botnetlerin bir parçası haline gelen bilgisayarınız, kaynaklarınızı ve internet bant genişliğinizi spam göndermek, virüslü internet sayfaları, yasadışı yazılım yükleme, film, müzik, çocuk pornografisi vs. gibi tehlikeli işlemler için kullanılabilir.

Geçici internet tehditleri

2010 yılında siber suçlular hızlarını geliştirmeye devam edecekler, kampanyalarını alandan alana, sunucudan sunucuya taşıyabildiklerini göreceğiz. Son zamanlarda giderek artan bir şekilde kötü niyetli kişiler tarafından günlük olarak kurulan yüz binlerce yeni internet sitesini ve sayfasını görüyoruz. Bu siteleri kötü amaçları için kullanıyorlar. Bu onlara bir haftadan fazla bir süre bazı güvenlik sağlayıcıları tarafından kullanılmaya başlanılan itibar tabanlı güvenlik ağlarında iyi bir derece elde etmelerini sağlıyor. Sonrasında kötü niyetli kişiler “masum internet sayfalarını” değiştiriyorlar ve aynı internet sayfaları üzerindeki zararlı yüklerle birlikte yaşıyorlar. 2009’un başında AVG araştırmacılarının raporladığı zehirli internet tehditlerinin yüzde 60’ı bir günden yüzde 75’i ise 30 günden az bir süre aktifti.

İtibar tabanlı ağlar ve kara listeler bu zehirli internet sitelerini fark ettiğinde siber suçlular internet sitelerini ve sayfalarını başka bir alan ve sunucuya taşımış oluyorlar.

Gündemdeki olayların istismarı, haberler ve dedikodular

Bazı çete üyeleri yakın zamanda popüler çevrimiçi arama hizmetlerini manipüle etmek konusunda başarılı oldular. Doğal olarak bu kişiler başarı sağladıkları alanlarda yatırım için daha fazla çaba harcıyorlar. Arama sonuçlarını hızla ilk sıralarda çıkarabiliyorlar. Bir ünlünün ölümü, seçim kavgaları ve video klipler gibi konular kötü niyetli kişiler tarafından hemen istismar ediliyor. Siber suçlular araştırma sonuçlarında tıklanan linkleri zararlı internet sayfalarına yönlendiriyorlar. 2010 yılında bu şekilde birçok özel zararlı yazılım saldırıları görmeyi bekliyoruz.

Sosyal ağlar ve Web 2.0

Kesinlikle kötü niyetli kişiler bu konuda başarısız değiller ve kendi İnternet 2.0 becerilerini geliştiriyorlar. Koobface solucanı Facebook’u hedefliyor ve bu durum kullanıcı sayısı düşünüldüğünde kaygı verici. Sosyal ağ sitelerinin taktikleri sizinle arkadaş listeniz üzerinden bağlantı kurabilirler. Muhtemelen bu tür şeyleri 2010 yılında daha fazla göreceğiz.

Gelişmekte olan ülkelerdeki tehditler artacak

Gelişmekte olan ülkeler internette zayıf güvenliğe sahip. Bilgisayar sayısı ve internete bağlanan insan sayısında hala hızlı bir büyüme yaşanıyor. Çin, Hindistan, Brezilya vb. gibi ülkelerde birçok insan internete gelişmiş bağlantı hızı ile bağlanıyor. Ne yazık ki bu kişilerin bir çoğu korsan yazılım kullanıyor ve bu şekildeki programlar güvenlik yamaları ile güncellenemiyor. Bu durum kötü niyetli kişilerin bu bilgisayarları hedef seçmesini kolaylaştırıyor. Bunları kontrol altına alıp suç faaliyetlerinde bir güç kaynağı olarak kullanmaya başlıyorlar. 2010 yılında gelişmekte olan ülkelerdeki tehdit oranında büyük bir artış olmasını bekliyoruz.

Küresel ekonomik krizin güvenlik üzerindeki etkileri

Her ne kadar mevcut ekonomik krizin etkileri eşit olarak dağılsa da Amerika, Avrupa ve Asya’nın bazı bölümlerinde özellikle istihdam alanında ciddi sonuçlar yaşandı. Suç oranları ekonominin sıkıntılı zamanlarında yükseliyor. Birçok kişi ekonomik sıkıntılar yüzünden siber suçluların arasına katılmayı ikna edici bulacaktır.

İşletmeler hala kayıtsız

Eğer işletmelerin IT departmanları ve güvenlik yöneticileri iş istasyonları ile sunucuları düzgün güncelleme ile korurlarsa, çalışanlar nelerin olabileceğine karşı tehditleri iyi anlar ve bilirlerse daha tedbirli davranabilirler. Sadece, bu duruma karşı sürekli olarak dikkatli olmak ve ihtimal planlaması yapmak gerekir. 2009’da yaşanan üzücü olaylar gösterdi ki bir çok işletme düzgün korunmuyor.

IT ve güvenlik yöneticileri “tehlikeleri uzak tutmak için güvenlik duvarına ve diğer ağ güvenlik açığı tabanlı saldırıları ve porno temaları, oyunlar ve diğer zararlı sitelerini dururmak için içerik filtresine sahibiz” diye rahat edebiliyor.

Bu tutumun anlamı bir çok işletmenin zayıf güncelleme politikalarına sahip olmaları. Bu zayıflıklar çoğunlukla siber suçlular tarafından kullanılıyor. Ayrıca siber suçluların yasal reklam ağları ve hatta en büyük reklam ağlarından reklam hizmetlerini satın aldıkları gerçeğini görmezlikten geliyorlar. Bu reklamlar yasal internet siteleri üzerinden harika bir şekilde çalışıyor gibi görünüyor. Kötü niyetli kişilerin bu saldırı şeklini genişletmesinden dolayı işletmelerin bu durumdan çok fazla zarar görmesini bekliyoruz.

Tehditler azalmak yerine artacak

Ne yazık ki güvenlik tehditleri 2010 yılında her zamankinden daha zararlı ve hedefli olacaklar ve daha sık karşımıza çıkacaklar. Zararlı yazılım ve siber suçlar organize suç tarafından bir iş modeli olarak yürütülüyor.

Tehditlerin doğasını ve amaçlarını anladıysanız kaygılanmanıza gerek yok. Bilgisayarınız için iyi bir güvenlik korumasına sahip olmanız ve tüm yazılımları güncel tutmanız korunmanıza yardımcı olacak. Şirketlerin “2010’da güvenli olmak için gerekli donanıma sahip miyiz” sorusunu sormasının tam zamanı…

Kavga edilmemesi gereken 10 kişi

Biriyle kapışmak veya tartışmak hakkınızı aramak için zaman zaman gerekli bir yöntem olsa da, siz siz olur bazı meslek gruplarıyla asla böyle bir münasebete girmeyin. Faturası ağır olabilir!

1. Eski sevgilinizle asla kapışmayın…

İşte listenin ilk sırası. Eski aşkınız… Kötü de ayrılmış olsanız asla geriye dönüp bakmayın. Çünkü zaman geçtikçe daha da hırslanıp hıncını almak isteyebilir. Bu durumda da başınıza birçok şey gelebilir. Kimsenin yüzüne bakamayacak hale gelebilirsiniz. Dikkatli olmak gerekir!

2. Komşularınızla sakın tartışmayın!

En çok vakit geçirdiğiniz yer eviniz! O nedenle huzur sizin için en önemli şey. Tüm günün stresini evinizde atıyorsunuz. Eğer huzurunuz bozulmasın diyorsanız, asla komşunuzla kavga etmeyin. Hergün karşılaştığınız ve göz göze geldiğiniz komşunuz en değerli varlığınızdır.

3. Patronunuzla kapışmayın…

Tabi ki de işsiz kalmak istemiyorsanız asla kapışmamanız gereken bir meslek grubu. Hatta olabildiğiniz kadar yumuşak başlı ve uyumlu davranın. BU kişi hayatınızda ileriki zamanlarda da lazım olabilir. Patronunuzu referans olarak kullanabilir veya yeni iş imkanlarını onun sayesinde yakalayabilirsiniz.

4. Öğretmeninizle asla kapışmayın…

Öğretmenler güçlü kişilerdir. Sizin geleceğinizle oynama yetkisine bile sahiptir. Yetkilerin bu kadar geniş olduğu bir meslek grubuyla kapışmanız pek doğru bir iş değildir. Geleceğinizle oynamak istemiyorsanız sakın tartışmayın.

5. Hizmetçinizle asla kapışmayın…

Birini evinizde tek başına bırakmanız demek, o kişiyi hayatınıza dahil ediyorsunuz demektir. Bu kişinin hayatınıza dahil olması demek de, başınıza birçok şey gelebilir anlamına gelir. Mesela diş fırçanız klozetin içinde bir süre yüzüp tekrar bulunduğu yere geri gelebilir. O nedenle siz siz olun, tartışmayın!

6. Postacıyla tartışmayın….

Postacınızla da sakın kavga etmeyin. DÜşünün bir kere. Diyelim ki, çok önemli bir evrak bekliyorsunuz veya sevgilinizden önemli bir mektup. Böyle bir durumda hayatınız postacıya bağlı. Size öcünü alabilmek için onlarca bahane uydurabilir.

Mesela; mektubunuz posta kutusunda kaybolabilir, gönderen kişi göndermemiş olabilir..

7. Müşteri Hizmetleri Servisi ile asla kapışmayın…

Call center görevlisi gibi müşteriyle birebir ilişkide olan kişilerle tartışmayın. Yoksa telefon başında saatlerinizi harcayabilirsiniz!

8. Kuaförünüzle asla tartışmayın…

Güzelliğinizi sadece saçınızla ilişkilendiriyorsanız, asla kuaförünüzle tartışmamalısınız. Çünkü sizi rezil de edebilir, vezir de! Saçınız beklediğiniz modelin veya rengin çok dışında bir şekle girebilir.

9. Sinirli taksi şöförleriyle kapışmayın…

Trafikte seyrederken laf attığınız veya tartıştığınız kişiye çok dikkat edin! Özellikle mümkünse sinirli taksi şöförlerinden uzak durun. Tüm gün trafik içinde boğuşan taksicilerin siniri her an tepesindedir. Bu nedenle sizin küçük bir sözünüze verdikleri tepki çok büyük olabilir. Dayak yiyebilirsiniz ve hatta sopayla bile dövülebilirsiniz! Aman dikkat!

10. Garsonlarla sakın kapışmayın…

Asla kavga etmemeniz gereken kişiler listesinin son sırasında garsonlar yer alıyor. kapışmak için tehlikeli bir grup çünkü öç almayı seven bir meslek grubudur. Bütün gün insanlarla başa çıkmak zorunda kalan garsonlar, özellikle kaprisli müşterilerin nazını çekmek durumundadırlar. Zaman içinde daha vurdumduymaz hale gelebilirler. Hıncını servis ettiği yemekten alabilirler. Yani sipariş verdiğiniz yemekle ilgili kötü emelleri olabilir. Eğer gittiğiniz bir restoranda yemeğinizi sağlıklı bir şekilde ve olması gerektiği gibi yemek istiyorsanız, siz siz olun, garsonlarla veya aşçılarla fazla kapışmayın.

Ramiz Dayı’dan unutulmaz sözler

İşte her hafta hayranlarının merakla beklediği Ezel dizisinden unutulmaz diyaloglar…

*****
Çekil bir süre kendi köşene. Bırak su kendi çatlağını bulsun. İzin ver de kuklalar, içlerinde sen varmış gibi oynasınlar kurduğun bu oyunu…

Mesele ölmek değil dost bildiğin en güvendiğin adamın eliyle ölmekmiş mesele…

Herkes gerçeği aradığını söyler, herkes gerçeğin onu kurtarmasını bekler ama seni özgür bırakan gerçeğin değil sonunda kavuştuğun yüzüdür sevdiğinin…
Gerçeği öğrenmek için kimi kendini ortaya atar kimide başkasını ateşe atar ama çaresizce aradığın şey gerçek değil aslında sen bir kuytuda bırakıp gittiğin kendini arıyorsun aslında…
Sen fazlasınıbilmek istemiyorsun arkadaş sen sadece birgün seninde sevilebileceğini bilmek istiyorsun ve ne yaparsan yap sevilmiyorsan eğer seni gerçekler değil sokatan seçtiğin rastgele birini kurban etmek kurtarır…
Gerçeği yine de çğrenmek için yalanlardan örülü bir ipe tutunmak ne korkunçtur…
Korkunçtur sonunda gördüğün gerçeğin en çıplak en gaddar en acımasız yüzü ama en korkuncu her şeye sahipken bile bir anının bir hayalin bir hayaletin peşinden koşmak…
Gerçekleri saklayarak ulaşabilirmisin gerçeğe anıların içinde aradığın insanı bulabilirmisin hiç yaşanmamış hayata gerçek gibi tutunabilirmisin orada olmayan birinin seni hala koruduğuna inanabilirmisin gerçeğin o kadar çok yüzü var ki senin gördüğüne inanabilirmisin…
Hayal ettiğin her şey bir gün bir ihtimal gerçek olabilir o ihtimali yok etmeden unutabilirmisin gerçekten sevdiğin tek insanı…

Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.

Hesap görmek, hesap etmekten zordur yeğenim.

Değişmek zordur yeğenim ama bazen… Aynı adam olmak daha zordur… Hayat öyle yüklenir ki üstüne durduğun yerde çatır çatır çatırdarsın.

Bazen öyle acır ki için değiştin sanırsın şimdi dersin… Şimdi her şeyi yapabilirim…

Bazen hayat seni öyle zorlar ki yeğenim yolun başında kimdin… Unutursun…

Zorunu benden duy yeğenim, herkese yalan söylemen yetmez artık… Bundan böyle bir başına kalsan da artık kendin olamazsın…

En karanlık gününde
En çaresiz anında
Kendini ortaya atıyorsan eğer
En umutsuz anında
Kendin için değil
Çocukların için
Kendini çare diye sunuyorsan eğer
Yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan
Hiç kimse çaresiz değildir.

Kaderimiz olan aşka değil de aşkıyla kaderimizi değiştirene içelim!

Yapmakla olup bitseydi bu iş,
Hemen yapardım, olup biterdi.
Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,
Bir vuruşta sonuna varılsa işin,
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.
Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.
Verdiğimiz kanlı dersi alan
Gelip bize veriyor aldığı dersi.
Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor
İçine zehir döktüğümüz kupayı.

Asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin diğerinin kadehine zehir olmasıdır.

En iyi soygunlar girerken değil çıkarken bozulur yeğen. Haydutlar öyle iyi planlar ki girmeyi nasıl çıkacaklarını unuturlar. Çıkacaksan hemen çıkacaksın yeğen yoksa çekerler yoksa seni içeri…

Güvercinin boynundaki o kırmızımtırak tüyler vardır ya, bir kere taktı mı güvercin o tasmayı boynuna başka birisini sevemezmiş, ama bazen fazla sevgiden güvercinler birbirlerini de öldürürlermiş, birbirlerinin gırtlağını deşerlermiş fazla sevgiden, o yüzden o kızıl tasmaya da güvercin gerdanlığı derlermiş.

Madem bu kadar çok sevdiniz birbirinizi bakalım kim takacak o gerdanlığı boynuna… Madem ikiniz de hasmımsınız artık geldik sınavın son sorusuna. Biriniz ölürse diğeriniz sağ çıkacak buradan, bakalım kim daha çok seviyor diğerini… Kim takacak o gerdanlığı boynuna…

Sen ha sen! Görmeyeli çok büyümüşsün eski dost çok! Ben görmeyeli yaşlandım, ufaldım. Ben içerde hüküm giyerken sen dışarda hüküm sürdün. Gerçi ben kötü girdim içeri ama içerde insanı anladım. Sen iyi çocuktun. İyi çocuktun da iyice insanlıktan çıkmışsın. Tamam ben sana kötülük ettim ama şimdi sen baştan aşağıya kötülük olmuşsun. Yani diyeceğim o ki şimdi sen güçlüsün, gençsin, vurup bana beni yere yıkarsın, dua et ki o iş orda bitsin. Çünkü iş orda bitmezse vurup beni yıkamazsan yere boyuna posuna gelmişine geçmişine bakmam bu işi ben başlattım, bitirmeden bırakmam. Bitirmeden bırakmam.

Bazen insan başkasının ruhunu ararken kendi ruhunu teslim eder başkasına.

Her yanım yanım acıyor, gençliğime, halime şu mavi gök mavi deniz uçan kuş işe giden insanlar ipimi çeken cellat on gün on gün…

Öyle Durursan Kolay Hedef Olursun.
Durursan Senin Başlattığın Olaylar,
Gelir Seni Bulur.
Mızrak Gibi Saplanır Kalbine
Unutma Yeğen…
Tek Başına Değilsin !
Tek Başına Kalırsan;
Sen Kendin Değil, Kendi Celladın Olursun Ancak.
Sırası Değil Yeğen !
Kanma Onlara…
Hangi İsminle Çağırırsa Çağırsınlar Seni.
Çağırdıkları Yere Gidersen…
Dönsende Oradan, Kendin Dönemezsin Yeğen…!

Cevabını Bulamadığın Her Sorudan, Korkacaksın.
Sana Çekilen Her Bıçağın Kınında,
Cevabını Bilmediğin Başka Bir Soru Gizlidir Çünkü.

Bazen yeğen işleri yoluna koymak için sıkmayacaksın yumruğunu, açacaksın avucunu avucundakileri savuracaksın havaya. Bekleyeceksin, bekleyeceksin sana geri gelmelerini.

Bir şey yapmadan önce eğer yaparsan sana ne yapacağımı bir düşün önce.

Oysa herkes öldürür sevdiğini,
Kulak verin bu dediklerime,
Kimi bir bakışı ile yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözler ile…
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle.
Korkaklar öpücükle öldürür…
Yürekliler kılıç darbeleriyle.

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlıyken.
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever
Kimi satar; kimi de satın alır
Kimi gözyaşı döker öldürürken
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

Kendi kanını kendi elleriyle kurutan bir adamım. İşte ben böyle bir adamım. Ömer benim de oğlum o benim son oğlum. Ben ne Allah’ım ne de Azrail. Ne alabilirim oğlunun canını ne de geri verebilirim sana. Yapamam.

Bu gün bi köprünün tam ortasında durdum, aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan, ikisi de aynı soruyu sordu… Kimsin sen, kimin tarafındasın…

Aşk mı intikam mı, mahkum mu, cellat mı… hep ikisinden birini seçmen istendi… Ama hep bir üçüncü şık var… O da ateşe atlamak…

Öyle Bir Döngüdür ki Hayat,
Sevdiklerinle Yer Değiştirir Durur.
Çaresiz Hep Oynarsın, Aynı Oyunu…
Bir Kere Olan Herşey, Olmaya Devam Eder.

Bir Kere Kaçtın mı Herşeyden ?
Aynı Ayak İzlerine Basarak Kaçarsın Sürekli
Bastıkça Büyür Geçmişin Ayak İzleri,
Arkanda Bıraktıkça Ansızın Önüne Çıkarlar.

Kendi Ayak İzlerini Takip Edip Dönemezsin Geçmişe
Ama Yeterince Beklersen Eğer,
Geçmiş Eninde Sonunda Dönecektir Sana Geri
Geçmişi Değiştiremesende…

Çağırabilirsin Ama Kendine
Oyunu Bi Kere Kaybettiysen Eğer,
Silemezsin Kayıplarını.
Ama Yeterli Bedeli Ödediysen Eğer
Herşeyini Kaybettiğin O Masaya,
Birgün Oturabilirsin Yeniden.

Geçmişe dönmek başka, geçmişi silmek başka. Bir kere aktı mı zamanın içinden suyun yolu değişmez.

Unutma! Bin kere dönsen o güne, bin kere ihanet edecekler sana. Herkes doğasının gereğini yapar. Bin kere ihanet etseler sana çaresi yok bin kere gidersin yanlarına.

Değişmek Zordur Ama Bazen Aynı Adam Olmak Dahada Zordur

Asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, Birini iyi edecek şeyin, diğerinin kadehine zehir olmasıdır

“Sadakat erdem değildir aslında sevgiden kör olmaktır, hep kaçtığın şeye eninde sonunda yakalanmaktır sadakat. Yemin etmeden bir daha düşün; çünkü sadakatle başlayan her şey ihanetle biter.”

“Ölüm gibidir sadakat. Bir kere çizgiyi geçtin mi, geri dönüş yoktur.”

Ne kadar değişirsen değiş, Nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı.

Portakalı soymadan içinin iyi olup olmadığını anlayamazsın.

Ben her şeyi olan ve kaybedeceği hiçbir şey olmayan insanım.

Savaşmak aslında hasmınla savaşmak değil, sevdiklerinle savaşmaktır. Savaşırken göremezsin bazı savaşları kazanamazsın artık durmalı ve geri çekilmelisin.

Ezel duy sesimi! Bir kere ihanete uğradın mı anılar sana bataklık olur yeğen, hatırladıkça çekerler seni içeri, hatırladıkça affetmek istersin yeğen; çünkü affetmek unutmak demek, öncesini hatırladıkça sonrasını unutmak istersin, çırpınma boşuna yeğen, o hançer bir kere saplanınca sırtına çıkarmaya kalktıkça iyice kalbine gömersin.

Sadakat ya birine doğru koşmaktır, ya birinden kaçmaktır…

Kadere inanan insan tesadüfe inanmaz. Tesadüfe inanan adamsa kaderini kendi elinde tutamaz.

Hayatın kuralı bu, ne kadar uzağa gidersen git, başladığın yere dönersin sonunda. Ne kadar değişirsen değiş nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı. Ne kadar terbiye etsen de susturamazsın içindeki canavarı. Nereye gidersen git şunu unutma. Herkes gün olur evine döner.

En karanlık gününde en çaresiz anında kendini ortaya atıyorsan eğer en umutsuz anında kendin için değil çocukların için kendini çare diye sunuyorsan eğer, yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan hiç kimse çaresiz değildir. Tüm kapılar üstüne kitlenmiş de olsa birinin kalbinde yer tutan hiç kimse tutsak değildir kendi kafesi…ne… Çaresizlik; aradığın çarenin belki tam önünde olması ama onu bulacak vaktin olmamasıdır çaresizlik. Çaresizlik; cevapsız kurak bir ıssızlık değildir. Dışarıda devam edecek hayattır asıl engel… Asıl engel sana geçit vermeyen seni umursamayan seni yutan hayattır asıl engel.

Elinden birşey gelmeyince kabullenmek kolaydır.Asıl çaresizlik kendine elimden geleni yaptım mı diye sormaktır. Çünkü asıl çaresizlik çareyi geçirmişken eline avuçlarının içinden kaçırmaktır

Bazen yaşamak için öldürmek zorundasın. Bazen yaşamak için içindeki sevgi seni öldürmeden sen onu öldürmek zorundasın.

Çaresizlik aradığı çarenin belki tam önünde olması ama onu bulacak vaktin olmamasıdır çaresizlik

Akrep ile kurbağa
İyi niyetli kurbağa akrebe yardım eder. Akıntının ortasında kurbağa sırtında korkunç bir acı hisseder… İkisi de akıntının içine doğru sürüklenirken kurbağa sorar akrebe: “Niye yaptın akrep kardeş? Bak şimdi ikimiz de öleceğiz.” Akrep döner ve şöyle der: “napayım benim huyum bu.”

Sevdiğini korumak için savaşman yetmezse eğer en karanlık çare onun sevgisini öldürmektir. Sevdiğini kurtarmak için en kötü ihtimal, en son yol ona ihanet etmektir.

İnanıyorum söylediğini candan söylediğine. Ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Madem ki bu dünya bile yok olacak bir gün, sevginin bitmesine insan neden üzülsün. Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi.

Seni sınayacaklar yeğen, sana soracaklar. Ne soracaklar yeğen, bir tarafta melek, bir tarafta şeytan ne soracaklar sanırsın ha? Seni sınayacaklar yeğen, sana soracaklar. Artık tereddüte gerek yok, ya ileri gideceksin ya vazgeçeceksin.

Cesurun bakışı korkağın kılıcından keskindir yeğen!

Güç gizden gelir yeğen!

Teslim olunmadan sadık olunmaz…
Sadakat ne menem şeydir bu sadakat? Sadakat sır saklamak mıdır? Sessiz kalmak mıdır? Kıyametin kopacağını bile bile…
Ölüm gibidir sadakat, pazarlığı olmaz. Bir kere çizgiyi geçtin mi yoktur dönüşü… Ne umutlar fısıldarsa fısıldasın sana hayat; çeker gider sadık kalmaz sonunda… Ama kötülük öyle mi hep yanı başındadır insanın.
Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir ihanet eden sadakat ister. Sadaka gibi verilmez sadakat, isteyen hepsini ister. Sevdiğine sadık kalan adam kendinden vazgeçebilen adamdır.

Senin yerinden oynatamadığın taşlar var yeğen, ama benim yok!

İki arkadaş çaresi yok biri ölecek
Çünkü yalnızlık ilk gelene keser bileti
Çünkü pusudaki canavar
Tek bir isim fısıldar kulağına, EZEL…

Sevdiklerimize çok yakından bakarız. Bu yüzden kusurlarını görmeyiz

Ben yalandan mı iyi ettim seni yeğen, yalandan mı çakalların elinden kurtardım? Ben seni yoktan var ettim.

En çok sevdiğim iki insan yanımda gideceksek böyle gidelim yeğen, ha?

Benim oyunumla senin oyunun bir değil kardeş, benim senden alacaklarımı senin bu masaya koymaya cesaretin yok!

Ailenden biri bıraktığında seni ya da sen bıraktığında onu karanlıkta çağırırsınız hala birbirinizi… Ailenden biri bugün ölecek, çaresi yok, tek bir soru kaldı geriye, kim?

Ne yaparsan yap sen kazanamayacaksın, sen kaybedeceksin, çünkü sen işin başında kaybetmişsin kardeş.

Bilgisayara dalan çocuk öğrendiklerini unutuyor

Ders çalıştıktan sonra bilgisayara dalan çocuk, öğrendiklerinin yüzde 70′ini unutuyor.

Pedagog Fatih Kalkınç, ders çalıştıktan sonra bilgisayar ve televizyon ile meşgul olan öğrencinin çalıştığı dersin yüzde 70′ini unuttuğunu söyledi.

Kalkınç, Tarsus Özel Bahar İlköğretim Okulu öğrenci, veli ve öğretmenlerine yönelik, başarılı olmada veliye ve öğrenciye düşen görevler hakkında konferans verdi. Günlük ders çalışma ve ilgili dersin evde tekrar edilmesinin önemini vurgulayan Kalkınç, cep telefonu, televizyon ve bilgisayarın kontrolsüz bir şekilde kullanılmasının dikkat ve öğrenmeyi olumsuz etkilediğini ifade etti.

Bu konuda yalnız öğrenci değil velilere de çok büyük sorumluluklar düştüğünü belirten Kalkınç, “Televizyon izlerken 1 saniyede gözümüz önünden 25 kare resim geçiyor. 1 saatlik bir izlenme sonucunda ise 90 bin kare resim insan gözü önünden geçmektedir. Bunun sonucunda beyin ve göz deforme olmaktadır. Haftada en az 3 kitap yılda ise 144 kitap okumak öğrencide dikkat, muhakeme, bilgi ve yorum yapmada üstün bir vasıf elde edecektir.”dedi.

Bebeğiniz kız mı erkek mi?

Size verilen ipuçlarıyla bebeğinizin cinsiyetini tahmin edin!

Bebeğinizin cinsiyetini tahmin etmekten daha keyifli ne olabilir? Herkes oyunun içine dahil olmak ister. Eğer markette sizi tanımadığınız biri durdurup bebeğinizin cinsiyeti ile ilgili tahminlerde bulunursa şaşırmayın. Yaklaşık yüz yıldır, anne adayları zamanla iyiliğini ispat etmiş methodlara güveniyor ve bebeklerinin cinsiyetini tahmin ediyorlar. BU koca karı yöntemleri artık geçmişte kalsada ultrason gibi kesin yöntemlerden çok daha eğlenceliler. Bebeğinizin cinsiyetini tahmin ederken eğlenin!

Erkekse:

Hamileliğin ilk zamanlarında sabah hastalıkları yaşamazsınız

Bebeğinizin kalp atış hızı dakikada 140 dan daha azdır

Ağırlığı karnınızın ön bölümünde taşırsınız

Karnınız basketbol topu gibidir

Göğsünüzün çevresi gözlenebilir şekilde koyulaşır

Ekşi ve tuzlu yiyeceklere aşerersiniz

Et ve peynir gibi proteinlere aşerersiniz

Ayaklarınız hamilelikten önce olduğundan daha soğuktur

Ayağınızın üzerindeki tüyler hamilelik sırasında daha çabuk uzarlar

Elleriniz çok kurudur

Uyurken yastığınız kuzeye bakar

Baba adayı da sizinle birlikte kilo alır

Hamilelik size güzellik katmıştır

İdrarınız açık sarıdır

Burnunuz genişler

Evlilik yüzüğünüzü karnınıza tuttuğunuzda yuvarlak çizer gibi hareket eder

Baş ağrıları yaşarsınız

Hamile kaldığınız zamanki yaşınızla hamile kaldığınız ayın rakamını toplarsanız elde ettiğiniz rakam çift sayıdır.

Kızsa:

Hamileliğin ilk zamanlarında sabah rahatsızlıkları yaşarsınız

Bebeğiniz kalp atış hızı dakikada 140 dır

Ağırlığı kalça ve arkanızda taşırsınız

Sol göğsünüz sağ göğsünüzden daha büyüktür

Saçınızda kırmızı parlak noktalar oluşur

Karnınız karpuz gibidir

Tatlıya aşerersiniz

Meyveye aşerersiniz

Portakal suyuna aşerersiniz

Hamilelikten önce olduğunuz kadar güzel gözükmezsiniz

Huysuzsunuzdur

Göğüsleriniz büyümüştür

Uyurken yastığınız güneye bakar

İdrarınız mat sarıdır

Evlilik yüzüğünüzü karnınıza tuttuğunuzda bir yandan diğer bir yana gider

Hamile kaldığınız yaşınızla hamile kaldığınız ayın rakamını toplarsanız elde ettiğiniz rakam tek sayıdır.

Annelerimiz Bize Neler Öğretti?

Eğitimin ilk başladığı yer ANA KUCAĞI

Anneler bize ne ogretti??

Dualarin gücünü: Yat, kalk dua et ki baban müzik setinin bozuldugunu farketmedi.

Mantikli düsünmeyi: Ben öyle diyorsam öyledir!

Ileri görüslülügü: Çikmadan önce temiz bir çamasir giy. Yolda Allah korusun basina bir sey gelir, kirli çamasirla etrafa rezil olursun.

Trajikomikligi: Sen daha gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürecem.

Çeliskileri: Kapa çeneni çorbani iç!

Dayanikliligi: O ispanak bitene kadar sofradan kalmak YOK!

Meteorolojiyi: Su daginikliga bak.. Yabanci biri görse, odadan kasirga geçmis sanir.

Abartmayi: Sana 500 bin defa söyledim, kirli ayakkabilarinla içeri girme diye.

Korkmayi: Dinleme bakalim anne sözü dinleme. Kafana meteor düsecek kenara çekil diye bagirsam, onu bile dinlemezsin di mi?

Kiskanmayi: Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bir aileye sahip olmayan, kaç milyon çocuk var biliyormusun?

Sabirli olmayi: Baban eve gelsin sen görürüsün.

Diyalog kurmayi: Sana bir sey sordugumda cevap ver! Ne söyleyeyim anne? Sus!! Bana cevap verme!

Tip bilgilerini: Gözlerini sasi yaparken bir gün öyle kalivereceksin.

Olgunlugu: Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin.

Genetigi: Bütün kötü huylarin babadan geçtiğini.

Bilgeligi: Benim yasima gel de anlarsin o zaman.

Ve adaleti: Birgün senin de çocuklarin olacak. Insallah onlar da sana simdi bana yaptiklarini yaparlar.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor.
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi.
1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.

Adını az duyduğumuz meslek grupları

Türkiye İş Kurumu’nun web sitesinde yayınlanan sözlükte, 2 bin 70 mesleğin tanımı yapılıyor, meslek mensuplarının yürüttüğü faaliyetlere ilişkin özet bilgi veriliyor. Sözlükte yer alan ilginç mesleklerden bazıları şunlar:

Makastar: Kendi başına ve belirli bir süre içerisinde, konfeksiyon ürünleri imalatında kumaş ve yardımcı malzemeyi kalıba göre ve çok katlı olarak kesme.

Debağ: Yaş deri ve pöstekileri bir eriyik içinde işleyerek deri haline getiren kişi.

Filizlemeci: Maltlı ve imbikten çekilecek içki imaline hazırlıklı olmak üzere arpa ve diğer hububatı filizlendiren kişi.

Pürmüzcü : Metali oksiasetilen veya diğer gaz aleviyle çeşitli şekillerde kesen bir makineyi çalıştıran kişi.

Remayözcü: Remayöz makinesini kullanarak, dikime hazırlanmış örgü ürünlerin yaka, bant, pat, cep, yan dikiş ve lastik dikim işlemlerini, kendi başına ve belirli bir sürede yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi.

Derikmen: Derikmen (Petrol), kule montajı, kulenin kontrol ve bakımı, sondaj manevrası ve kuyu başı düzeneği hazırlama işlemlerini, kendi başına ve belirli bir süre içerisinde yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi.

Sır İşçisi: Sır yapmak üzere boraks, kurşun, kum ve kireç gibi maddeleri karıştırıp öğütmek üzere bir kitle haline getirip yeni baştan öğüten kişi.

Kültürcü (süthane/mandıra): Tereyağı, krema, peynir ve diğer maddelerin imalinde kullanılacak ana kültürü yaparak bundan bakteri kültürü çıkaran kişi.

Enstrümancı: Proses veya akış tipi üretim yapan tesislerde, ölçme ve kontrol cihazlarının arıza tespiti, onarımı, periyodik bakımı ve yenilenmesine ilişkin işlemleri, kendi başına ve belirli bir süre içerisinde yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi.

Sperm işçisi: Verimli sığır ve at ırkı yetiştirmek için iyi cins boğa ve aygırlardan sperm almada ön hazırlıkları yaparak spermi alan kişi.

Kırkıcı: Kırkım zamanı koyunların yünlerini kırkım makinesiyle kırkan kişi.

Şiropraktör: İnsan vücudundaki kemik ve kaslarda oluşan bozuklukları elle veya aygıt kullanarak tedavi eden kişi.

Ebis kontrolörü: Uçuş personelinin uçuş sırasındaki ve yerdeki çalışma durumlarına ilişkin kayıtları tutan kişi.

Bunları Biliyormusunuz?

Dünyanın en elektrikli yılan balığı?

iPod Shuffle, aynı şarkıyı ikinci kez ne kadar sürede çalabilir?

Arabanızın yakıtı bitince kaç km daha yol gidersiniz?

Tam güneş tutulması gel-gitleri etkiler mi?

Olgunlaşmamış muz neden dilimizi burar?

Dünyanın en elektrikli yılan balığı?

Brezilya ve Guyana nehirlerinde yaşayan elektrikli yılan balığı, dünyadaki en fazla elektrik yükü olan balıktır. Uzunlukları 1,8 metreyi bulan balıklar, piranaların akrabasıdır. Balıkların elektrik donanımları 2 çift dikey organdan oluşuyor ve bundan dolayı balıkların tüm vücudu elektrik yüklü. 650 volt kadar elektrik açığa çıkaran balıklar, avını hareketsiz hale getiriyor. Balıkların yaydığı bu elektrik bir insanı kolayca sersemletebilir.

iPod Shuffle, aynı şarkıyı ikinci kez ne kadar sürede çalabilir?

Apple, 4 GB’lık Shuffle’ın hafızasında 1000 şarkıyı kaydedebildiğini belirtiyor. Her şarkının ortalama bant uzunluğunun yaklaşık 3 dakika olduğunu farz edelim. Eğer karıştırma algoritması rastgeleyse, bir şarkının tekrar etmesi için yaklaşık 2 bin 997 dakika beklemeniz gerekiyor. Eğer şarkı Pazartesi gününün ortasında biterse, şarkıyı Çarşamba günü saat 13: 57′ye kadar tekrar dinleyemezsiniz.

Arabanızın yakıtı bitince kaç km daha yol gidersiniz?

Arabanın benzin deposu, sahip olduğunuz yakıt miktarı azımsanarak tasarlanır. Böylece, arabanızın deposu boş gibi görünse de, deponuzun biraz benzin bulunabilir. Arabanızda benzin lambası yandıktan sonra, motor, benzin pompası ve depo arasındaki borularda yaklaşık 2-3 litre kadar benzin kalıyor. Bu da arabanızın yakış durumuna göre 40 ile 60 km kadar yol almanızı sağlar.

Tam güneş tutulması gel-gitleri etkiler mi?

Gel-gitler, yerçekimi ve merkezkaç kuvveti etkisinin birleşimiyle oluşuyor. Dünya, Ay ve Güneş’in aynı doğrultuya geldikleri ve genellikle tam Güneş tutulması süresince, yeni ay ve dolunay konumlarında suların kabarması maksimuma ulaşır ve gelgit olayı en belirgin halini alıyor. Fakat, bu diziliş Ay’ın güneşi örtmesine neden olur, gel-git olayında etkisi yoktur. Tam güneş tutulması, bu olayı izlemek için doğru yerde bekleyenler için sadece büyüleyici bir görsel etki oluşturur.

Olgunlaşmamış muz neden dilimizi burar?

Muz yüksek oranda tanik asit içeriyor. Olgun muzda, bu tanik asit diğer bileşenleri kuşatıyor. Fakat, ham olan Yeşil muzda tanin yok ve dilinizi kaygan yapan mukopolisakarid isimli madde de engelleniyor. Bu da dilinizin kurumasına neden oluyor ve ağzınızda buruk bir tat bırakıyor. Aynı zamanda, olgunlaşmamış muzda çok yüksek oranda nişasta bulunuyor ve ağzınızdaki tükürük salgısı enzimiyle çalışan proteinler içeriyor. Bu nedenle dişleriniz sindirimi çok zor olan nişasta tabakasıyla kaplanıyor. Ağzınızda da bu nişastayı temizleyecek kadar tükürük bulunmuyor. Bugünlerde, yediğimiz tüm muzlar çekirdeksiz ve klonlanarak çoğaltılıyor.

KAR, SEKRETER VE İŞADAMI

Bir işadamı, arabasının bozulması nedeniyle, soğuk ve karlı bir gecede yanında sekreteri olduğu halde dağ başında kalakalır. İkili, çaresiz arabayı terkeder, kalacak yer ve yardım bulmak amacıyla yürümeye başlar.

Saatler sonra sırılsıklam ve soğuktan donmuş halde, bir kulübeye varırlar. Boş olmakla birlikte, içeride her türlü ihtiyacı karşılayacak teçhizat ve malzeme olduğundan, geceyi orada geçirmeye karar verirler.

Ancak, kulübe çok küçüktür, tek odası ve bir tek yatağı vardır. İş adamı, doğal olarak yatağı sekreterine bırakır, kendisi de tek kişilik kanapede gecelemeye hazırlanır.

Her iki taraf da, henüz yatmıştır ki, karanlıkta sekreterin mahzun sesi duyulur:
“Çok soğuk…”

İş adamı, yaşananlardan duyduğu suçluluk duygusunun da etkisiyle olacak, hemen yerinden kalkar, dolaplardan birinden bulduğu bir battaniyeyi sekreterinin üstüne örter. Sekreter, minnettardır şimdi.

Kulübe, henüz sessizliğe bürünmüştür ki, sekreter hanım bir kez daha fısıldar:
“Ben çok üşüyorum…”

İş adamı yine yerinden fırlar, sağı solu tarar, en nihayet bir örtü daha bularak sekreterinin üstünü örter. Sekreter mutlu, mutlu iç çeker.

Tam uykuya dalacaktır ki, sekreterin sesi bir daha duyulur:
“Burası gerçekten de çok soğuk…”

İşadamı bir iç geçirir ve yerinden seslenir:
“Bak aklıma ne geldi. Burası ıssız ve kimsesiz bir yer, karı-koca gibi davransak kimsenin ruhu duymaz.”

“Ah, evet olabilir,” diye umut dolu bir sesle cevap verir sekreter hafifçe kıkırdayarak.

Artık iyice burnuna gelmiş olan işadamı kükrer artık:
“Kalk da üstüne bir şey al, kadın!”

Herşeyi Bildiğinizi mi Zannediyorsunuz?

* Sağ elini kullananlar, sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşarlar.
* Elektrikli sandalye aslında bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
* Bir meşe ağacı elli yaşına geldiği zaman ancak meşe palamudu üretmeye başlar.
* Monaco’ nun ulusal orkestrası, ordusundan daha kalabalık bir kadroya sahiptir.
* Pek çok değerli taş birden fazla elementten oluşur.Tek istisna sadece karbondan oluşan elmasdır.
* İnsanların yüzlerinin neden kızardığı hala bilimsel olarak kanıtlanamamıştır.
* Dünya üzerinde insanların alışkanlıklarını etkileyen yaklaşık beşyüz bin batıl inanç vardır.
* Amerika’ lıların % 9′ u, hayalet gördüklerini resmi kurumlara rapor etmişlerdir.
* Hollandada Nottingham ve Nijmegen Üniversitelerinden bir grup bilim adamı çok büyük bir manyetik alan kullanarak bir kurbağanın havada durmasını sağladılar.
* Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
* Her insanin ayağının büyüklüğü, dirseğiyle eli arasinda kalan kısım kadardır.
* French Paradoks olarak adlandırılan olgu, içkinin zararlı olmasına karşın günde bir bardak kırmızı şarabın kalb-damar yollarına faydalı olmasının paradoksal ifadesi olarak kullanılmıştır.
* Böcek ile beslenen Venüs bitkisinin, avını yakalamak için ağzını kapatması sadece yarım saniye sürer.
* Tuza en dayanıklı ağaç hurma, en dayanıksız olan ağaç ise limondur.
* Uzaydaki yıldızların sayısı, dünyada bulunan kum taneciklerinin sayısından daha fazladır.
* Bilinen ilk kan nakli 1667 yılında bir koyun ile genç bir adam arasında gerçekleşmiştir.
* İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg`dır.
* İnsan vücudundaki demir, vücudun kendi ağırlığını taşıyacak kadar kuvvetli bir demir çubuk yapmaya yeterlidir.
* Kibrit kutusu büyüklüğünde bir altın inceltilerek, bir tenis kortu büyüklüğüne getirilebilir.
* Kadınların kan akış hızları erkeklere göre daha hızlı olduğu için beyinlerine daha fazla kan gider ve yaşlandıkça erkeklere göre daha az beyin dokusu kaybederler.
* İnsanın kaşlarını yukarı kaldırabilmesi için 30 kasını harekete geçirmesi gereklidir.
* Greenland dünyanın en büyük adasıdır, Britanya’nın yaklaşık 10 katıdır.
* Amerika Texas’ta (yaklaşık olarak) 18 milyon kişi ve 16 milyon sığır yaşamaktadır.
* Bir okyanusun en derin bölgesinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
* Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
* Tüm kıtalarda Roma adlı bir şehir bulunur.
* 1963 yılında çekilen Cleopatra filmi tam 43 milyon dolara mal olmuştur.
* En çok para kazandıran Disney filmi; “Aslan Kral” filmidir ve tam 312 milyon dolarlık hasılat sağlanmıştır.
* Gerçek inci, sirkede erir.
* Oyun kağıtları 1685′te Kanada’da para birimi olarak kullanılmıştı. Fransız vali, halkın savaş vergilerini oyun kağıtları ile ödemesi teklifini kabul etmişti.
* İnsan vücudunda bulunan karbon miktarı ile yaklaşık 9000 kurşun kalem üretilebilir.
* Avustralya asıllı aktör Mel Gibson, eşiyle bir çöpçatan servisi kanalıyla tanıştı. Doğuştan tek böbreği olan oyuncunun bir özelliği de, dindarlığı nedeniyle ağzına alkol koymaması.
* Boyun bağları ilk kez Hırvatlar tarafından kullanılmıştır ve onları çağrıştırsın diye benzer bir isimle, kravat diye adlandırılmışlardır.
* Kot pantolonlar (Jeans), bu kumaşın ilk kez kullanıldığı İtalya’nın Genova şehrinin adını almıştır.
* Hindistan’daki iskambil kağıtları yuvarlaktır.
* Traş bıçağı, ilk defa Carl Gilette tarafından bir saat zembereğinden yapılmıştır.
* Normal bir araba lastiği kullanılamaz hale gelene kadar ortalama olarak 32 milyon kez döner.
* Pek çok rujun hammadisinde balık pulu vardır.
* Çakmak, kibritten önce icat edilmiştir.
* Yapıştırmak için kullandığımız bantlar, buz dolabında bekletildikten sonra kullanılırlarsa daha uzun süre dayanırlar.
* Zürafalar yüzemez.
* Sivrisinek kovucu spreyler aslında sinekleri kovmaz, sizi gizler. Spreyler, sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller.
* Paris’in sokaklarından yılda toplam olarak 500.000 ton köpek dışkısı temizlenir.
* Albatros kuşu çürümekte olan bir balina leşinin kokusunu 30km öteden alabilir.
* İlk olarak İngilizlerin köpek dövüştürme geneleği için üretilen karma Pittbull türleri, daha sonra yine İngilizler fazla güçlü oldukları ve diğer köpeklere kazanma şansı bırakmadıkları için yok etmeye karar vermişlerdir. Fakat Pittbull’lar kısa zamanda çok popüler oldukları için bu mümkün olamamıştır.
* Köpeklerin tükürüğü insanlarınkinden temizdir.
* Bir tavuğun bilinen en uzun uçuşu 13 saniyedir.
* Fillerin öldükten sonra da dört ayakları üzerinde kalabilirler.
* Timsahlar pek çok sürüngenin aksine dillerini dışarı çıkartamazlar.
* Tukan kuşunun gagası 20 cm uzunluğundadır.
* Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki, 1 damla kanı ayırt edebilir.
* V. Papa Adrian, çeşmeden su içerken boğazına takılan bir sinek yüzünden ölmüştür.
* Digital Equipment Corparation isimli bir bilgisayar firması başkanı Kenneth Olsen 1977 yılında * İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum” şeklinde bir öngürüde bulunmuştur.
* Gün ışığindan daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
* Motosiklet kazalarının %55’i hafta sonları gerçekleşiyor.
* Japonya’da satılan tüm basılı yayınların %20’sini çizgi romanlar oluşturur.
* Ağustos’ta diğer aylara oranla daha çok bebek doğar.
* Nefesinizi tutarak kendinizi öldürme ihtimaliniz yoktur.
* Ortalama bir insan günde yaklaşık olarak 2 kilo çöp üretmektedir.
* Sıradan bir insan günde ortalama 9.000 adım atar.
* İngiltere’de okul yaşındaki çocukların %57’si Avrupa’daki en sıkıcı ülkenin Almanya olduğunu düşünüyor.
* Küvette meydana gelen kazalarda, terörizmden daha çok insan ölmektedir.
* Kadınların %80’i tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yıkarlar.
* Hastahanede yatarken bir enfeksiyon kapma ihtimali 15/1 dir.
* Dünyadaki insanların 3’te 2’si bir telefon görüşmesi yapmamıştır.
* İstatistiksel olarak lunaparklardaki eğlence trenleri (roller coaster), bahçe sandalyelerinden daha güvenlidir. Fakat yüksek hızları ve insanın bulunmaya alışık olmadığı yüksekliklerdeki ani hareketleri nedeniyle, olduklarından çok daha tehlikeliymiş gibi algılanırlar.
* Dünyada okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin %67’sini kadınlar oluştuyor.
* Sıradan bir insan, bir ev satın almadan önce en azından 8 ev gezer.
* Trafik kazalarında hayatını kaybeden erkeklerin sayısı kadınlara oranla 3 kat daha fazladır. Ayrıca suda boğularak ölen erkeklerin sayısı, kadınlarındakinden 2 kat daha fazladır. Bunlar da ortalama olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı teorisini desteklemektedir.
* Guam yasalarına göre bakirelerin evlenmesinin kesinlikle yasaktır. Bu yüzden Guam”lı erkekler arasında ilginç bir iş kolu oluşmuştur. Bu işi yapan Guam”lı erkekler şehir şehir gezerek, evlenme çağına gelmiş olan genç kızlarla para karşılığı ilişkiye girererek, onları “evliliğe hazırlarlar”.
* Otomobilden sonra, dünya çapında en sık kullanılan dört tekerlekli araç; marketlerdeki alışveriş arabalarıdır.
* Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin büyük şirketlerinin sadece %3′ü kadınlar tarafından yönetiliyor.
* Nike’ın meşhur SWOOSH logosu 1971 yılında Caroline Davidson adlı bir öğrenciye 35 dolara yaptırılmıştır.
* Türkiye’de iş kazaları sonucunda; her 6 dakikada 1 kişi yaşamını kaybetmekte, her iki dakikada bir kişi ise sakat kalmaktadır.
* Dünya fındık ihracatının yüzde 73′ünü gerçekleştiren Türkiye, fındıktan son 10 yılda 6 milyar 806 milyon 290 bin dolar gelir elde etti.
* Dünyanın en değerli markaları Marlboro, Coca-Cola ve Budweiser’dır.
* Ortalama bir ofis çalışanı, mesai süresinin yüzde 15 ila 30′unu bir bilgiyi arayarak geçirmekte ve sadece bu süreçlerin sadece %50’sinde aradığı bilgiye ulaşabilmektedir.
* ABD’ de her yıl 7000 ton kullanılmış para, eskidiği için imha edilmektedir.
* Dünya çapında satılan tüm çiçeklerin, 75′i erkekler tarafından satın alınır.
* Dünyada en çok gümüş, Kodak firması tarafından satın alınmakta ve kullanılmaktadır.
* Ünlü oyun firması Nintedo’nun eski yöneticilerinden Hiroshi Yamauchi bu göreve gelmeden önce, bir taksi firması ile odaları sadece 1 saatliğine kiralanabilen bir “aşk oteli” işletmekteydi.
* Eğer tükrük salgılamıyor olsaydık, yediğimiz hiç bir şeyden tad alamazdık.
* Kanser rahatsızlıklarının üçte biri güneşle alakalıdır.
* Aspirin, yaygın bilinenin aksine ,ağrı kesici değil bir romatizma ilacıdır.
* Afrika’da yaşayan yerlilerin %25’i HIV virüsü taşıyor.
* El tırnakları ayak tırnaklarına oranla 4 kat daha hızlı uzar.
* Diş hekimleri, diş fırçalarının sifon çekilmesinden sonra havada uçuşan maddelerden etkilenmemeleri için tuvaletten en az 2 metre uzakta tutulmasını öğütlerler.
* Erkeklerin renk körü olma ihtimali, kadınlara göre on kat daha fazladır.
* Her yıl yaklaşık 11.000 Amerikalı, garip seks eylemleri denerken yaralanmaktadır.
* Fareler üzerinde yapılan bir deneye göre, Aspirin erkek farelerin beyinlerini etkileyerek, erkeklik hormonu testesteronun işlevini aksatmaktadır. Hamilelik sırasında Aspirin verilen farelerin erkek yavruları bu yüzden doğduktan sonra seks ihtiyacı duymamaktadırlar.
* Rodin’in ünlü ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.
* Ünlü Louvre Müzesi aslında, 1190 yılında Philippe Auguste’un karargahı olması için inşa edilmiştir.
* Park”larda görülen atlı heykellerin ön iki ayağı havada ise heykeldeki kişi, bir savaşta ölmüştür. Eğer yalnızca bir ayağı havada ise, savaşta yaralanmış demektir. Eğer dört ayak da yerdeyse, normal nedenlerle ölmüştür.
* Çok kaliteli bir boya olabildiği için insan kanı uzun süre Kızılderililer tarafından resim yapmak için kullanılmıştır.
* Türk Müziğinin önemli bestecilerinden olan Sadeddin Arel, tam 109 adet saz semaisi besteleyerek bütün Türk Musikisi tarihinde kırılmayacak bir rekorun hala sahibidir.
* Filozof Immanuel Kant, hayatı boyunca yaşadığı kasabadan hiç ayrılmadan felsefe yapmıştır.
* Dünyada en çok kullanılan enstrüman armonikadır.
* Guiness Rekorlar kitabına göre, devlet kütüphanelerinden en çok çalınan kitap Guiness Rekorlar kitabıdır.
* İlk müzik CD’ si; 1984 yılında Amerika’da piyasaya çıkan Bruce Springsteen’in “Born in the USA” adlı albümüdür.
* 1898 yılında Morgan Robertson, Futility adlı kitabı yazdı. Kitap, yapılan en büyük geminin, soğuk bir Nisan akşamında Atlantik okyanusunda bir buzula çarparak batmasını anlatan bir romandı. Titanik bu kitaptan 14 yıl sonra, 1912 yılında batmıştır.
* X ışınlarıyla yapılan araştırmalara göre Mona Lisa tablosunda, görünen Mona Lisa figürünün dışında 3 farklı Mona Lisa görüntüsü daha vardır.
* Kitap okuma oranı en yüksek ülke İzlanda’dır.
* El Salvador ve Honduras arasında oynanan 1970 Futbol Dünya Kupası maçı o kadar elektrikliydi ki, sonuçta iki ülke arasında 3 gün süren bir savaş çıkmıştır.
* Dünya Snooker şampiyonu Joe Davis’in sadece bir gözü iyi görmekteydi.
* Ünlü müzik grubu Simply Red’in ismi futbol sevgisi sayesinde şekillenmiştir. Grup üyelerinin favori takımı olan Manchester United’ın renkleri grubun ismindeki gibi kırmızıdır.
* Bowling oyunu ilk kez 1862 yılında ortaya çıkmıştır.
* 1850 yılından önce golf topları derinin içine kuş tüyü doldurularak yapılırdı.
* MÖ 3000′li yıllarda dini ayinlerin bir parçası olarak yaygınlaşmaya başlayan bowling, asıl popülaritesine 1952 yılında otomatik kuka yerleştiricilerin keşfinden sonra ulaşmıştır.
* Ünlü basketbolcu Wilt Chamberlain, kariyeri boyunca hiç faul nedeniyle oyundan atılmamıştır.
* Arkeologlar tarafından İsviçre’de bulunan en eski ayak izi 5.200 yaşındadır.
* Günümüz ordularına benzer ilk ordu Milattan önce 2686 yılında Mısır kralı Zosar tarafından kurulmuştur.
* 29 Temmuz 1921′de Adolf Hitler’i Nazi Partisi’nin liderliğine getiren seçimde, Hitler rakibinden sadece 1 oy fazla almıştı.
* Mısırlılar’da, tırnağı koyu kırmızı başta olmak üzere kırmızının tonlarına boyamak aseletin simgesiydi. Toplumun alt kademelerine dahil olan insanlar ise ancak soluk renkler kullanbiliyorlardı.
* İncil’de bahsi geçmeyen tek hayvan kedidir
* Tuvalet sifonları milat önce 2000 yılından beri kullanılmaktadır.
* 1.Dünya Savaşı sırasında 9,720,453 asker ve 8,865,649 sivil olmak üzere toplam 19,769,102 kişi yaşamını yitirmiştir.
* Eski Roma’da erkeklerin ifade vermeden önce yemin ederken sağ ellerini testislerine koymaları adet olmuştu. İngilizcede tanıklık anlamına gelen “testimony” sözcüğüde buradan gelmektedir.
* Geçtiğimiz son 3500 yılın, sadece 230 yılı savaşsız, barış içinde yaşanmıştır.
* Mısır piramitleri dış bölümünde kireç taşı ve kral odalarında granit kullanılarak inşaa edildi. 150 tonluk granit blokları kesmek o zamanın bakır araçları ile mümkün olmadığı için, eski Mısırlı piramit ustaları granitin üzerine kum dökerek bakır araçlarla kesim işlemini gerçekleştirdiler. Yani granit blokları asıl kesen bakır araçlar değil, kum oldu.
* Birinci Dünya Savaşı’nda Fransa, ülkedeki tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı.
* 8 asır boyunca dünyanın en yüksek yapısı ünvanını elinde bulundurmuş olan El Gizadaki Büyük Piramitin yüksekliği 147 metredir. Toplam 2,3 milyon taş blok kullanılarak inşaa edilen piramitin toplam ağırlığı 6 milyon tondur.
* İlk ilkel prezervatif 1500’lü yılların başlarında kullanılmıştır.
* Tarihteki en kısa savaş 1989 yılında Zanzibar ile İngiltere arasında meydana gelmiş ve sadece 45 dakika sürmüştür.
* Fransa Kralı 14. Louis sudan nefret ederdi ve hayatında sadece 3 kez banyo yaptı.
* 1. Dünya Savaşı’nın ünlü pilotu Kızıl Baron’un gerçek adı Manfred Von Richtofen’dir.
* Eğer tüm Çin nüfusu önünüzden tek sıra şekilde geçecek olsaydı, siz sıranın bitmesini beklerken doğacak olan yeni Çinliler nedeniyle asla sıranın sonu gelmezdi.
* Amerika’nın Virjinya eyaleti yasalarına göre ev içinde küvet bulundurmak yasaktır.
* İsveç yasalarına göre ülke sınırları içinde, bir foka burnun üzerinde top durdurmayı öğretmek yasaktır.
* Florida’da kuaförde saç kurutucusunun altında uyumak yasaktır. Böyle bir durumda hem uyuyan kadın hem de salon sahibi para cezasına çarptırılır.
* Avustralya’da patikalarda sağ elinin üzerinde amuda kalkarak yürümek yasaktır.
* Bahreyn’de erkek bir doktor, bir kadının genital organlarını muayene edebilir; ancak hastasına direkt olarak bakması yasaklanmıştır. Sadece bir ayna yardımı ile muayene etmesine izin verilir.
* İngiliz yasalarına göre Chester şehrinde, ancak hava karardıktan sonra ve şehir duvarları içerisindeyken bir Galler vatandaşına ok ile saldırmak yasaldır.
* New Jersey ‘de çorbayı höpürdeterek içmek suçtur.
* Gine’de evli bir kadını baştan çıkaran erkeğin ceza olarak el veya ayak parmaklarından biri kesilir. Daha sonra bu kesilen parça ilişkiye giren kadına yedirilir.
* Los Angeles’ta sanık sandalyesinde ağlamak yasaktır.
* Baltimor yasalarına göre bir aslanı sinemaya götürmek yasaktır.
* Dünyadaki tüm ananasların üçte biri Hawaii’den gelir.
* Coca-Cola’nın orijinal rengi yeşildir.
* Çin’deki Beijing Duck adlı restoranda aynı anda 9.000 kişi oturarak yemek yiyebilir.
* Coca-Cola dünyanın en büyük ikinci kamyon filosuna sahiptir.
* Üzümü mikrodalgaya koyarsanız patlar.
* Diet Cola 1983 yılında keşfedilmiştir.
* Çin’de yılda ortalama olarak 278.564.356.980 yumurta üretilir.
* Eğer bira köpüğünün kaybolmasını beklemeyi sevmiyorsanız tek yapabileceğiniz; parmağınızı tükürüğünüzle ıslatıp, köpüğe batırmaktır.
* Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar.
* Her bir şeker zerresinin 16 köşesi vardır.
* Salatalığın %97’si sudan oluşmaktadır.
* Arapça üçgen anlamına gelen “müselles”, Kocaeli yöresinde üzüm şırasının üç kez damıtılmasıyla yapılan özel bir şarabın da adıdır.
* Bir hamburger ekmeğinde ortalama olarak 178 adet susam bulunur.
* Meksikada aslında içinde kurtçuk bulunan tekila içme geleneği yoktur. Tekilanın içine magai tırtılı koyarak satışa sürmek 1950lerde başlayan bir pazarlama yöntemidir.
* Kahve, uluslararası ticaret pazarında en çok satılan ikinci üründür.
* Sarımsak; zakkumgiller familyasından, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğan biçimli sürgünlerinde kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisidir.
* Dünyanın en büyük muz üreticisi Hindistandır. Yıllık ortalama 16 milyon ton muz üretilen Hindistanı, yıllık ortalama 6 milyon ton ile Brezilya takip eder.
* Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizindeki kaloriden daha fazladır.
* 1 şişe şarap yapabilmek için yaklaşık 625 üzüm gerekir.
* Coca-Cola ilk kez 1886 yılında Atlanta’da Jacob’s Pharmacy adlı bir eczanede, bardağı 5 cent’ten satışa sunulmuştu.
* Roma İmparatorluğunun son zamanlarına kadar arıların balı Avrupa’daki tek şeker kaynağıydı.

F1′e sakın basmayın

Internet Explorer kullananlar dikkat. Bir internet sayfası F1 tuşuna basmanızı isterse sakın basmayın.

Microsoft yetkilileri Windows XP kurulu bilgisayarlar üzerinde Internet Explorer’da bir açık ihbarını değerlendiriyor.

Secunia güvenlik firması tarafından bütün güncellemeleri yapılmış Windows XP Service Pack 3 üzerinde, Internet Explorer 7′yi vuran bir açık keşfedildi.

Bu açık saldırgana zararlı kodlarla bezenmiş bir internet sayfası üzerinden, kullanıcının bilgisayarına müdahale etme imkanı tanıyor. Kullanıcıların karşısına pop-up çıkartan saldırganlar, F1′e basılmasını sağlayarak kullanıcıları kandırıyor. Zararlı kod, kullanıcı kanıp açılan pencerede yazığı gibi F1′e basarsa aktive edilebiliyor.

İncelemeler sürse de Microsoft’un ilk araştırmasına göre VBScript ve Windows yardım dosyalarının kullanıldığını tespit etmiş. Kısacası bir internet sayfası karşınıza açılan bir pencere çıkartır ve F1′e basmanızı isterse, basmayın.

En tuhaf en acayip tedavi yöntemleri

Tarih boyunca tıp hastalıklara tedavi yöntemleri bulmaya çalıştı. Hatta Antik çağlarda ve Orta çağda bile çok ileri tedavi yöntemleri uygulandı.Bugünün toplumu geçmişe oranla daha sofistike yöntemleri tercih ediyor ama hala eski zamanlardakine benzer çok ilginç tedavi yöntemleri uygulanmaya devam ediyor. İşte bunlardan bazıları…

1-Şırıngalar

Bu yöntem bir sıvıyı bir silindir ya da tüpün içine koyarak uygulanıyor ve bağırsaklarda şişkinliğe yol açıyor, çünkü toksinlerin vücuttan dışarı atılmasını sağlıyor. Bu yöntem ilacın kana karışmasını hızlandırıyor ve çabuk bir rahatlama sağlıyor.

2-Kan alma

Eski zamanlarda, vücuttan bir miktar kanın alınmasının hastalıkları önleyici ve tedavi edici bir yöntem olduğuna inanılıyordu. Mesala, birinin yüksek tansiyonu varsa, bu yöntemle tedavi ediliyordu. Ateş, baş ağrısı gibi şikayetleri olan hastalar da kan alınarak tedavi ediliyordu. Ve ilginç bir şekilde bu yöntem oldukça etkiliydi.

3-Büyü

Antik çağlarda pagan inancına sahip insanların hastalıkları tedavi edecek güçleri olduğuna inanılıyordu. Hastalar pagan inancına sahip insanlara götürülüyor ve bir kayanın üstüne yatırılarak vücudunda yaşayan hastalık bu büyücü tarafından yok ediliyordu. Ayrıca tedavi sırasında hastaların günah çıkarmaları isteniyor böylece tedavi sürecinin hızlanacağına inanılıyordu.

4-İksirler

İksirler, eski zamanlarda kullanılan bir tür narkoz yöntemiydi. Ameliyatlar sırasında bunları içen hasta uyuyor böylece acı çekmesi önleniyordu. Ama bu iksirler mükemmel oranda karıştırılmazsa ve uygun dozda verilmezse, hastaların ölümüne yol açabiliyordu.

5-Patates kabukları

Patates kabukları yanıkları tedavi etmekte kullanılıyordu. Klasik bandajlar yerine yeni yanmış bölgeye patates kabuğu konulursa yaranın daha hızlı bir şekilde iyileştiği bulundu. Bu yöntemin avantajı ucuz ve acısız olmasıydı. Ayrıca yaralı bölgeyi sürekli nemli tuttuğu için de rahatça çıkarılabiliyordu.

6-Sirke

Isırgan otuyla sirkeyi aynı şişeye koyup beklettikten sonra bunu yılan ya da akrep ısırığı olan bölgeye sürmek, zehrin kana karışımını engelliyor. Aynı zamanda bu karışım acı hissini azaltıyor.

7-Su tedavisi

Bu yönteme göre, bütün ağrı ve sızılardan kurtulmak için sıcak bir banyo yapmak yeterli. Eski zamanlarda, yağlarla ve çiçeklerle zanginleştirilmiş sıcak suda ya da bahar yağmurunda yıkanmanın bütün hastalıkları geçirebileceğine inanılıyordu. Bazı doktorlar bu tedaviyi aşırı noktalara taşıyarak hastalarını günlerce banyoda tutmak, bütün vücudunu ıslak havlularla sarmak gibi yöntemler kullandılar.

8-Felçli bölgeyi kimyasal olarak uyarma

Bu yöntemi ilk olarak Macar bir doktor uygulamıştı. Macar doktor, bazı hastaların felç olduktan sonra şizofrenik belirtiler gösterdiğini ve felç olmaktan mutlu olduklarını gözlemledi. Bir şizofren hastayı tedavi etmenin diğer hastaların da iyileşmesinde etkili olacağını düşündü. Birçok kimyasal yöntem kullanarak onları tedavi etmeyi denedi ve sonunda ‘metrazol’ isimli bir ilaçta karar kıldı. Bunu beyne enjekte ederek bir çok başarılı sonuç elde etti ama bu yöntemin bazı hastalarda birçok yan etkisi oldu.

9-Lobotomi

Hastanın beyninin bir kısmını kesip çıkarmayı içeren bu ilginç yöntem, yıllarca şizofreni, klinik depresyon gibi birçok sinir hastalığını tedavi etmekte kullanıldı. Antipsikotik ilaçlar bulunduktan sonra bu yöntem bırakıldı ve bu yöntem tıp tarihindeki en yanlış tedavi yöntemlerinden biri olarak literatürde yerini aldı.

10-Trepanasyon

Beyinde delikler açarak burada oluşan hastalıklardan kurtulmayı hedefleyen bu yöntemin sara, migren ve ruh hastalıklarını iyileştirdiğine inanılıyordu. Bu yöntem günümüzde beyni etkileyen kafa yaralanmalarını tedavi etmekte hala kullanılıyor!

Denizden ne çıksa yer miyiz?

Hani “Denizden babam çıksa yerim” diye bir laf vardır ya, acaba bunu söyleyenler bakalım bunları yiyebilecek mi?

Gerçi bunlar yenecek şeyler değil ama sonuçta denizden çıkmış değil mi?